Prof.Dr İbrahim Saraçoğlu, Gıda Takviyeleri Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Prof.Dr İbrahim Saraçoğlu, Gıda Takviyeleri Video

Kansızlık Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Vücudumuzun yaşam sıvısı, yaşamımız için olmazsa olmaz ögelerden bir tanesi de kanımız, canımız, yaşam sıvımız.

Kanımız tüm vücudumuzun dengesini sağlayan, organlarımızın ve bedenimizde ki tüm sistemlerimizin doğru dürüst çalışmasına yardımcı olan, vücudumuzda damarlarımızın içerisinde sürekli devir daim eden yaşam sıvımızdır.

Bu yüzden vücutta yeteri kadar kan üretilmediği takdirde çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıklardan en yaygın olanı ve bilineni de kansızlık rahatsızlığı. Halk arasında kansızlık olarak bilinen bu durum, tıp dilinde ki ismi ile ise ; ‘’ anemi ‘’ olarak bilinir ve adlandırılır.

Peki, nedir bu kansızlık? Kanın azalmasına mı denir?

Tıbbi olarak açıklayacak olur isek kansızlık; damarlarımızda ki kanımızın içerisinde yer alan alyuvar ve hemoglobin ( kana rengini veren madde ) azlığı ve de eksikliğinde meydana gelen rahatsızlığa kansızlık hastalığı ya da rahatsızlığı denir.

Kansızlığın birçok nedeni olabilir. Bu irsî olup yani aileden de geçmiş kalıtsal da olabilir sonradan da olabilir.

Ancak kansızlığın en büyük nedenleri arasında yer alan en önemli etken yanlış ve düzensiz beslenme, yani kısaca beslenme bozukluklarıdır. Yine bunun yanı sıra aşırı fazla adet kanamaları, basur kanamaları da kansızlığa neden olan etmenler arasında yer alır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Karaciğer Hastalıkları ve Belirtileri

Bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere, vücudumuzun adeta kontrol merkezi, ayar noktası olan ve yaşamsal birçok fonksiyonda büyük rol oynayan, vücut içerisinde ki sistemlerin düzgün çalışmasına deste olan karaciğerlerimiz ile ilgili bir çok hastalık bir çok rahatsızlık çeşidi mevcut ne yazık ki.

Karaciğer şişmesi, karaciğer yağlanması, karaciğer sirozu, karaciğer yetersizliği , ve daha bir çok sayabileceğimiz benzer hastalıklar.

Peki, bu hastalıkların ortak özellikleri var mıdır? Varsa nelerdir? Karaciğerleri ile ilgili sorun yaşayanların ortak şikâyetleri nelerdir?

Elbette karaciğer ile ilgili sorun yaşayan karaciğer hastalarının sorunları da, şikayetleri de benzerlik gösterebilir hatta ve hatta çoğu kez aynı şikayetler mevcut olabilir.

İşte karaciğer hastalarının ortak şikayetleri ve karaciğer ile ilgili hastalıkların belirtileri şu şekildedir;

·         Gaz şikâyeti ( özellikle de bağırsaklarda biriken gaz ),

·         Sağ boşluk olarak adlandırılan bölgede hissedilen şiddetli ya da ara ara giren hafif sancılar,

·         Mide şişliği,

·         Gaz çıkarmada gelen pis koku,

·         Yüzde meydana gelen lekeler,

·         Ellerde meydana gelen lekeler,

·         Dilde paslanma olarak adlandırılan durum ( özellikle de sabahları aç karnına ) ,

·         Nefes kokması
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gebelikte Sağlıklı Beslenme Önerileri Neler?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç anne beslenmesinin altını çiziyor.

Neolife Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç, “Annenin beslenmesi, döllenmeden başlayarak gebelik boyunca, bebeğin gelişimi ve sağlığı üzerine etki ediyor. Bu nedenle, annelerin dengeli beslenmeye ve bazı özel takviyeleri almaya özen göstermeleri gerekiyor. Bu takviyelerin başında; folik asit, demir ve kalsiyum geliyor.” diyor.
Folik asit desteği, hamilelik planlı ise öncesinde, planlı değilse öğrenildiği anda alınmaya başlanıyor. Kan yapımı için gerekli olan ve özellikle sinir sisteminin oluşumunda rol oynayan folik asit, bebeğin ilk üç ayındaki organ gelişimini destekliyor. Folik asit, hamilelikten önce 400 mikrogram, hamilelik döneminde günlük 600 mikrogram dozunda alınması gerekiyor.

Folik asit; koyu yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanak, tam tahıllı ürünler (ekmek, kahvaltılık gevrek ve makarna), turunçgiller, kuşkonmaz, kuru yemişler, bezelye, kuru fasulye, börülce, nohut,  ve mercimekte bulunuyor.

