Yüksek Lif İçeren Besin Grupları

1) Meyveler
Lifli İçeren Meyveler: Ahududu, 1 su bardağı içerisinde 8 gram lif içererek en çok life sahip olan meyvedir. Diğer yoğun lif oranına sahip olab meyveler ise armut, böğürtlen, elma ve kuru eriktir. 1 adet armut içerisinde 5 gram, elmada ise 4.5 gram lif yer almaktadır. İncir, yaban mersini, çilek ve muz da yine  lif yönünden zengin meyvelerdendir.

Tüm bunkarın yanı sıra meyveleri yerken kabuklarını soymak ve çekirdeklerini çıkarmak alınabilecek lif miktarını büyük bir ölçüde azaltmaktadır.

2)Sebzeler
Orta büyüklüğe sahip bir enginar yaklaşık 10.3 gram lif içeriğine sahiptir. 1 bardak nohutta ise yaklaşık 8.8 gram lif yer almaktadır. Brokoli, yeşil turp ve kış kabağı da 1 bardağında ortalama 5 gram lif içermektedir. Mısır, patates ve brüksel lahanası ise içeriklerinde daha az lif bulundururlar ancak yine de yüksek oranlı liften oluşan besin kaynakları arasında yer almaktadır.

3)Tahılgiller
Bir su bardağı tam buğdaydan yapılmış bir spagetti orortalama olara.3 gram lif içermektedir. Buğday kepeği ve yulaf kepeği ise daha fazla miktarda lif içeriğine sahiptir. Yarm su bardağı yulaf kepeği 8.8 gram lif içermektedir. 1 su bardağı patlamış mısır ise bir dilim tam buğday ekmeğinden daha çok lif içermektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hangi Yiyecekler Boy Uzatıyor?

Kalsiyum, büyüme açısından cok önemli bir mineral kaynağıdır. Bu anlamda da süt, son derece mükemmel bir kalsiyum deposunolma özelliğine sahiptir.

Bunun yanı sıra kalsiyumun vücutta tutulmasını sağlayan A vitamini ve hücrelerin büyümesini sağlayan protein de ihtiva etmektedir. Süt, kolayca sindirilebilen bir besin olup proteinlerin en üst düzeyde özümlenmesini sağlamaktadır. Kaymağı alınmlan süt yağ içermez ve % 100 protein kaynağıdır. Özellikle büyüme çağında olan çocuklara herbgün düzenli olarak en azından 2-3 bardak süt içirilmelidir.

Süt Ürünleri
Sütün yanı sıra, süt ürünleri de boyun uzaması açısından son derece önemlidir. Özellikle peynir ve yoğurt A, B, D ve E vitaminleri yönünden son derece  zengindir ve aynı zamanda protein ve kalsiyum da içermekyedirler. D vitamini ve kalsiyum büyüme açısından çok önemli olduğundan dolayı eksikliği halinde boyun uzaması olumsuz etkilenencektir. Kalsiyum tüketimi özellikle eegenlik çağında çok gereklidir.

Tavuk
Tavuk hayvansal gıdalar arasında en zengin protein içeriğine sahip ialan kaynaklarındandır. Kas ve dokuların gelişimi için oldukça yüksek düzeyde protein içermektedir.

Kırmızı Et
Kırmızı et de önemli bir protein kaynağıdır ancak kolesterol düzeyini artırıcı etki gösteren yağlar da içerisinde yer almaktadır..
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bebeğe Banyo Yaptırırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hayattaki en değerli varlığınız olan bebeğinizin hijyeni özellikle sağlıklı yaşam açısından son derece önemli bir kriterdir.

