Gebelikte En Sık Rastlanan Şikayetler Nelerdir?

1)Bulantı ve Kusmalar
Gebelikte en sık rastlanan şikayetlerin başında gelmektedir. Gün içerisinde herhangi bir saatte olabilse de sıklıkla sabahları olmaktadır. Tükettiğiniz bazı gıdalar ve haliniz bulantılarınızı artırabilmektedir. Gebe kadınların yaklaşık olarak yüzde 30 ila 50 sinde bulantılar rastlanmaktadır. Genellikle üçüncü ayın sonuna doğru kaybolmaktadır.

2)Memelerdeki Değişmeler
Gebelikte hormonal seviyenin artması ile birlikte memeler hassaslaşmaya ve büyümeye başlamaktadır. Bu hassasiyet genellikle ilk trimesterden yani üçüncü aydan sonra azalmaktadır. Meme başı ve aerola adı verilen halka gittikçe koyu bir hal almaktadır.

3)Ciltteki Değişiklikler
Gebelik sürecinde bazı kadınlarda cilt koyulaşması görülebilir. Bebeğin büyümesine ve ani kilo alımına bağlı olarak karın, kalça ve göğüs bölgelerinde çatlaklar oluşabilir. Bu sorun bebe yağı yardımı ile azaltılabilmektedir.

4)Diş Eti Kanamaları
Hormonlardaki değişikliğin artmasına paralel olarak hamilelik sürecinde özellikle fırçalama esnasında diş ve diş eti kanamalarının görülmesi muhtemel bir durumdur.

5)Ödem
Gebelikte ödeme bağlı şişmelerin oluşmasının temel nedeni vücudun sıvı toplamasıdır. Daha çok parmaklar, ayallar ve ayak bileklerinde oluşmaktadır. Beraberinde hipertansiyon da görülebilmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Erken Doğum Nedir, Erken Doğum Nedenleri

Normal şartlarda gebeliğin son bulma süreci 37 ile 40. haftalar arasındadır. Gebeliğin 37. haftadan önce son bulması durumu erken doğum olarak ifade edilmektedir. Erken doğum riski tek gebeliklerde yüzde 10 iken bu oran çoğul gebeliklerde daha fazladır. Erken doğumda yaş faktörü de etkili olup 17 yaş altı ve 35 yaş üstü kadınlarda daha sık rastlanmaktadır.
Gebeliğin beklenen ideâl süresi 9 ay 10 gün iken, herşeye rağmen erken doğumlard a meydana gelebilmektedir. Tıbbın gelişmesi üzerine ülkemizde son yıllarda daha fazla erken doğan prematüre bebek hayatta kalma şansına sahip durumdadır. Daha önceki yıllarda erken doğan bebekler için yaşam 27 hafta iken bugün bu sınır 24 haftaya kadar inmiştir. Bununla birlikte erken doğan bu bebekler erken doğumun verdiği dezavantajlar ile dış dünyaya uyumda problem yaşayabilmekte, çeşitli olumsuz sonuçlara maruz kalabilmektedirler. Bu nedenle uzmanlar erken doğma riski olan bebeklerin daha geç dünyaya gelebilmelerini sağlamak için ellerinden gelen tüm imkanları değerlendirmektedirler. Ancak tüm bu çabalara karşın her zaman erken doğumu engellemek mümkün olamamaktadır.

Erken DoğumunNedenleri?
Erken doğumun nedenine ilişkisi tek bir sebep göstermek mümkün değildir.
Çünkü erken doğum pek çok nedene bağlı olarak gelişen bir durumdur. En önemli nedenlerinin başında çoğul gebelik gelmektedir. Bunun dışında amniyon sıvısının fazla olması, rahim enfeksiyonları, kalıtımsal faktörler, rahimde kanama gibi durumlarda erken doğumu tetikleyen etkenler arasındadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gebelik Sırasında Balık Tüketimi Bebek Gelişimini

Uluslar arası gıda ve ilaç dairesinin ve uzmanların bildirilerine göre balığın sağlığa faydaları saymakla bitmez.

Özellikle gebelik boyunca balık tüketimi bebeğin gelişimini anne karnında destekler. Hamileler haftada 2 kez balık tüketmelidir. Balık az miktarda kimyasal içerir ve omega 3 yağları ile anne ile bebeği korur. Balığın yağ asitleri özellikle beyin gelişimini destekler. Bebek beyin gelişimi ve onarımı için harika bir etkendir.

Omega 3 ayrıca cıvanın enflamatuar etkisine karşı da koruyucudur ve bünyesinde cıva değeri yükselen kişileri bundan korur. Hamileler ve anne karnındaki bebeklerde yükselen cıva değerlerine karşın balık tüketen gebelerde bu sorun azalır ve etkileri önlenir. Çoklu doymamış yağ asitleri nörolojik gelişimi destekler ve zararlı etkenlerden bebeği korur. N3 ve N6 iltihabından korur ve balık çok iyi pişirilmeli ve seçilmelidir. Mevsiminde taze balıklar tüketilmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Çocuklarda Gece Altını İslatma

Gece altını ıslatma, uyku esnasında bilinçsiz olarak veya farkına varmadan idrar kaçırma durumu olarak tanımlanmaktadır.

Normal gelişim özelliği gösteren çocukların çoğu 2 4 yaş aralığında tuvalet eğitimini kazanmış olmalıdır. Bu anlamda hem gece hem de gündüz idrarını tutma becerilerini kazanmış olmaları beklenmektedir.

Alt Islatmanın Nedenleri
1)Fizyolojik Faktörler
Gece ıslatmalarının birçoğu (ortalama %90-95 i) bu grupta yer almaktadır. Bu grupta yer alan çocuklar gece uykusundan mesanelerinin dolu olduğunu hissedemezler. Uyku derinlikleri çok fazla mesane kapasiteleri son derece düşüktür. Bir diğer önemli nokta genel itibariyle alt ıslatma genetik yatkınlığa dayalıdır.

2)Organik Faktörler
Çok küçük bir oran da olsa alt ıslatma problemi yaşayan çocukların bir kısmında böbrek hastalığı diyabet gibi bulgular saptanmaktadır. Organik vakaların 1 diğer kısmını ise ‘polisemptomatik altını ıslatma’ dediğimiz sık ve acil idrar yapma gibi yakınmalar oluşturmaktadır. Bununla birlikte idrar yolu enfeksiyonları da bu soruna neden olabilmektedir.

Tedavisi:
Eğer sorun idrar yolu enfeksiyonu kaynaklı ise bu sorun öncelikle tıbbi yollarla çözülmelidir. Fizyolojik kaynaklı ise aşağıdaki ilkeler dikkate alınmalıdır:
-Çocuk için tuvalete gitmek kolay hale getirilmelidir.
-Akşam geç saatlerde özellikle yatmaya yakın vakitlerde çocuğun fazla sıvı tüketimi engellenmelidir.
-Çocuğun yatağa girmeden önce tuvalete girmesi sağlanmalıdır.
-Çocuğa gece kuru kalması için bez bağlanmalıdır.
-Çocuğun altını ıslatmadığı geceler bir kağıda not edilmelidir.
-Çocuğun özgüven duyması ve benlik algısı desteklenmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Vücudunuz Kronik Olarak Susuz Mu Kalıyor?

İster inanın ister inanmayın birçoğumuzun vücudu kronik olarak susuz kalmaktadır. Vücudumuz kronik susuzluğa zaman içerisinde alıştığı için susuzluğa karşı gösterdiğimiz tepkiler azalır ve daha nadir olarak su içme gereksinimi duyarız. Bu durum zaman içerisinde önemli bir sorun haline gelebilir.

Vücudumuzdaki sıvılardan en önemlisi kandır. Kan besin değerlerinin, oksijenin ve vücut için gerekli maddelerin atardamarlar yolu ile dokulara ulaşmasını sağlar. Aynı kan karbon dioksit ve atıkları da taşımaktadır. Peki, bu noktada suyun önemi nedir? Su kan hacminin yaklaşık olarak %83’ünü oluşturmaktadır. Bu nedenle susuzluk genel sağlığınız için önemli bir tehlike olabilir. Vücudunuzun susuz işlemeye çalışması bir arabanın benzinsiz çalışmasına benzer.