Demir, annenin kan yapımı için olduğu kadar, bebeğe transfer edilecek demirin karşılanması için de alınması gereken desteklerin başında geliyor. Günlük demir ihtiyacı 27mg olan hamileliğin ilk aylarında hafif demir takviyesi (30mg/gün), daha sonra ise kan sayım değerlerine bakılarak 60-120mg/gün demir kullanılabiliyor.

Demir; kırmızı et, hindi, kuru kayısı, tam buğday ekmeği, yumurta, soya, kuru fasulye, bezelye, mercimek, nohut, bakla, domates, patates, üzüm, kuru yemişler ve ıspanak gibi besinlerde bulunuyor.

Demirin emilmesi için vücudun C vitamini ihtiyacının da karşılanması gerekiyor. C vitamini; narenciye, kivi, çilek, yeşil biber ve brokoliden alınabiliyor.

Yeterli kalsiyum alımı da anne adayının beslenmesinde büyük önem taşıyor. Diyetle yeterli kalsiyum alınmaması halinde, bebeğin ihtiyacı olan kalsiyum anne iskeletinden çözülerek sağlanıyor. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1200 mg olan hamilelik döneminde kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, soya fasulyesi, balık, tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, şalgam ve badem anne adayının beslenmesinde vazgeçilmezler arasında yer alıyor.

Saraç; hamilelikte folik asit, kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor ve çinkoya olan ihtiyacın arttığına dikkat çekiyor. Bu dönemde vücudun bazı vitamin ve minerallere olan ihtiyacı artmasa da, eksik beslenme nedeniyle günlük gereksinimin altında kalması da sorun olabiliyor. Örneğin vejeteryan olan kişilerde; demir, magnezyum eksikliğinin yanı sıra D vitamini ve B12 vitamini eksikliği de görülüyor. D vitamini eksikliği anne adayında gebelik zehirlenmesi (toksemi) ve kemik erimesi gibi problemlerin yanı sıra bebekte; düşük doğum kilosu, kalsiyum düşüklüğüne bağlı havale nöbetleri, kalp yetmezliği ve kemik hastalıklarının görülmesine neden olabiliyor. Bu nedenle hamilelik için standart bazı takviyelerden söz etmek mümkün olsa da kişiye özel ihtiyaçların göz önüne alınması oldukça önemli. Çoğul gebelik, genç annelik, sık doğum, önceden mevcut olan hastalıklar, yetersiz beslenme, düşük kilo gibi nedenler hamilelik döneminde özel bir beslenme programı uygulamayı gerektiriyor. Ancak ihtiyaç duyulan tüm vitamin ve mineral takviyelerinin kontrolsüz kullanılmaması gerektiğini de belirtmekte fayda var.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hamilelikte Nasıl Bir Beslenme Uygulanmalı?

Anne adayları bu yazıyı mutlaka okusun. Uzmanlardan beslenme önerileri ve gebelik gelişimi..

Hiç kuşkusuz, her anne ve baba adayı sağlıklı bir bebek sahibi olmayı ister. Bazı vitamin ve minerallere vücudun ihtiyacının arttığı bir dönem olan hamilelikte, anne adayının beslenme çantasında neler olmalı? İşte sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için anne adaylarının beslenme programının olmazsa olmazları…

Neolife Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç, “Annenin beslenmesi, döllenmeden başlayarak gebelik boyunca, bebeğin gelişimi ve sağlığı üzerine etki ediyor. Bu nedenle, annelerin dengeli beslenmeye ve bazı özel takviyeleri almaya özen göstermeleri gerekiyor. Bu takviyelerin başında; folik asit, demir ve kalsiyum geliyor.” diyor.

Folik asit desteği, hamilelik planlı ise öncesinde, planlı değilse öğrenildiği anda alınmaya başlanıyor. Kan yapımı için gerekli olan ve özellikle sinir sisteminin oluşumunda rol oynayan folik asit, bebeğin ilk üç ayındaki organ gelişimini destekliyor. Folik asit, hamilelikten önce 400 mikrogram, hamilelik döneminde günlük 600 mikrogram dozunda alınması gerekiyor.

Folik asit; koyu yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanak, tam tahıllı ürünler (ekmek, kahvaltılık gevrek ve makarna), turunçgiller, kuşkonmaz, kuru yemişler, bezelye, kuru fasulye, börülce, nohut,  ve mercimekte bulunuyor.

Demir, annenin kan yapımı için olduğu kadar, bebeğe transfer edilecek demirin karşılanması için de alınması gereken desteklerin başında geliyor. Günlük demir ihtiyacı 27mg olan hamileliğin ilk aylarında hafif demir takviyesi (30mg/gün), daha sonra ise kan sayım değerlerine bakılarak 60-120mg/gün demir kullanılabiliyor.