Bebeğinizi sürekli olarak temiz tutmanız ve ona her gün düzenli olarak banyo yaptırmanız temizliği açısından oldukça önemlidir. Banyo, bebeğiniz ile aranızdaki sevgi ve güven bağının güçlenmesinkmesini sağlayacak çok özel anlardan bir tanesidir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Bebeklerin temiz ortamlarda büyümesi ve yetiştirilmesi son derece önemli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bundab dolayı da bebeğinizin yıkanması temizlik konusunda en önemli ve kritik noktaların başında gelmektedir. Bebeğinizin teni oldukça hassas olduğundan özellikle yaz bebekleri daha sık kış bebeklerinin de gerekli sıcaklık koşulları sağlanması halinde yine iki günde bir yıkanmasın gerekmektedir. Bebekler banyo yaptırılırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır.
İlk olarak bebeğinizi yıkayacağınız bir küvet almalısınız. Bebek eşyan ve ürünleri satan mağazalarda rahatlıkla temin edebileceğiniz küvetler ayaklı ve fileli olmalıdır ki bebeğinizi kolay bir şekilde yıkayabilesiniz. Bebeğinizi küvete taktığinız file üzerine nazikçe sırt üstü yatırın. Bebeğinizin yıkayacacagınız suyun sıcaklık ayarlamasını çocuğunuzun üzerini çıkarmadan önce yapın ki bebeğiniz çıplak kalıp üşümesin. Sıcak su kontrolünü sağlamak için suya dirseğinizi değdirmeniz yeterli olacaktır. Suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu rahat bir şekilde anlayacağınız en basit yöntem dirseğinizle kontrol etmenizdir. Daha sonra hazırlamış olduğunuz sıcak suyu filenin üzerindeki bebeğinizin vücuduna elinizi de nazikçe gezdirerek dökmeye başlayın. Bebeğinizi yıkarken dikkat etmeniz gereken en kritik noktalardan bir tanesi de suyun kulaklara kaçmamasına dikkat etmektir. Yavrunuzun rahatsız olmasına ve kendisini huzursuz hissetmesine neden olabilecek kulağa su kaçma ihtimaline karşı dikkatli olmanız gerekmektedir. Bebeğinizin tüm vücudunu güzel ve dikkatli bir şekilde yıkadıktan sonra yumuşak bir lif yardımıyka vücudunu şampuanlamalı ve sonrasında durulayarak üşümesine imkân vermeden hızlı bir şekilde havluya sararak üzerini giydirmek üzere seri bir şekilde odasına götürebilirsiniz. Üşümemesi için gerekli önlemleri almayı da ihmal etmeyin ve özellikle kış mevsiminde bebeğinizin hem banyoda hem de giyinirken en azından bir ısıtıcı ile ortama biraz daha sıcaklık verebilirsiniz. Uyguladığınız bütün bu işlemleri yavaş ve sakin bir şekilde yapın ki bebeğinizde rahatsız olmasın ve banyosundan zevk alsın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sabahları Limon Suyu İçmenin Yararları

Sabah yataktan kalkar kalkmaz bir bardak su içmek vücudun güne hazırlanmasında ve organların çalışmaya başlamasında son derece etkili ve faydalıdır. Ancak sabahları limonlu su içmek, tek başına su içmekten çok daha yararlıdır.

*Limon, immün sistemini destekleyen bir besin olup cilt sağlığını koruyan ve cilde ışıltı katan C vitaminin son derece önemli  bir kaynağıdır.
*Limon, barsak sağlığı açısından da son derece önemli olan ve aynı zamanda çok güçlü bir antibakteriyal olan pektin lifi içermektedir. Böylece sindirim sistemimizin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır.
– İçeriğinde yer alan pektin, iştah kontrolünü sağlayarak kilo vermeye katkı sağlamaktadır.
*Limon, vücudun pH dengesini düzenleyici bir etkiye sahiptir.
*Sabah aç karında içilen limon suyu, vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olmaktadır.
*Limon suyu potasyum yönündende son derece zengin olup, bu sayede kan basıncının kontrol altında tutmaktadır.
*Kolesterolün dengede tutulmasını sağlamaktadır.
*Limonun içeriğinde yer alan C vitamini sayesinde stresle başa çıkmaya yardım eder.
*Bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli rol oynar. Enfeksiyona sebebiyet veren atojenik bakterilerden korunmamıza yardımcı olur ve soğuk algınlığının tedavi edilmesinde kullanılabilir.
*Özellikle sıcak geçen yaz günlerinde terleyerek kaybedilen mineralleri yerine koymada sin derece önemlidir.
*Limon suyu vücuda enerji verir ve aynı zamanda depresyonun giderilmesine de yardımcı olur. Limonun kokusu dahi sinir sistemi üzerinde oldukça sakinleştirici bir etkiye sahiptir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Alerji Tedavisi Astım ve Saman Nezlesine Sebep