Kronik susuzluğun çözümü oldukça basittir: Düzenli olarak su tüketmek. Bununla birlikte suyun hangi kaynaklardan geldiği de önemlidir. Şişe su sağlıklı su tüketmenin bir yolu iken filtreli musluk suları da oldukça sağlıklıdır. Evinize bir su filtreleme aleti alarak musluk suyunu güveli bir şekilde tüketebilirsiniz. Musluk suları filtreleme yöntemi sayesinde karbon filtreler ile temizlenir ve en sağlıklı su tüketme yollarından bir tanesidir. Eğer suyunuzun sizin için hala güvenli olmadığını düşünüyorsanız şişe su tüketebilirsiniz.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Otonomik Disrefleksi Nedir, Belirtileri ve Tedavisi

Lezyon seviyesi altındaki ağrılı ve dokunma ile ilgili uyaranlar sonucu iç organlardan damarlara bol miktarda kan akışı olması durumudur. T6 ve daha yukarı seviyeli omurilik lezyonlarında görülür.

Belli Başlı Belirtileri
İdrar kaçırma,
Terleme ve soluk ten,
Ciltte kızarıklık,
Mavi renkli cilt,
Ciltte renk değişikliği,
Nabız değişimi,
Baş ağrısı,
Anksiyete,
Ateş, Kabızlık, İshal,
Yüksek tansiyon,
Spazm, kan basıncında artış,
idrarda aciliyet veya duraksama,
Yavaş veya hızlı nabız,
Gece altına kaçırma.

Nedenleri
Otonomik hiperrefleksi,
Spinal kord hasarı.
Testler
Geçmiş hastalık taraması ve fiziksel muayene,
Göğüs ve omurga MR’ı,
Omurga Torokolomber röntgeni,
MR,
Spinal X-Ray.

Tedavisi
Fizik tedavi,
Fiili tedavi,
Konuşma terapisi,
Dinlenme tedavisi.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bipolar Rahatsızlığı Kontrol Etmenin 9 Yolu

1.İlaçlarınızı alın. Doktorunuz tarafından verilen reçeteli ilaçlarınızı aksatmadan düzenli olarak alın. Bipolar bozukluk belirtileri ruh hali dengeleyici ilaçları kullanarak geçirilir. karbamazepin veya lityum bileşenlerini içerir.
2.Günlük egzersizlerinizi yapın. 30 dakikalık bir fiziksel aktivite, ruh halini kontrol etmeye yardımcı olur ve ılımlı olmanızı sağlar.
3.Dengeli beslenin. Size gerekli olan tüm besinleri aldığınızdan emin olun. Düzenli saatlerde yemek yemek günlük rutini oturtmak stresi azaltmaya yarar.

4.Seyahatlerinizi doktorunuza danışın. Yoğunsunuz ve çok seyahat ediyorsunuz. Önce doktora hangi zamanların doğru olduğunu sorun ve bu zamanlar dışında seyahat etmeyin. İlaç programınız bozulabilir ya da manik atağı tetikleyebilir.
5.Her gece aynı saatlerde uyuyun. Ayrıca uyku saatleriniz aynı sayıda kalsın. Mesela her akşam 11’de yatın. 8 saat uyuyun. Manik ve depresif nöbetleri azaltır.
6.Alkol ve uyuşturucudan uzak durun. Sinir bozukluğu ve ruh hali değişikliklerine neden olur. Ayrıca depresyon ilaçlarıyla birlikte alındığında ölüme kadar götürebilir.

7.İş yerinde ve evdeki stresi azaltın. İş yerinde iş saatlerinizi normal aralıklarda tutmaya çalışın. Fazlasına ataklar başlayacaktır. Bazı zamanlar kendinize mola verin ve psikolojik yardım alabilirsiniz.
8.Kafein ve nikotini sınırlandırın. Bu uyarıcılar harekete geçer ve belirtileri daha da kötüleştirebilir. Artı, çok fazla kafein uyku alışkanlıklarını da değiştirir.
9.Acilen tedavi olun. Belirtileri yönetmek ve hayatınıza müdahale etmesini durdurmak için gereklidir. Erken veya geç diye bir şey yoktur. Profesyonel yardım almak neyi ne zaman yapmanız gerektiğini size gösterir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kabızlığa İyi Gelen Bitkiler ve Kür Uygulamaları

Kabızlık sorunu, kişilerin zaman zaman başından geçebilen tuvalete giderek büyük abdest yapma konusunda yaşanan sıkıntı demektir.

Çok zor ve rahatsız edici olan kabızlık sorunu; az sıvı tüketiminden, bağırsaklarda oluşan rahatsızlıklardan ve mide polip3 rahatsızlıklarından ileri gelebilmektedir.

Kabızlık, çoğu kez tıbbi tedavi yolu ile ortadan kaldırılamamaktadır. Bu soruna en iyi çözüm, doğanın bize sunmuş olduğu bitkilerden yararlanmak olmaktadır.

Kabızlığa iyi gelen bitkiler listesin bakıldığında

Sine maki Otu, Rezene ve Anason bitkileri; 1 su bardağı kaynamış suda demlenerek içildiğinde kabızlığa iyi gelmektedir. Lahananın 10 adet yaprağını kaynatarak, günde 2 bardak içildiğinde kabızlığa iyi geldiği gözlenmektedir. Kuru üzümü 1 su bardağı kaynar suda demleyerek, günde 3 su bardağı şeklinde tüketildiğinde bağırsakları rahatlatarak, kabızlığa iyi gelmektedir. ½ litre kaynamış suya kuru kayısı ilave ederek, demledikten sonra günde 2 bardak tükettikten sonra kabızlığınıza son verebilirsiniz. Çayır papatyasını ½ litre suda demledikten sonra günde 1 bardak olmak üzere tüketirseniz kabızlık sorununuza çözüm bulmuş olabilirsiniz. Maydanoz yaprakları ve salatalığın kabuğunu kaynattıktan sonra günde 1 bardak içerek kabızlık sorunundan kurtulabilirsiniz. Taptaze gül yapraklarından 10 adet kadar ½ litre suda haşlandığında günde 2 su bardağı tüketerek bağırsaklarınızı yumuşatabilirsiniz. Bu yöntem de kabızlık sorununuzu ortadan kaldırabilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

İlk Regl Olma Yaşı Hakkında

İNGİLTERE’de yapılan bir araştırma, kızların ilk defa adet gördüğü yaşın, beslenme ve diğer çevre faktörlerinden çok, genetik faktörlerle ilgili olduğunu ortaya koydu. Londra Üniversitesi Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nün çalışmasına göre bir kızın âdet görme yaşında yüzde 57 oranında etkili olan faktör, ailesindeki kadınların âdet görmeye başladığı yaş…

26 bin kadının verilerinin incelendiği araştırmaya göre kızların âdet görmeyaşında kız kardeşlerinin, teyze ve halaları gibi kadın akrabalarının da âdet görme yaşı etkili oluyor. Kızların çoğu annelerinin âdet görmeye başladığı yaştan üç ay sonra adet görmeye başlıyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kalorileri Yakmanın Etkili Yolları

Kilo vermek ve formda kalmak için gün içinde aldığınız kalorileri yakmanız gerekir. Kilo vermek için tükettiğinizden daha fazla kaloriyi; kilonuzu korumak için de aldığınız kalori miktarını yakmalısınız. Kalori yakımını daha etkili bir hale getirmek için ayrıca aşağıdaki yolları da uygulamalısınız:

1. Haftada 4 ya da 6 kez en az 20 dakika kardiyovasküler egzersiz yapın.
2. Ağırlık kaldırın. Kas kütleniz ne kadar fazlaysa o kadar fazla kalori yakarsınız. Bunun nedeni kasların yağlardan daha fazla kaloriye ihtiyaç duymasıdır. Haftada 2 ya da 4 kez ağırlık kaldırın.
3. Günlük egzersizinizi 2 aşamaya bölün. Egzersizden sonra vücudunuz daha yüksek bir seviyede kalori yakar. Eğer günde 2 aşamalı egzersiz yaparsanız, kalori yakma seviyenizi 2 katına çıkarabilirsiniz.
4. Egzersiz aralarında ara idmanlar yapın. Sabit bir hızda 30 dakika yürüyüş yapmak yerine yürüyüş aralarına kısa ve hızlı tempoda yürüyüşler ekleyin.
5. Protein tüketimini artırın. Protein kas oluşumuna yardımcı olur. Bu da metabolizmanızı hızlandırmanıza dolayısıyla da daha fazla kalorinin yakılmasına yardımcı olur.
6. Kahvaltı yapın. Sabah kalktığınızda metabolik hızınız en yavaş seviyededir. Kahvaltı yaptığınızda, metabolizmanız yüksek bir şekilde hızlanır.
7. Gün boyunca küçük öğünler yiyin. Her yemek yediğinizde, vücudunuzu uyandırır ve onu hazma hazır hale getirirsiniz. 3 büyük öğün yerine daha küçük öğünler yerseniz, metabolizmanızı daha fazla harekete geçirirsiniz. Bu da daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur. Öğünlerinizin sayısını artırdığınızda aynı kalori miktarını almaya dikkat edin. Öğünlerinizin sayısını artırarak daha fazla kalori almamalı, sadece aynı miktarı küçük porsiyonlarla almalısınız.
8. Su için. Vücudunuz susuz kalırsa, kalori yakılması da yavaşlar. Günde en az 2 litre su içmeye çalışın (eğer egzersiz yapıyorsanız daha fazla içmelisiniz).
9. Bol sebze ve meyve yiyin. İşlenmiş gıdalardan uzak durmalısınız, çünkü bu gıdalarda bol miktarda saklı yağ ve şeker bulunmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Adet Öncesi Sendrom Hakkında – Dr. Mete Bostancı

Her ayın belli günlerinde işgücü kaybına ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olan adet ağrıları; diğer adıyla Premenstrual Sendrom, birçok kadının ortak sorunu. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini gösteren PMS’nin 150 farklı çeşidi bulunuyor.