Demir; kırmızı et, hindi, kuru kayısı, tam buğday ekmeği, yumurta, soya, kuru fasulye, bezelye, mercimek, nohut, bakla, domates, patates, üzüm, kuru yemişler ve ıspanak gibi besinlerde bulunuyor.

Demirin emilmesi için vücudun C vitamini ihtiyacının da karşılanması gerekiyor. C vitamini; narenciye, kivi, çilek, yeşil biber ve brokoliden alınabiliyor.

Yeterli kalsiyum alımı da anne adayının beslenmesinde büyük önem taşıyor. Diyetle yeterli kalsiyum alınmaması halinde, bebeğin ihtiyacı olan kalsiyum anne iskeletinden çözülerek sağlanıyor. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1200 mg olan hamilelik döneminde kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, soya fasulyesi, balık, tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, şalgam ve badem anne adayının beslenmesinde vazgeçilmezler arasında yer alıyor.

Saraç; hamilelikte folik asit, kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor ve çinkoya olan ihtiyacın arttığına dikkat çekiyor. Bu dönemde vücudun bazı vitamin ve minerallere olan ihtiyacı artmasa da, eksik beslenme nedeniyle günlük gereksinimin altında kalması da sorun olabiliyor. Örneğin vejeteryan olan kişilerde; demir, magnezyum eksikliğinin yanı sıra D vitamini ve B12 vitamini eksikliği de görülüyor. D vitamini eksikliği anne adayında gebelik zehirlenmesi (toksemi) ve kemik erimesi gibi problemlerin yanı sıra bebekte; düşük doğum kilosu, kalsiyum düşüklüğüne bağlı havale nöbetleri, kalp yetmezliği ve kemik hastalıklarının görülmesine neden olabiliyor. Bu nedenle hamilelik için standart bazı takviyelerden söz etmek mümkün olsa da kişiye özel ihtiyaçların göz önüne alınması oldukça önemli.

Çoğul gebelik, genç annelik, sık doğum, önceden mevcut olan hastalıklar, yetersiz beslenme, düşük kilo gibi nedenler hamilelik döneminde özel bir beslenme programı uygulamayı gerektiriyor. Ancak ihtiyaç duyulan tüm vitamin ve mineral takviyelerinin kontrolsüz kullanılmaması gerektiğini de belirtmekte fayda var.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Rahim Kanserinde Tüp Bebek Mümkün

Prof. Dr. Teksen Çamlıbel rahim kanseri yaşayan kadınların bebek sahibi olabileceğini bildirdi.

Kadınları tehdit eden rahim kanserinin en önemli sebebi genetik kalıtımdır. Önceden yapılacak muayenelerle kadınların kanser olma ihtimali belirlenebilir. Yüksek risk grubunda kişilerin rahmi alınarak bu tehdit en baştan yok edilebilir. Rahmi alınan bir kadının cinsel hayatı bu durumdan etkilenmez ama çocuk sahibi de olamaz. Ancak rahim nakli sonrası tüp bebek yöntemi uygulanabilir. Prof. Dr. Teksen Çamlıbel rahim kanseri ile ilgili bilinmeyenleri anlatıyor.

* Rahim ağzı kanseri ne kadar korkutucudur?
Jinekolojik muayenede çok kolay görüntülenebildiği için ve vajinal smear ile yani sıvının alınarak hücrelerin incelenmesi ile erken tanı konabildiği için en rahat erken teşhisi olan kanser türleri arasındadır. Bu nedenle rahim ağzı kanserinden ölüm çok azalmıştır. Ancak düzenli jinekoloğa gitmeyen kadınlarda rahim ağzı kanserinden ölümler görülebilir.

* En çok kimler bu hastalığa dikkat etmeli?
Her kadının yılda bir kez Pap Smear testi yaptırması gerek. Özellikle annesinde meme kanseri olan kadınlarda risk 4–7 kat daha yüksektir. Ancak yine de ailede kanser eğilimi çok iyi araştırılmalıdır; yol gösterici olabilir.

* Gıdalar ya da ilaçlar rahim ağzı kanserine neden olur mu?
Gıdalar ya da ilaçlar rahim ağzı kanserine neden olmaz.

* Rahmi alınan kadın gebe kalır mı?
Rahmi alınan kadın gebe kalamaz.

* Rahim nakli mümkün mü?
Rahim nakli son yıllarda yapılan çalışmalarla gerçekleştirilmiştir, ancak kimlere uygun olacağı iyi saptanmalıdır.

* Rahim ağzı kanseri olan kadına tüp bebek yapılır mı?
Rahim ağzı kanseri eğer çok erken saptanmış ve tedavi tam olarak yapılmışsa tüp bebek uygulaması tartışılabilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...