Mevsimsel alerjisi olanlar ağız yoluyla ilaç kullanırken yan etkilerinden genelde bihaber oluyor.

Bu ilaçlar ve alerji tedavisi aslında nelere yol açıyor? Alerjenlere bağışıklık sistemini hassasiyetini azaltmak için tasarlanmış hap ve damlalar başka rahatsızlıkların başlangıcı olabiliyor. Dil altından alınan bu ilaçlar araştırmalara göre astım ve saman nezlesine yol açabiliyor. Çimen poleni gibi alerjik durumlarda ilaç kullanımına dikkat. Burun alerjisinin yanında, burun tıkanıklığı, akıntısı, gözlerde akıntı ve kaşıntı da ön plana çıkabiliyor. Boğazda tahriş, şişme ve kaşıntı bulguları tepkilerinden sonra uzmanlar ve araştırmacılar yeni alerji tedavisi çözümleri için çalışmalar yürütmeye başlamıştır. Çocuk ve yetişkinler için az yan etkisi olan uygun tedavi çözümleri üretilmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kar ve Buz Üstünde Kendinizi Kasmayın

İnsanların yanıldığı ve hata yaptığı konulardan biri de kar ve buz üzerinde kasılarak yürümeleri. Bu şekilde eklem ve kas ağrıları oluşuyor.

Uzmanlar, kar ve buz üzerinde yürürken kendisini kasan kişilerde alışkın olmayan kasların devreye girdiğini, kasların harekete geçtiği bölgelerde de istenmeyen ağrıların meydana geldiğini bildirdi.

Kafkas Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Baha Çelik, kış aylarının gelmesiyle eklem ağrısı bulunan hastaların bacak, kalça ve sırt kısımlarında ağrılar oluştuğunu söyledi.

Kars’ın Doğu Anadolu illerinde olduğu gibi soğuğun şiddetli yaşandığı bir yer olduğuna değinen Çelik, “Buz üzerinde yürümek eklem ağrılarına neden oluyor. İnsanlar özellikle buzda yürürken elini cebinden çıkarmalı, kendisini kasmamalı ve tedbirler almalı. Özellikle buz üzerinde yürürken elimizin mutlaka dışarıda olması gerekiyor. Bunun için eldiven takmalıyız, çünkü eldiven hem bizi korur hem de cildimizde meydana gelebilecek çatlamaları engeller” dedi.

"BUZ ÜZERİNDE YÜRÜRKEN KENDİNİZİ KASMAYIN"

Kas ve iskelet sistemlerinde problem olan hastaların buzda yürürken daha fazla sıkıntı yaşadığına dikkati çeken Çelik, insanların buz üzerinde yürürken kendisini kasmaması gerektiğini söyledi.