Premenstrual Sendrom, kadınlarda adetin ikinci yarısında fiziksel ve davranışsal belirtilerle kendini gösteren, hafif ve orta şiddette ağrılara verilen isim. Bu hastalık kadınların hem iş hem de kişisel ilişkilerini çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Dr. Mete Bostancı, kadınların yaşam kalitelerini etkileyen bu hastalıkla ilgili merak edilenleri anlattı.

Op. Dr. Mete Bostancı, PMS’nin sıklığı ile ilgili farklı çalışmalar olmasına rağmen, bu sendromun genellikle adet gören kadınların %30 – %80’inde görüldüğünü belirtti. Başlangıç yaşı 26 olan sendromdan, doğum yapmamış kadınların daha fazla etkilendiklerini de sözlerine ekledi.

PMS’nin çok sayıda bedensel ve ruhsal şikayete de yol açtığını belirten Op. Dr. Mete Bostancı, en sık karşılaşılan şikâyetlerin karında şişkinlik, göğüslerde gerginlik ve baş ağrısı olduğunu ekledi. Op. Dr. Mete Bostancı “Ayrıca, kilo artışı hissi, sıvı tutulumu, iştahta artış, ciltte sivilcelerin ortaya çıkması gibi değişiklikler ile barsak hareketlerinde de değişimler görülebiliyor. Psikolojik şikâyetler ise halsizlikten duyarlılık artışına, gerginlikten anksiyeteye, kadar farklılık gösterebiliyor” dedi.

PMS’nin çok daha ağır seyreden formunun ise Premenstrual Disforik Hastalık (PMDD) olarak tanımlandığını belirten Op. Dr. Mete Bostancı, PMDD gibi ciddi semptomların ise 18 – 48 yaşlar arasında ve kadınların %3 – %8’inde görüldüğünü sözlerine ekledi.

Tedavide karbonhidrat alımını artıran ve düşük yağlı vejetaryen diyetlerin, günlük kalsiyum alımı, B6 kullanımının denenebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mete Bostancı; “Hastaları genel sağlık nedenleri de düşünülerek, haftada 2 – 3 kez egzersiz yapmaları konusunda uyarıyoruz. İlaç tedavileri ise hastanın şikayetlerine göre değişiyor. İdrar söktürücüler düşük dozlarda ve potasyum tutucu nitelikte seçiliyor. Hastaların öyküsünde psikiyatrik bozukluklar varsa psikoterapi de tedavi yöntemi olarak denenebiliyor. Ancak PMS için en etkili tedavi, depresyonu önleyen antidepresan ilaçlarla gerçekleşiyor” dedi.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Anoreksiya Gebeliği Engellemeye Çözüm Değil

Anoreksiya nevroza hastası kadınlarda adet dönemleri ya düzenli olmuyor ya da bazıları hiç adet görmüyor, bu yüzden de hamile kalamıyorlar. Yalnız bir yeme problemi olan anoreksiya gebeliği tamamen önlemiyor. Düzenli adet görmüyor olsanız ya da adetleriniz kesilse bile gebe kalma riskiniz hala sürüyor.

Bu konuda doktorlara ve diğer sağlık görevlilerine danışabilir, gerekli bilgiyi edinebilirsiniz. Bilgi edinme ve tedavi sırasında doktorunuza ailenizdeki yeme bozuklukları geçmişinizden de bahsetmelisiniz. Ayrıca doğum öncesi kontollerinde yeme bozuklukları ve ailenizin beslenme geçmişinin bile etkilerini görebilirsiniz.

Amerika’da yapılan araştırmaya göre, anoreksik kadınlarda gebe kalma ve doğurma yaşı, normal gebeliklere göre daha düşük ve yine anoreksik kadınlarda çocuk aldırma bu rahatsızlığı yaşamayanlara kıyasla daha sıklıkla görülüyor. Yani, anoreksiya gebe kalmaya hiçbir zaman engel değil. Kulaktan dolma bilgilerle, kilo vermeye çalışarak, vücuda ihtiyaç duyduğu besinleri göndermeyerek adet dönemleriniz üstünde oynayabileceğiniz doğru. Ancak bu durum daha kötü sonuçlar yaratabiliyor ve siz bu sırada sağlığınızla da oynuyorsunuz. En iyisi adet dönemlerinizi düzenli bir şekilde yaşamak, hatta bu dönemlerde oluşan düzensizlikleri ciddiye alıp, doktorunuza başvurmak, çözümler aramaktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Over Kanserinin Belirtileri ve Nedenleri

Her yıl her 70 kadından biri over (yumurtalık) kanserine yakalanmakta! Yumurta üreten ve hamileliğin oluşmasını sağlayan yumurtalıklar, yumurtalık kanseriyle büyük tehlike altına girmektedir.

Bu kanserin belirtileri başlangıç evresinde görülmez. Hastalığa yakalandığınızı fark ettiğinizde kanser, büyük bir bölgeye yayılmış olabilir. Bu kanserin yol açtığı ölüm oranı fark edilememekten dolayı git gide artmaktadır.

Yumurtalık Kanserinin Nedenleri

Daha önceden göğüs kanserine yakalanmış kişiler yumurtalık kanserine yakalanmada daha büyük risk taşımaktadırlar. Ayrıca yaşlı kadınların bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir. İstatistiklere göre, 35 ila 54 yaşları arasındaki kadınların %25’i yumurtalık kanserine bağlı olarak ölmektedir.

Aşırı kilolu genç kızların bile bu kanser türüne yakalanma riskleri vardır. Bunun yanında 5 yıl boyunca sürekli olarak östrojen hormonu alan kadınlar bu hastalığa yakalanabilmektedir. Bu kanser türü emziren ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha düşük oranlarda görülmektedir. Yumurtalık kanserinin 3 türü vardır: Epityal Kanser, Üreme Hücresi Tümörü ve Stromal veya Seks Kord Stromal Tümörü.

Semptomdaki Belirsizlikler

Yumurtalık kanserinin semptomlarında belirsizlik ortaya çıkabilir. Bu hastalık saptandığında, kanser hücreleri vücuda yayılmaya başlar. Başlangıç evresinde birkaç semptom ortaya çıksa bile bunlar diğer enfeksiyonların işareti olabilir.

Bu kanser türünün semptomlarından bazıları; karnın şişmesi, iştahsızlık, az yenilse bile tokluk hissi, karında ve belde ağrı. Bu belirtilerden dolayı yumurtalık kanseri, huzursuz bağırsak sendromu ile karıştırılabilmektedir.

Bu semptomların yanı sıra, reglde düzensizlik, kabızlık, hazımsızlık, açlık kaybı, huzursuzluk ve kusma da ortaya çıkabilir. Ayrıca üst karında ağırlık hissedilebilir. Kiloda inişler ve çıkışlar, idrarı kontrol edememe de diğer semptomlar arasındadır.

Eğer bu semptomların hepsi ya da birkaçı ortaya çıkmışsa, derhal muayene olmalısınız. Biyopsi ve sitolojiye girmelisiniz. Ayrıca birkaç kan testi de yaptırmalısınız.

Ameliyat Gerekli:

Yumurtalık kanserinin tek tedavi yolu ameliyattır. Ameliyattan önce veya sonra kemoterapi gerekir. 40 yaş üstü veya bazı temel testleri yaptırmamış kadınlar, bir jinekoloji uzmanına danışmalı ve gerekli testleri en kısa zamanda yaptırılmalıdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bağışıklık Sisteminiz Hakkında Gerçekler ve

Bağışıklık sistemi vücudu enfeksiyondan korur. Onu desteklemek bize avantaj sağlar. Özellikle soğuk algınlığı ve gripten bizi korur.

Bakteri ve virüslerle beyaz kan hücreleriyle savaşır. Bağışıklığımızla ilgili gerçek ve efsaneler nelerdir?