Çelik, buzda yürürken kendisini kasan insanların özellikle eklem, kas, diz kapakları ve kalça kısımlarımda ciddi ağrılar yaşayabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Buzlu ortamlar bel kireçlemesi, boyun kireçlemesi, kas ve iskelet sistemlerinde problem olan hastalar için sorun oluşturabilir. Uygunsuz koşullarda kayabileceğiniz, düşebileceğiniz ve her an sakatlık geçirebileceğiniz durumlarda vücut otomatik olarak kasılır, kendini koruma moduna girer. İnsan bu durumda kısa adımlarda yürümeye çalışır. Kar ve buz üzerinde yürürken kendisini kasan kişilerde alışkın olmayan kaslar devreye girer. Kasların harekete geçtiği bölgelerde istenmeyen ağrılar meydana gelir. Attığı adıma ve bastığı yere dikkat eder. Vücut sadece ayak ve ayak bileğiyle çalışmaz beyninden ayak bileğini kadar koordinasyon içinde çalışır. Gerekli olan yerler kasılır ve diğer kısımlar gevşer. İşte normalde yapılmayacak hareketler yapılacağı için alışkın olmadığımız kaslar devreye girer ve çalışır.”
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gebelik Sürecinde Rahimde Oluşan Değişiklikler

Bu yazımızda sizlerle gebelik süresi boyunca rahimde oluşan değişiklikleri paylaşmaya çakışacağız.
Gebeliğin oluşması ve ilerlemesi sürecinde rahimde biçim, hacim, kıvam, duruş ve kasılma yeteneği gibi durumlarda birtakım değişiklikler meydana gelmektedir.

Gebelik ile beraber rahim gittikçe büyümeye başlar. Normal kadınlarda ortalama 60 ila 70 gram olan rahim ağırlığı, gebeliğin sonuna doğru 1000 grama kadar ulaşmaktadır
Yine normal bireylerde boyu 7 ile 7.5 cm iken gebelikte sonunda 30 cm ye ulaşmıştır. Rahimde oluşan bu ağırlık artışının temel nedeni gebelik sürecindeki bu hormonsal, etki ile organ kaslarının gerek hem miktar hem de hacim olarak artmasıdır. Bununla birlikte bağ dokusunda da bir artış meydana gelir. Rahim kaslarında oluşan bu doku artımını besleyebilmek için organdaki kan damarları çoğalarak damar dalları arasındaki bağlantılar artmıştır.

Ağırlığın artmasıyla beraber gebeliğin ilerlemesi ile rahmin bütünüyle büyüdüğü görülür. Bahsettiğimiz bu büyüme hem hormonsal etkiye hem de gelişmekte olan bebeğin baskısına bağlıdır. Bu iki faktörün etkisi sonucu gebeliğin 3. ayı sonunda rahmin çatı kemiklerinden yukarı doğru yükseldiği görülür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sağlıklı Yöntemlerle Hafızanızı Güçlendirin

Günlük hayatımızda pek çok uyarana maruz kalıyoruz ve bu uyaranların birçoğunun farkında dahi değiliz.

Çoğumuz dikkatimizin hızlı dağıldığından ve bizim için önemli olan pek çok şeyi hatırlayamamaktan dert yanıyoruz. Özellikle iş hayatımızda bu durum bizim için son derece zorlayıcı bir hal alabiliyor ve aynı zamanda ilişkilerimizin kalitesini düşürebiliyor. Bu durumların çağımızın önde gelen sorunları arasında yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Peki, bizi zor durumda bırakan bu şikâyetlerimizi hafifletecek basit yöntemler mevcut mu?

Hafızayı güçlendirmekten bahsedince insanların pek çogunun aklına gelen ilk yöntem yazmaktır. Gerçekten de yazmak, yapılacak işleri not etmek, özellikle de günlük tutmak hafızamızı önemli oranda güçlendirecektir. Çünkü yazma eyleminde bulunduğumuzda aynı zamanda görsel hafızamızı da kullanmış oluyoruz. Günlük tutmak bizi, gün sinunda tüm gün yaşadıklarımızı sabahın ilk saatlerinden itibaren neler yaptığımızı hatırlamaya zorlamaktadır. Yazmaktan hoşlanmayan kişiler bunu yatmadan önce “gün içerisinde neler yaptım?” diye düşünerek de hafızalarını belli oranda geliştirebilirler. Birden fazla işle işle aynı zamanda uğraşmamızı gerektiren, takip edilecek işlerin fazla olduğu sektörlerde çalışıyorsak yapılacakları not almak hayat kurtarıcı nitelikte olacaktı