Gerçekler.
Meyve ve sebze tüketmek bağışıklık sistemini korur. Bu insanlar daha az hastalanır, bakteri ve virüslere karşı daha dayanıklıdır.
Pozitif olmak bağışıklığı destekler. İyi bir görünüm, iyi ve güzel düşünceler, olumlu yaşanan olaylar bizi dış etkenlerden korur.
Öksürük gibi dış etkenlerden yayılan mikroplara karşı kendimizi korumalıyız. Biri hapşırıp öksürürken ortamdan uzaklaşmak veya yüzümüzü kapamak da yine bağışıklığı korur.
Annenin bebeğini emzirmesi, bağışıklığını destekleyen en önemli faktördür.

Yanlışlar.
Uykunun bağışıkla ilgisi yoktur düşüncesi tamamen yanlıştır. Yetersiz uyku kişinin bağışıklığını savunmasız bırakır. Herkes kendi ihtiyacına uygun olan uyku miktarında uykusunu almalıdır. Kestirmek de yetmez. İyi bir gece uykusu şarttır.
Takviyeler daha çabuk iyileşmemizi sağlar düşüncesi de yanlıştır. Aynı şekilde çocukların bağışıklığı için vitamin almaları da çok büyük bir etkiye sahip değildir.
Egzersizin yararı olmadığı söylenir. Oysa egzersiz yaparak sağlıklı ve aktif kalırız ki bağışıklık sistemimiz dış etkenlerle kolayca savaşabilsin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Grip ve Soğuk Algınlığı Nasıl Tedavi Edilir?

Soğuk günleri atlatırken sağlığınızdan olmayın, sıcak ortamlarda vakit geçirmeye çalışın.

Zamanla dinlenerek, tavuk çorbası ve sıcak çay gibi besinlerle beslenerek belirtilerden kurtulmak mümkün. Mideye ve boğaza işleyen sıcak etki iyileştiricidir. Bu yüzden sıcak çay ve çorba içeriz. Mukusu rahatlatır öksürüğü azaltır. Buhar etkisi ve sıcak bir banyo da iyi gelecektir. Grip olunca nem vücuttan daha çok gider. Bu nedenle bu dönemde daha çok sıvı tüketilmeli, su içilmeli. Kafein, alkollü içecekler ve sigarayı azaltın veya kesin.

Burnun grip dönemlerinde çatlaması kızarması gibi sorunları sık yaşanır. Cilt yatıştırıcı sıcak tuzlu su burun damlası krem gibi seçenekleriniz var. Bu şekilde yapılan gargaralar boğazı da rahatlatır. Çinko ve C vitamini desteği almaya bakın. Ekinezya bitkisi de gribe karşı doğal çaredir. Bir ilaç almadan önce doktorunuza görünün ve önerisini alın. Dışarı çok çıkmayın mümkünse evde dinlenin, sıcak ortamlarda durun ve insanlarla temas kurmayın. Öksürük ve hapşırık sırasında kendinizi koruyun.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Burnumuzun İçinde Tehlikeli Bakteriler Gizleniyor

Potansiyel zararlılar olan stafilokok bakterileri aslında uzağımızda değil, burnumuzun içinde gizleniyor.

Sağlıklı kişiler üzerinde yapılan testler ve araştırmalarda burunda yaşayan gizli tehlikeler ortaya çıkmıştır. Yaklaşık olarak yarısının antibiyotiğe karşı duyarlı olduğu yani ilaçla yok edilemeyen Staphylococcus aureus zararlıları burun deliğimizden girip orada yaşamaya başlıyor. Birkaç haftalık direniş ve tedavi sonrasında burundan düşerek ya da ölerek yok olabiliyorlar.

İnsanların yaklaşık üçte biri bu bakterinin taşıyıcısı ve bu sorunla karşı karşıya. Bulaşıcı bir rahatsızlık olduğundan yakın teması kabul etmiyor. Grip gibi dinlenmek ve soğuktan kaçınmak, insanlardan uzak durmak gerekiyor.

Zayıf bağışıklık sistemi olanlar da cilt hassaslığı olanlar da belirti gördüğünde ya da riskli durumda hastaneye gitmeli. Yara, kesik, kateter ya da kan yoluyla bir şekilde vücuda girebiliyor. Daha sonra kalp rahatsızlığı, pnömoni ve enfeksiyona yol açıyor. Yaşamı tehdit eden bu bakteri moleküler enfeksiyonun kaynağı.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Antibakteriyel Sabun İle Vücut Yıkamak

Antibakteriyel sabun ve vücut yıkama hakkında görüşler oldukça vurgulanmakta.

Hastalık ve enfeksiyonlardan korunmak adına antibakteriyel sabunlarla yıkanmalıyız. El, yüz ve vücut temizliğinde bu sabunlara önem vermeliyiz. Normal sabunlara göre etkileri daha fazla. Okulda, işyerlerinde ve evde bu durumun öne çıkarılması gerek. özellikle bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği okullarda çocuklar bu sabunları kullanmalı.

Hastalıkları önlemede bu sabunlar ve suyla durulama çok önemli. Sıvı ve bar halindeki antibakteriyel sabunlar bakterilerin ömrünü kısaltıyor ve vücuda girişini önlüyor. Testosteron ve tiroid hormonlarını da bir nevi koruyor. Bakteri direncini kırıyor. Piyasada bolca yer alan bu aktif madde içerikli antibakteriyel sabunları kullanmalıyız.

Soğuk algınlığı ve gribin kol gezdiği şu günlerde bu gibi desteklere daha fazla ihtiyacımız var. %60 alkol içeren dezenfektan sabunlar alkol ve su bazlı içeriğiyle koruyor. Yemekten önce ve sonra, ya da gerekli gereksiz çoğu durumda ellerimizi su ve sabunla iyice yıkayalım, mikropları öldürüp sağlığımızı koruyalım.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Soğuk Algınlığı ve Grip Sezonunu Nasıl Atlatırız?

Ellerinizi iyice yıkayın. Kirli eller hastalığın başlaması için yeterlidir. Parmaklardan ağıza ve göze mikroplar yayılır.

Sıkça su ve sabunla ellerinizi yıkayın. Mevsiminden önce grip aşısı olun. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar aşı olmalı. Hamileler de doktor kontrolünde aşılanmalı. Ağrı kesiciler, grip ilaçları, bitkiler, sabun ve antibakteriyel temizlik ürünlerini önceden dolabınızda stoklayın. Termometre, derece, hazır çay ve çorbaları doğal olanlarından depolayın.

Belirtileri de izleyin fakat doktora da mutlaka gidin. Burun akıntısı veya tıkanıklığı bile olsa hastalanmış olabilirsiniz. Ateş, ağrılar, yorgunluk ve grip belirtileri ile başlar. Doğru ilacı kullandığınızdan emin olun. Eczacınıza ya da doktorunuza danışın. Antibiyotikleri kafanıza göre kullanmayın hatta bunlar en son çaredir. Hastaysanız dışarı çıkmadan sıcak evinizde dinlenin.

Virüslerle hareket ederek baş edemezsiniz. İstirahat ve beslenmeyle üstesinden gelin. Bol sıvı ve C vitamini tüketin. Öksürük şurubu veya ılık bal için. Ekinezya, mürver ve C vitaminli otlar ve karışımlar da gribe karşı etkilidir. Et suyu, su, meyve suyu gibi sıvı gıdalar tüketin. Sıcak çorba ve ıhlamur iyi gelecektir. Tıkanıklığı çözer, solunumu rahatlatır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Mevsimsel Alerjiler Hakkında Doğru ve Yanlışlar

Çöl iklimleri alerjileri tedavi ediyor mu? Çiçekler ve polenler alerjiye neden olur mu? İşte mevsimsel alerjiler hakkında bilinmeyenler.

İklimler alerjenleri ve alerji kapmayı tetikleyebilir fakat çok az bir oranda. Bazı bitki ve otlar, polenler her yerde bulunur. Herkesin de alerjisi farklı şeylere karşıdır.

Çiçeklerle fazla haşır neşir olmak alerjiye yol açmaz. Çiçek değil ama ağaç ve bazı otlar alerji neden olabilir. Hava yoluyla taşınan polen ve maddeler buna sebeptir.

Yerel kanallardan günlük polen sayısı veya oranı öğrenilebilir ve dışarı çıkmadan buna göre tedbir alınabilir. Yüzünüzü örter veya işinizi ertelersiniz.

Sanıldığının aksine polenden oluşan bal alerjiyi tetiklemez. Yağmur ise alerjik maddeleri bize taşıyabilir. Havada gizlenen alerjenler nem ve ısı değişimiyle bize ulaşır. Gündüzün alnında kuru ve rüzgarlı günlerde dışarı çıkılmamalıdır.

Çürüyen ahşapta, küfte, mantarda, toprakta alerji kapılmaz. Soğuk havalarda bitkiler donar ve alerjik maddeleri öldürür.
Alerji hem çocukta hem yetişkinde gelişebilir. Düzenli aşılama ile bundan korunmak da mümkündür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kabızlık Hakkında Efsane ve Gerçekler

Efsane: Her gün bağırsak hareketleri yaşanır. Bu durum kişiden kişiye değişir.

Bazı insanlar günde üç kez bazıları haftada üç kez tuvalete gidebilir. Ortak sorun bağırsak hareketleridir ve kabızlık haftada 3 ve daha az tuvalete gitmektir. Haftada bir ve az hareket varsa ciddi sorununuz var demektir. Tıbbi yardım istenmelidir.

Efsane: Kabızlık toksinlerle ilgilidir sağlık sorunlarına yol açar. Kabızlıkta dışkıda zehirli maddeler vücut tarafından emilir. Artrit, astım, kolon kanserine bağlı oluşabilir. Kolon temizliği, laksatifler toksinler ve diğer maddeler temizlenmelidir.

Efsane: Kabızlık için sadece daha fazla life ihtiyaç duyulur. Beslenmede lifli yiyeceklerin artırılması kabızlığa yardımcı olur. Ama kronik kabızlığı geçirmez. Tiroid bezi veya şeker hastalığı olabilir. Parkinson, inme ilaçların yan etkileri olabilir. Nadir durumlarda kolorektal kanser ve otoimmün hastalıkların habercisi olabilir. Dışkıda kan, bağırsak hareketleri, nedensiz kilo kaybı ve şiddetli ağrı varsa doktora görünün.

Gerçek: Süt kabızlığa neden olabilir. Laktoz intoleransı olan süt kabızlık nedenidir. Doktora danışın.
Gerçek: Sakız yutmak kabızlık nedenidir. Nadir durumlarda çocuklar sakız yuttuklarına gelişebilir. Sindirilemeyen maddeler sistemi bloke eder.

Efsane: Ruh haliniz tuvalet düzeninizi etkiler. Depresyon kabızlığı etkiler daha da kötüleştirebilir. Meditasyon ve yoga iyi gelir. Stresi azaltın ve rahatlayın. Karın masajı özellikle iyi gelir.
Gerçek: İlaçlar kabızlık sebebi olabilir. Ağrı, depresyon, yüksek tansiyon, ve Parkinson hastalığı gibi bazı ilaçlar kabızlık ile ilişkilidir. Çok fazla kalsiyum ve demir de kabızlığa yol açabilir.

Gerçek: Su yardımcıdır. Bol su içmek kabızlık için bire birdir. Sıvılar kabızlığı hafifletir ve önler. Dışkıyı yumuşatır. Kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durun.
Gerçek: Egzersiz yardımcıdır. Fiziksel aktivite eksikliği kabızlık nedenidir. Bağırsak hareketlerini aktif tutun. Yemeklerden sonra bir saat bekleyip yürüyün. 15 dakika yürüyün, yoga ve esneme hareketleri yapın.

Efsane: Kahve kabızlığı geçirir. Sindirim sistemindeki kasları teşvik eder. İdrar söktürücüdür dışkıya sıvı çeker ama kabızlığa iyi gelmez. Kahve, çay, kola ve alkol iyi gelmez.
Kan görürseniz ciddi bir durum olabilir de olmayabilir de. Mutlaka doktorunuza görünün. Hemoroid kanaması olabilir. Kabızlık ve ıkınmadan oluşabilir. Bordo ve siyah kanama gastrointestinal bölgeden kaynaklanır. Ciddi anlam taşıyabilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Çizikler Neden Kaşıntı Yapar?

Washington Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan cilt testlerine göre derideki çizikler kaşıntı yapıyor.

Özellikle kronik kaşıntı yaşayan insanlara bakıldığında deride çizik ve benzeri durumların olduğu gözleniyor. Derideki çizikler hafif de olsa ağrıya neden olabilir çünkü merkezi sinir sisteminde omurilikteki sinir hücrelerini etkiler. Beyne ağrı sinyalleri gönderilir.Derideki çizikler hafif de olsa ağrıya neden olabilir çünkü merkezi sinir sisteminde omurilikteki sinir hücrelerini etkiler.

Beyne ağrı sinyalleri gönderilir.  Tepki olarak nöronlar ağrı sinyallerini sürekli taşır. Washington üniversitesinde yapılan deney ve çalışmalar sonucunda cilde dışarıdan gelen yabancı madde teması ve oluşan çizik, yırtık, kanama, yaralanma gibi etkenler ağrıya ve ağrılı bir kaşıntıya neden oluyor bu durum hastaya göre geçici veya kalıcı olabilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Selülit Nedir? Nasıl Önlem Alınmalıdır?

Selülit, ciltte portakal kabuğu görünümü oluşturan, kıvrımlı görünüme neden olan bir problemdir. Kadınların ortalama yüzde 80 ilâ 95 i selülit problemi ile karşılaşabilmektedir

Nedenleri:
-Kalıtım
-Kan dolaşımına bağlı bozukluklar
-Hormonal bozukluklar
-Dengesiz beslenme
-Sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklara sahip olma
-Psikolojik nedenler
-Sürekli hareketsiz kalma
-Bağ dokusu zayıflığı

En Çok Hangi Dönemlerde Ortaya Çıkar?
-Gelişim dönemindeki kızlarda
-Gebe kadınlarda
-Menopoz öncesi ve sonrasında
-Obezlerde

Nasıl Önlem Almalı?
Kadınların en büyük korkularından ve fiziksel sorunlarından biri olan selülit, oluşumunun başında önlem alındığı takdirde ilerleyişi durdurulabilir ve giderilebilir. Bunun için yapılması gerekenler;
-Günde 1,5 litre su tüketin.
-Yüksek kalorili, yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durun. Tükettiğiniz besinlerin düşük kalori içermesine dikkat edin. Metabolizmayı harekete geçiren ve dokuların kuvvetlenmesine yardımcı olan magnezyum, silisyum ve fosfor içeren besinlerden bolca yeyin.
-Bol bol yürüyüş ve spor yapın. Bu şekilde kan dolaşımınızdaki bozukluğu ortadan kaldırabilirsiniz.
-İmkânınız doğrultusunda bir uzmandan destek alın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Ödem Neden Oluşur? Ödeme Neden Olan

Ödem, hücre içindeki sıvının hücre dışına çıkması sonucu cilt altına ve doku aralarına birikmesi durumudur. Vücutta gözle görülür bir şişmenin yani ödemin olması yaklaşık 3 litre kadar bir su tutulumu olması anlamına gelmektedir.

Ödem Oluşumunun Nedenleri:

-Tüketilen yiyeceklere dikkat edilmemesi. Tuzlu, hazır soslu, alkollü yiyecek ve içecekler vücutta ödem oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
-Çeşitli sağlık sorunları ve hastalıklar nedeniyle birtakım ilaçların kullanılması vücutta ödem oluşumuna neden olmaktadır. Hormonal ilaçlar, tansiyon, romatizma ve kortizon ilaçları bunların başında gelmektedir.
-Çok fazla hareketsiz kalmakta özellikle kol ve bacaklarda ödeme neden olabilmektedir.

Ödem Oluşumuna Neden Olan Hastalıklar.:
Bazı hastalıklar, bireyde ödem oluşumuna neden olabilmektedir. Bunların başında böbrek, karaciğer ve kalp-damar hastalıkları, vücuttaki çeşitli araçlar ve hormonal bozukluklar gelmektedir.

Tedavi:
Temel tedavisi diyete yöneliktir. Bu diyette uyulması gereken temel kurallar şu şekildedir:
-Tuzlu yiyecekler yemekten kaçınılmalıdır.
-Alkollü ve kafeinli içecekler tüketilmemelidir.
-Hazır besinlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.
-Hazır sos tüketiminden kaçınılmalıdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Depresyon ve Diyabet, Böbrek Hastalığı Riskini

Diyabetli hastalar bir de depresyon sorunu yaşıyorsa böbrek hastalığı riskleri artıyor.

Kronik böbrek hastalığı riski bu kişilerde oldukça yüksek. Kronik böbrek hastalığı böbrek yetmezliğine kadar gidebiliyor. Böbrek fonksiyonları kaybedilebilir. Uzun süre depresyondan muzdarip diyabet hastaları yaş ilerledikçe bu sorunları daha sık yaşıyor ve tedavide geç kalındığında diğer sağlık sorunları gelişebiliyor.