Hafızamızın daha güçlü bir hale gelmesini sağlamak için yapılacak bir diğer önemli yöntem ise alışkanlık haline gelen davranışlarımızı, yöntemlerimizi farklılaştırmak olacaktır. Her zaman kullandığımız bir yöntem ya da uygulama metodunu değiştirmek, rutin haline getirdiğimiz bir gün başlangıcı gibi durumları farklı şekilde yapmak bize hem yeni bir tecrübe imkânı tanıyacak hem de hafızamızı canlı ciddi anlamda tutmaya yardımcı olacaktır.

İyi bir hafızaya sahip olmak aynı zamanda zihinsel aktivitelerimizin sağlıklı olması anlamına geldiğinden dolayı tabi ki hayatımızda hareket olmalı, iyi beslenmeli, sigara ve alkolden olabildiğince uzak durmalıyız. Uyku süresi ve kalitesi de bu anlamda son derece önemlidir. Tüm bunları birlikte ele alacak bir yaşam şekli hafızamızı geliştirmek adına en uygun yöntem olacaktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Güneşin Işınların Zararlı Etkilerinden Kendinizi Koruyun

Güneş ışınları sadece insanlara değil tabiattaki bütün canlılara fayda sağlayan ve hayatî değere sahip önemli doğal kaynaklarımızdandır.

Güneş ışınlarından doğal yollarla elde edebileceğimiz D vitamini özellikle çocukların kemik gelişimi için büyük rol oynar. Bununla birlikte son elli yıl içersinde ozon tabakasının tahrip olmasına bağlı olarak güneş ışınları süzülerek değil de direkt olarak bizlere ulaşabilmektedir.

Uzun süre boyunca güneş ışınlarına maruz kalan insanlarda kalp-tansiyon rahatsızlıkları, gözde katarakt oluşumu, cilde renk veren pigmentlerin azalmasına bağlı olarak oluşan vitiligo ve cilt kanserine kadar varabilen hastalıklar kendini gösterebilir.

Güneşten Işınlarından Korunma Yolları;

1) Saatlerce Güneşlenmeyin

Güneş ışığının yeryüzüne dik açıyla geldiği öğle saatlerinde güneşlenmemeye çalışın. Çünkü bu saatlerde gelen güneş ışınları zararlıdır ve ciltte lekelerin oluşmasına yol açarlar.

2) Dışarı Çıktığınızda Şapka Kullanın:

Şapka satın alırken aldığınız şapkanın çevresinin geniş olmasına dikkat edin. Böylece sayalnızca kafanızı değil aynı zamanfa yüzünüzü de korumuş olursunuz.

3) Güneş Gözlüğü Kullanın:

Gözde katarakt oluşumunun önüne geçmek için dışarı çıkarken muhakkak güneş gözlüğü kullanın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bebek Beklerken Doğumdan Önce Yapılacaklar ?

Bebek bekleyenlere harika öneriler. 10 adımda bebeğinize kavuşun ve doğumdan önce yapılacakları bilin..

Telaşımız büyük, doğuma az kaldı. Şimdiii… Doğum öncesi yapmanız gerekenleri bir kenara bırakın. Küçük ama önemli hatırlatmalarımızı dikkate alın ve kendinizi şımartın.

Hamilesiniz ve yapmanız gereken çok şey var. Satın alınacaklar listesi, yapılacaklar listesi, bu ara biraz dalgın olduğunuz için hatırlatma listesi… Fakat atladığınız bir liste daha var! Sadece bebeğiniz için değil kendiniz için yapmanız gereken bir liste. Acele etseniz iyi olur çünkü doğuma az kaldı, vaktiniz daralıyor.