Seattle’daki Washington Üniversitesi’nden bir nefroloji uzmanına göre böbrek sorunları ve depresyon ilişkisi birbirini tetikleyebilen sorunlar ve şeker seviyeleri dengesizliştikçe risk artıyor. Diyabet ileri yaşlarda özellikle ciddi bir risk ve sağlık sorunu. Ayrıca başka sorunlara yol açıyor.

Böbrek fonksiyonlarına lab testlerinde bakılmış ve depresyonun etkileri görülmüştür. Diyabette risk faktörleri, yaş, etnik köken, yaş, medeni durum, eğitim durumu, sigara durumu, vücut kitle endeksi, yüksek kan basıncıdır. Kilolu ve tansiyon hastası olmak riski artırır. Yine sigara içmek ve mutsuzluk gibi nedenleri de vardır.

Majör depresyon çekenlerde böbrek yetmezliği riski %85 oranındadır. Düşük enerji , iştah azalması, uykuda zorluk ve ilgi eksikliği depresyon belirtileridir. Majör ve minör depresyonda böbrek sorunu iki katı artar. Kalp sorunları ve enflamasyon sorunlarını da beraberinde getirir. Sebep sonuç ilişkileri üniversitelerde uzmanlar tarafından araştırılmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Nekroz (Doku Ölümü) Nedir? Neden Kaynaklanır?

Vücudun oluşturduğu belli bir mekanizma sonucunda dokular fonksiyonlarını kaybederek nekroza yani doku ölümüne girebilirler. Bahsedilen bu doku ölümü genellikle el ayak parmak uçları kulak kepçesi ve bunun gibi vücudun uç kısımlarında gözlenebildiği gibi iç organlarda da gözenebilmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse aşırı soğukta kalmış bir kişinin parmak uçları kesilebilir çünkü bu bölgede kan dolaşımı sağlanamamış ve bundan dolayı parmak dokusu ölmüştür.

Bir dokuda herhangi bir sebeple kan dolaşımı sağlanamaz ise o doku hem oksijen ihtiyacını hem de enerji üretmek için gerekli olan besin ihtiyacını karşılayamamaktadır. Tüm bunların sonucu olarak bireyde iskemi adı verilen durum gelişir ve acil müdahalede bulunamazsa nekroz oluşur. Bir doku bir kez nekroza uğramış ise bunun hiçbir şekilde geri dönüşümü yoktur. Bu gelişme gangren olarak da isimlendirilmektedir.

Nekroze neden olan durum sadece soğuk havalar değildir. Cüzzam hastalıgı da vücuttaki uç organların sinirlerine zamanla harabibiyet vermesine ve dökülmesine neden olur. Ağrı kesicilerin bilinçsiz tüketilmesi de böbreklerde ağır tübüler nekroz oluşumuna neden olmaktadır. Bununla birlikte diabet yani şeker hastalığı da diabetik ayak olarak adlandırılan sorunu oluşturur.
Nekroza uğrayan dokunun tekrar eski haline getirilmesi kesinlikle mümkün değildir ve uzuv vücuttan uzaklaştırılmalıdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Östrojen, Menopozdan Sonra İdrar Yolu

Vajinal yoldan östrojen tedavisi menopoz geçiren kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu riskini önler.

Yeni bir laboratuar araştırmasında bu durum kanıtlanmıştır. İdrar yolu enfeksiyonları kadınların belli dönemlerinde tekrarlanan bir durumdur. Yaşa bağlı değişimler ve östrojen seviyesine bağlıdır. Menopoz sonrası bu hormon üretimine bağlı olarak enfeksiyon olasılığı da artar. Standart olarak antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Antibiyotiğe karşı enfeksiyon direnci bir süre sonra artıyor ve faydasız kalıyor. Bakterilere cevap biçimi değiştirilirse bu tip hastalıklar daha kolay önlenir.

Bu sebeple vajinal östrojen kullanımı daha uygun bulunmuştur. Kadın cinsiyet hormonu maalesef enfeksiyonu çeken bir yapıdadır. Topikal östrojen vajinal krem, temel mekanizmaları sunarak iyileşmeye çare bulur. İsveçli bilim adamları kadınların yarısında bu tedavinin olumlu etkilerini görmüştür. Tüm kadınlar yaşamı boyunca en az bir kez idrar yolu enfeksiyonu yaşar. %25 oranında kadında enfeksiyon tekrarlar. Farelerde ve insanlarda deneyler yapılmış ve sonuçlar elde edilmiştir.

Mesanede doğal antimikrobiyal madde üretiminde teşvik ortaya çıkmış ve hormon da mesane boşluklarında idrar yolunu tıkamaya başlamıştır. Bu zor duvarların arasında da bakteriler üremeye başlamış ve hastalık yayılmıştır. Östrojen ise bu yayılmayı önlemiştir. Çalışmaya göre, östrojen hücrelerinin dağıtılması teşvik eder ve bir enfeksiyon sırasında hücrelerin aşırı kaybını önler. Hap şeklinde östrojen alanlar meme ve rahim ile mesane kanserine karşı riskli durumda kalırken, vajinal östrojen kremi kullanan kadınlar daha güvenli bir konumdadır. Jinekolog veya ürolog ile mutlaka görüşün ve doğru tedaviyi birlikte bulun.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Ülseratif Kolit Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve

Ülseratif kolit inflamatuvar barsak hastalığıdır. Bu bir iltihaplanma şeklidir kanamalı olabilir ve sindirim sisteminde meydana gelir.

Bu alanda yaralara yol açabilir. Rektum ve kolon yani kalın barsakta olur. Hücrelerde kronik iltihaba sebep olur. Sakinleştirici ilaçları mevcuttur, ülseratif kolit iltihabını azaltan günlük yaşamı kolaylaştıran tedaviler mevcuttur. Karın ağrısı ilk belirtisidir. Karın ağrısı, ağrılı ishal sıkça ve hafif olarak görülür. Kalıcı belirtileridir. Kilo kaybı diğer belirtisidir. Kolonda kronik inflamasyona neden olabilir sindirim sorunlarına neden olabilir. Kilo kaybı, iştahsızlık, mide bulantısı, çocuklarda zayıf büyüme görülür. Eklem ağrısı, cilt yaraları, yorgunluk, anemi ve sık ateş görülebilir. Kırsal kesimde daha yaygındır, genelde 15-25 yaş arasında görülse de her yaşta görülebilir. Bağışıklık sistemi zayıflığından ileri gelen bu rahatsızlık sindirim sistemindeki bakterilerden kaynaklanır. Stres ve kötü beslenme de tetikler. Yatış gerektiren bir bakım süreci vardır. Kanama, ülser ve susuzluk hastalığı ilerletir. Kan ve sıvı kaybı hastanede durdurulur. Cerrahi müdahale gerekebilir. Ülseratif kolit için kolondaki iltihabı temizlemeye yardımcı ilaçlar verilebilir. İlk olarak aminosalisilatlar verilir yetersiz gelirse steroid, prednizon gibi ilaçlar verilebilir. ağışıklık aktivitelerini etkileyerek inflamasyonu azaltmak için bağışıklığı düzenleyen ilaçlar verilir. 3 ay içinde etkileri görülür. Biyolojik tedavide ise tümör nekroz faktörü (TNF) olarak adlandırılan bir enflamasyonu indükleyen bir protein yok edilir. Yağsız ve lifli gıdalarle beslenme önerilir. Kalorili gıdalardan kaçınılır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Böbrek Taşı Neden Oluşur, Tedavisi Nasıldır?

Böbreklerden süzülen idrar ve kan karışımı oluşumundan meydana gelebilir.

İdrarda tuz ve diğer mineraller bir şekilde böbrek taşı üretebilir. Şeker kristali büyüklüğündedir ve burada tıkanmaya sebep olur. Nadiren fark edilir ve pin pon topu büyüklüğünde de gelişebilir. Mesane ve dar kanallara itilerek tıkanma yapar. İdrar yolu boyunca hareket eden bu taşlar şiddetli ağrıya neden olur.

Diğer belirtileri, karın arkası ve kasıkta şiddetli ağrı, sık ve ağrılı idrara çıkma, idrarda kanama, bulantı ve kusmadır. Küçük taşlar belirti vermeden gelişir. Doktorunuz size ağrı kesici verecektir. İdrar boşaltımı için bol sıvı tüketmeniz gerekir. Günde en az 10 bardak su içilmelidir. Böbrek taşı düşüren reçeteli ilaçlar da mevcuttur.

Alfa bloker ilaçları üreter duvarlarını rahatlatır. Yan etkileri hafiftir genelde baş dönmesi ve baş ağrısı yapar. Böbrek taşı kırmak için yüksek enerjili şok dalgaları da kullanılır. Ufalanan parçalar idrar yoluyla atılır. Yan etkileri kanama, morarma ve işlem sonrası hafif ağrıdır.

Üreteroskopi mesaneye yakın böbrek taşında kullanılır. İnce bir tüp idrar yolu boyunca geçirilir ve taş kırılarak parçalara ayrılır. Büyük taşlar için cerrahi gerekir. İdrarda bulunan su, tuz ve mineral dengesi değiştiğinde böbrek taşı oluşur.

Kronik durumları yeme içme, hareket gibi birçok faktör tetikler. Az su içmek en büyük sebebidir. Protein, sodyum, çikolata, koyu yeşil yapraklılar ve oksalatlı gıdalar taşı oluşturabilir. Kilo alımı da risk faktörüdür. Kalsiyum içeren gıdalar sanılanın aksine bu durumda iyi gelebilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Silikon Taktırmakla İlgili Endişeleriniz mi var?

Göğüslerinize silikon taktıracaksanız veya ilk kimyasal soyma operasyonunuzu geçirmeyi planlıyorsanız, küçük endişeler yaşamanız çok doğal. Ancak herhangi bir operasyon geçirmeden önce kararınızı dikkatlice gözden geçirmeniz sağlıklı ve mantıklıyken, telaşlarınız ciddi korkulara dönüşüyorsa, bir daha düşünmenin tam zamanı.
Her şeyden önce kendinize şu soruları sorun:

• Bu doktoru iyice araştırdım mı ve onun işinde iyi olduğuna emin miyim?
• Bu doktorun yanındayken; o ofisindeyken veya çalışanlarıyla birlikteyken; kendimi güvende ve rahat hissediyor muyum? Ona dış görünüşümü ve hayatımı teslim edecek kadar güveniyor muyum?
• Cerrahi olanaklar tamamıyla sağlandı mı?
• Yaşayacağım her şeyi, olası durumları, tehlikeleri, anestezi sürecini ve sonrasını etraflıca konuştuk mu?
• Bu doktorun benimkiyle benzer operasyonlardan geçmiş hastalarının öncesi ve sonrası fotoğraflarını inceledim mi?
• Doktorum bana operasyon hakkında özenli açıklamalar yaptı mı ve beni bu konuda bilgilendirdi mi? Ben bu açıklamaları içeren, bilgilendirildiğimi gösteren belge imzaladım mı?

Kararınızı tekrar gözden geçirmenizin ardından, korkularınız hala sürüyorsa, doktorunuzla konuşun ve bunun için son güne kadar da beklemeyin. Uzman doktorlar sizi mutsuz etme riskini almaktansa, geçireceğiniz operasyonu daha ileri tarihlere almayı tercih ederler ve dolayısıyla doktorunuza özel durumlarınızı açıkça bildirin.

En önemlisi de, eğer doğru olduğunu hissetmiyorsanız, operasyonu iptal edin. Çünkü sonuçlarına katlanmak zorunda kalacak olan yine sizsiniz.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Masajdan daha çok yararlanmanın sırları

Selam bayanlar! Bugünün konuk blogcusu profesyonel bir masaj denildiğinde, bazen gösterişsiz bir yaklaşımın daha rahatlatıcı bir deneyim sağlayacağını şu yakınlarda keşfetmiş olan kıdemli editör Bethany Heitman. Hikayenin tamamını okuyun.

Bu yılki maddi krizden etkilenmediğim için kendimi şanslı görüyorum. Cosmo’da harika bir işim olduğundan maddi durumum hemen hemen iyi derecede ve bu yıl aklımda bütçe planı yapmak var. Harcamalarımı kıstığım en önemli alan güzellik ritüelim. Saç kestirme zamanlarımın arasını uzattım ve eczanelere (daha ucuz olduklarını bildiğim için) sık sık uğramaya başladım. Ancak hala paramı akıtmayı planladığım bir şey var ki; o da güzel, geniş kapsamlı bir masaj. Yılda en az iki kere genel bir masaj yaptırıyorum. Çok rahatlatıcı oluyorlar ve beni ciddi şekilde stresten uzaklaştırıyorlar.

Yıllardır tadına doyulmaz masajlar yaptırıyorum ancak birkaç hafta önceki kadarını daha önce yaptırmamıştım. New York’taki Jeunesse Spa’ya gittim. İlk 10 dakikası daha önce yaptırdığım masajları andırıyordu. Malzeme dolabından kendime yumuşacık bir bornoz buldum. Bekleme salonunda bir ibrik dolusu salatalık suyu vardı ve masaj terapisti kendini tanıtıp, ne sertlikte dokunuşlardan hoşlandığımı sordu. Her şey standart güzellikteydi, ta ki ben masaj masasına uzanana kadar. İlk fark ettiğim şey geride çalan müziğin olmayışıydı. Masaj yaptırırken başta bir süre kulak tırmalayan Enya şarkıları veya doğa sesleri soundtrack’leri duymaya alışkındım. Daha sonra masaj yağının kokusuz olduğunu fark ettim. Bu minimalist yaklaşım beni şaşırtmıştı ancak birkaç dakika içinde diğer spalardaki burun direğini kıran lavanta esanslı masaj yağı kokusunun ve geride çalan garip, yapmacık cırcırböceği sesinin burada olmayışı hoşuma gitmeye başladı. Sesin ve kokunun olmayışı inanılmaz rahatlatıcı sıvazlamalara yoğunlaşmamı ve düşüncelerimin huzur içinde akışını sağladı. Sonrasında o kadar rahat hissettim ki bundan sonra masaj yaptırmak istediğimde Jeunesse Spa’ya gitmeye karar verdim.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Meme Kanseri Hakkındaki Rivayetler

Bazı yanlış bilinen rivayetler meme kanseri hastalarını veya bu riski taşıyanları merak altında bırakıyor. Şimdi tek tek rivayetlerin neler olduğunu ve aslında gerçeklerinin ne olduğunu görelim:
Genetik: Sadece ailede meme kanseri akrabaları olan kişiler bu risk altındadır sadece bir rivayetttir. Bu hastalığa sahip olan hastaların %85’inin aile öyküsü ile bir ilgisi yoktur. Anne ve kız kardeşte görülen kanserde hastalığın riski artar. Beslenme ve egzersiz gibi yaşamsal faktörler de bunu etkiler.
Baba tarafından akrabalar: Baba tarafında meme kanseri olan varsa önemli değildir denilir. Bu da yanlıştır. Aile ağacının her iki tarafına da bakılmalıdır. Miras genler tarafından etkilenilir.

Mamogram: Mamogram meme kanserini önler ve kansere yakalanma riskini azaltır. mamogram kadınlarda meme kanseri tespit etmek için kullanılan bir tarama testidir, ancak meydana gelen kanseri engellemez. Mamografi taramaları kadın ölümlerinin sayısını azaltarak tedavinin en etkili olduğu en erken bir aşamada kanseri bildirerek önleyebilir.
Radyasyon: Mamogram sırasında kullanılan radyasyon meme kanserine neden olur rivayeti de vardır. Pozlama radyasyon yüksek dozlarda kanser riskini yükseltir. Ancak mamogramda düşük doz kullanılır. Radyoterapi alınmaya başlanırsa asıl burada radyasyon tehlkesi yüksektir.

Yaş: Genç kadınlar meme kanseri olmaz denilir. Meme kanseri ayrımcılık yapmaz. Bu olguların %25’i 50 yaş altında kadınlarda görülür. Genç kadınlarda genellikle kötü hücreler daha çabuk büyür ve gelişir.
Cinsiyet: Sadece kadınlar meme kanseri olabilir. Neredeyse yılda 2000 erkek meme kanserine yakalanıyor. Erkekler de kadınlar gibi meme dokusuyla doğar ve kanser olabilirler. Ancak yumurtalıklar tarafından üretilen kadın hormonları meme dokusunun büyümesini teşvik ederken, erkeklik hormonu testosteron da engellemektedir. Bu da kadınların oranını 100 kat artırır.

Şekil: Meme kanserinde sadece topaklanma yumrular oluşur. En sık görülen türleri golf topu gibi nodüller sert ve ağrısız şişkinliklerdir. Cilt tahrişi, meme ağrısı, meme başı akıntısı, kolunun altında lenf bezlerinde şişme ve kızarıklık ve memede kalınlaşma gibi işaretleri vardır.
Cerrahi: Kötü huylu hücreyi ve meme dokusunu kaldırarak kanserden kurtulunur. Bunun yanında redyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler de kullanılır ve kanserden tamamen kurtulunmaz.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kadınlar İçin Zor Bir Karar: Çocuk Aldırma

Keşke hiçbir kadın bu kararı almak zorunda kalmasa ya da bırakılmasa, ancak böyle durumlar da pek nadir değil. Özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nde. Birleşik Eyaletlerde çocuk aldırma konusunda yeni bir boyut kazandıracak bir ilaç önerildi. Joe Pitts’in öne sürdüğü bu ilaç, çocuk aldırmaya gelenleri geri çevirip çevirmeme konusunda hastanelerin karar alma mekanizmasını güçlendirecek.