1 Beyaz bir bluz giyin.

Bebeğiniz dünyaya gelmeden önce beyaz bluzlar giymenin keyfini çıkarın çünkü bebişinizin kusmuklarından bir süre beyaza hasret kalabilirsiniz. Bluzunuzun üstü bebek maması, biberondan akan süt lekeleri ile dolup taşacak. Günde birkaç tişört bile değiştirdiğiniz olacak. Biz de bu yüzden, insana huzur veren bir renk olan beyazı bugünlerinizde tercih edin deriz.

2 Sabah erken kalkın.

Biliyoruz “Çocuğum dünyaya geldiğinde zaten uyku uyuyamayacağım ne diye erken kalkayım ki” diyorsunuz. Ama bebeğiniz gelmeden önce arkadaşlarınızla dışarıda yapacağınız son bir sabah kahvaltısı size iyi gelecektir çünkü doğum sonrası bu tarz etkinliklere hemen fırsat bulamayabilirsiniz. Bizden söylemesi!

3 Alışveriş yapın.

Geliriniz ve masraflarınızın hepsi dengeli. Ama yakında bu denge bebeğinizin masrafları ile değişebilir. İyisi mi siz yine kendinizi şımartın ve kendiniz için de bir şeyler alın. Kilo vereceğinizi de düşünerek olduğunuzdan daha küçük beden giysiler alın. Hem sizin için moral, hem de kilo vermeniz için bir motivasyon olur.

4 Temizlik yaptınız, ortalık düzenli, bu durumun keyfini çıkarın!

İlk başlarda olmasa bile bebeğiniz yürümeye başlar başlamaz evdeki bazı eşyaların yer değiştirdiğine ve ortalığın bir anda darmadağın olduğuna şahit olacaksınız. Siz toplayacaksınız, ardından ortalık hemen yine dağılacak. Ama dert etmeyin her çocuklu evde bu tarz şeyler olur. Dediğimiz gibi iyisi mi siz derli toplu günlerinizin keyfini sürün.

5 Evinizin sessiz bir köşesine çekilin ve sadece bebeğinizi dinleyin.

Hamileliğinizin son günlerinde bebeğiniz karnınızdayken onu sessiz bir ortamda dinlemek sizi heyecanlandıracaktır. Siz de hala karnınızdayken onu içinizde hissetmenin tadını çıkarın. Ayrıca doğuma iyice yaklaştığınız için onun tekmelemelerini dışarıdan eşiniz bile fark edecektir.

6 Eşinizle birlikte kanepenizde keyifli saatler geçirin, beraber patlamış mısır yiyin, beğendiğiniz filmleri izleyin.

Doğumdan sonra film izleyemeyeceksiniz diye bir şey yok tabii. Ama şu bir gerçek ki vaktiniz film için de sınırlı. Üstelik çocuklar biraz büyüdüğünde evde çalışan elektronik aletler sağlam kalmıyor malum hepsi bozulmaya başlıyor. İyisi mi siz eşinizle birlikte teknolojinin nimetlerinden faydalanın.

7 Arkadaşlarınızla beraber farklı konularda uzun uzadıya sohbetler edin.

Miniğiniz doğar doğmaz sohbet konularınız uzun süre çocuk bakımı ve yaptığınız doğum üzerine olacak. Bu yüzden hazır ufaklık ortalarda yokken arkadaşlarınızla başka şeylerden konuşun.

8 Bencil olun.

Elbette ki size, sevdiklerinizi düşünmeyin “Hep ben” diyin demiyoruz. Kendinize moral vermek için biraz kendinizi düşünmekte fayda var. Sağlıklı yiyecekler yiyin, eğlenceli aktivitelere katılın ya da boş verip tembelliğin tadını çıkarın. Nasılsa bebeğiniz doğduktan sonra tembellik yapmaya pek fırsatınız olmayacak.

9 Tatile çıkın.

Doğum öncesi son bir tatil yapma imkanınız varsa bu fikir hem size hem de eşinize iyi gelecektir. Ayrıca doğum stresini de üstünüzden atma fırsatını yakalayacaksınız. Ancak şehirden bir iki saatlik uzaklıktaki yerlere gitmeyi tercih edin. Ne de olsa doğuma az kaldı, bebeğiniz sürpriz yapıp gününden önce size merhaba diyebilir!