Bu ilaç çocuk aldırma karşıtlarının kabul ettirmeye çalıştıkları yeni bir öneri. Çocuk aldırma karşıtları içinse çocuk aldırmak için gerçekten kabul edilebilir sebepler öne sürülmelidir. Örneğin; tecavüz ya da yakın akrabalar arası cinsel ilişki sonucu olan hamilelikler çocuk aldırmaya sebep görülebilir.

Bu konular çocuk aldırma ile ilgili kanunların oluşumunda büyük tartışmalara yol açtı. Tüm bu tartışmalarda herkesin kabul ettiği tek bir şey vardı. O da kadının kendi vücuduyla ilgili karar alabilme hakkının olması gerektiğiydi. Çünkü çocuk aldırmaya izin verilmemesi kadın hak ve özgürlüklerine karşı çıkmak anlamına gelecekti.

Birleşik Eyaletler’deki “Yaşamın Korunması Hukuku” içeriğinde kadınlarla ve kadın haklarıyla ilgili konular bulundurmaktadır. Şimdilerdeyse bu kanunlar bütünü hastaneleri kadınlara uygun şekilde davranmaya yönlendiriyor. Çok nadir durumlarda bir kadının bebeğini korumak için kendi hayatını tehlikeye atması gibi kendi vücuduyla ilgili alacağı kararların bebeğinin hayatını tehlikeye düşürebileceği de öngörülüyor. Tüm tartışmaların sonucunda bir kadının çocuk aldırmaya karar verebilme hakkı hem anaysal hak hem de bir insan hakkı olarak kabul edildi.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Meme Kanserinde Erkekler de Risk Altında

ABD araştırmalarına göre erkeklerde de meme kanseri riski oldukça yüksek.

Aslında meme kanserinin kadınlara özgü olduğu düşünülse de erkekler de potansiyel risk altında. Kadınlarda bu oran 8 de 1 iken erkeklerde 13 binde 1. Ayrıca erkeklerde yaşamda kalma şansı da daha az. Teşhiste de erkekler daha dezavantajlı çünkü tümör boyutu daha büyük ve tedavide kurtulma ve iyileşme oranları daha düşük.

Mamografi gibi tarama yöntemleri kadınlar için daha fazla seçeneklerle karşılarına çıkıyor erkeklerde tarama test olanakları ve bilinç daha az. Birçok kişi halk arasında erkeklerin meme kanseri olmayacağını ve oranın az olduğunu tedavide iyileşmede de daha şanslı olduğunu düşünür. Kadınların meme ve süt bezleri kansere ve tümör gelişimine daha yatkın. Kadınlarda meme kanseri riskini artıran tüm nedenler erkekler için de aynıdır. BRCA1 ve BRCA2 genleri kalıtsal mutasyon yoluyla tümöre geçit verir. Sigara, obezite, kötü yaşam koşulları, radyasyon kanseri artırır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Varis Neden Olur? Belirtileri Nelerdir?

Varis, normal olarak kalbe kan taşıyan damarların, damar kapakçıklarında oluşan bozulmalar sonucu damarların, kalbe kan taşıyamaz duruma gelmesi ile damarın kanla dolması ve koyu renkli bir görüntü almasıyla oluşur. Oluşan bu görüntüye de varis adı verilir. Varisler, en çok bacaklar üzerinde kendini belli etse de vücudun her yerinde yaşanabilen bir durumdur.

Varis Oluşma Nedenleri Nelerdir?
Varisler, genellikle uzun süre ayakta kalanlar, aynı pozisyonda oturanlar ve uzun süre hareket etmeden çalışan tüm kişilerde oluşan bir damar hastalığıdır. Bunların dışında, genetik, doğum sonrası ve bacak yaralanmalarına bağlı olarak ortaya çıkan varisler de olabilmektedir.
Varis Belirtileri Nelerdir?
Varisin en büyük belirtisi şiş ve koyu renkli damar görüntüsüdür.
Koyu renkli ( mavi, mor, kırmızı ) ve eğri -büğrü damar oluşumu
Bacaklar üzerinde ağrı
Varis olan bölgelerde uzun süren kanama durumları
Bileklerde şişlik oluşumu
Ayağa kalkma sırasında kramp oluşması
Ayak bileğinde oluşan yara ve lekelenme durumları
Varis Tedavisi:
Varislerin, vücut üzerindeki durumuna göre düzenli ve hareketli egzersizler, varis çorabı kullanmak, bacaklar yukarıya gelecek şekilde uzatmak veya varisli damarların lazer yöntemi ile alınması gibi cerrahi işleme gidecek şekilde tedavi gerekebilir. Bu tamamen varislerin ciddiyetine bağlıdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Meme Kanseri Riskini Artıran 9 Etken

Meme kanserinin erken aşamalarında teşhis edilmesi hayat kurtarmada ve tedavinin başarısında çok önemlidir.

Peki kadınların çoğu zaman unuttuğu ve bilmediği meme kanserini tetikleyen nedenler nelerdir?

Öncelikle normal ideal ve sağlıklı kilonuzda olmanız önemlidir. Östrojen hormonu ve hücreleri kanserde etkendir ve %30 ila %60 oranında fazla kilolar bunda etkilidir.

Bel çevresi ölçünüz arttıkça meme kanseri riskiniz de artıyor. Kilo yönetimi diyet ve spor önemlidir.

Haftanın müsait günlerinde egzersiz yapmaya önem verin. Size en uygun aktiviteyi seçin ve glukoz insülin seviyenizi düzenlerken sağlıkla dolun ve meme kanseri riskini en aza indirin.

İçki alışkanlıklarınız da bu riskte etkilidir. Alkolü kesin veya azaltın. Aşırı alkol tüketimi meme kanseri riskini artırır. Özellikle gebelikte uzak durun.

Beslenmeniz de kanser gelişiminde önemli bir role sahip. Sebze ve bitkisel bazlı beslenmeye çalışın. Zararlı ve hazır yiyeceklerden uzak durun.

Kanserde önemli tetikleyicilerden biri de aile öyküsü ve genlerdir.
Genlerinizi aile kökeniyle beraber taratın düzenli kontrollere gidin.

Irk ve etnik köken de meme kanserinde etkendir siyah tenlilerde risk artar.

Son olarak çevresel kirlilik kimyasallar toz duman gaz benzin solumak ve temas etmek kanseri etkiler.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Erkeklerde Kısırlığa Neden Olan Faktörler Nelerdir?

Çocuk sahibi olabilmek için kadınlarda olduğu gibi erkeklerde meydana gelebilen bir takım sağlık sorunlarından dolayı kısırlık nedeniyle çocuk yapmak mümkün olmayabilmektedir.

Erkeklerde yaşanan kısırlık nedenlerini ele almak gerekirse; kısırlığa neden olan sebeplerin başında aşağıdaki maddeler gelmektedir.

• Sperm oluşumunda bozukluklar: erkeklerde kısırlığı meydana getiren en önemli sebeplerden biri sperm oluşumundaki bozukluklardır. Yeterli miktarda üretilemeyen spermler kısırlığın en büyük sorunlarındandır. Özellikle çok sıcak ortamda çalışanlar, sürekli oturarak çalışanlar, kimyevi ortamda çalışanlar, hastalık sebebiyle alınan ağır ilaçlar sperm üretimini düşüren başlıca sebeplerdir. Ayrıca küçük yaşlarda geçirilen ağır hastalıklar sebebiyle de hasar meydana gelerek sperm üretiminde sorun yaşanabilmektedir.
• Sperm kanallarında taşınma bozuklukları: Sperm sayısı ve kalitesi normal olan erkeklerde sperm taşıma kanallarında bozukluk ve tembellik olduğunda sperm sağlıklı bir şekilde kadın yumurtasına taşınamayacağından kısırlık şeklinde bir durum meydana gelmektedir. Bunun nedeni, sperm kanallarının gelişmemesi veya kanallarda oluşan iltihaplı ağır hastalıklar sonucu gerçekleşmiş cerrahi işlemlerden kaynaklanabilmektedir.
• Kesin ve net olarak bilinen nedenlerin dışında bazen çeşitli diğer nedenlerden dolayı da erkeklerde kısırlık meydana gelebilmektedir. Bunların başında; çevresel sorunlar, kalıtsal bozukluklar, yoğun stres, hormon düzeyleri gibi faktörler gelmektedir. Tüm bu faktörler sperm kalitesini ve düzeyini olumsuz yönde etkileyerek kısırlığa sebep olmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...