10 Fotoğraf çektirin.

Karnınız burnunuzda diye fotoğraf çektirmek istemiyor olabilirisiniz. Ama bu sizin fazla kilonuz değil ki. O karnın içinde bir bebek olduğunu herkes anlayabiliyor. Belki de bir daha hiç bu halde olmayacaksınız ya da kardeş düşünüyorsanız bile bebeğinizi doğmadan önce görüntülemek hoş olmaz mı? Çocuğunuz büyüdüğünde hamileliğinizde çektirdiğiniz fotoğraflar onun ilgisini çekecektir. Bu yüzden bol bol fotoğraf çektirin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Çocuklarda Ortopedik Rahatsızlıkta Erken Teşhis

Çocuklarda görülen ortopedik rahatsızlıkların erken teşhisi, hastalığın tedavisinde büyük rol oynuyor.

Doğuştan ya da gelişme çağında sık görülen ayağın içe basması, düztabanlık gibi problemler aileleri en çok endişelendiren sorunlar arasında yer alıyor. Erken tanı açısından çocukluk döneminde sorunların tespit edilmesi ise tedavi için önem teşkil ediyor. Ülkemizde doğuştan ya da gelişimsel düztabanlık özellikle çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yel, erkek çocuklarda, kızların 5-6 katı sıklıkla görülen sorun ile ilgili aileleri bilgilendiriyor.

Ortopedistlerin görevlerinin birisi de sağlıklı çocuklarda 1?6 yaşlar arasında sık görülen hafif basma kusurları ve bacak yamukluklarını çok nadir olan kalıcı sorunlardan ayırmak ve aileye bilgi vermektir. Çocuklarda bu tip ayak sorunlarını iki başlık altında toplayabiliriz.

Doğuştan yada gelişimsel masum düz tabanlık

1- Kemik yada eklem deformiteleri veya bağların gevşekliğiyle birlikte olan ileri düz tabanlık

Birincisi çocuklarda masum düztabanlık denilen, herhangi bir özel tedavi gerektirmeyen durumdur. Masum düztabanlık çok yaygındır, çocukların yüzde 60, 70, bazı çalışmalara göre 80’inde hafif düztabanlık ve hafif içe basma vardır. Bu durum bebek tipi yağ dokusunun cilt altında yerleşmesinden kaynaklanır. Çocuk büyüdükçe ve yürüdükçe bu yağ dokusu azalırken kaslar güçlenerek ayağın uzunlamasına kavisini-arkını artırır. Sonuçta çocuğun ayakları normale döner. Bazen bu durumları hasta yakınları ve hekimler hastalık zannedebilirler hatta tedaviye yönelik ortopedik botlar, tabanlıklar veya bir takım başka özel kalıplarla yapılan pabuçlar verebilirler. Bunların hiçbiri etkili değildir, tersine bilim dışıdır ve çocuğun ayağının kas yapısının gelişmesine engel olduğu için zararı bile dokunabilir.

İkinci grupta 
Kemik ya da eklem deformiteleri veya bağların gevşekliğiyle birlikte olan ileri düz tabanlıktır. Bu grupta bazı ayak kemikleri arasında doğuştan kaynama-birleşme yada ayak kemiklerinde eksiklik, normalden farklı şekilde olma gibi sorunlar olabilir. Bunun dışında çocuğun vücudundaki tüm eklem bağlarını ilgilendiren gevşeklik, bolluk olur ki bu durumdaki hastalarda kol ve bacaklardaki diğer eklemlerde de normalden fazla bolluk hareket görülebilir. Bunlarda ayak kemikleri birbirine gevşek bağlı olduğu için birbiri üzerinden kayarak yarı-çıkık, çıkığa kadar giden deformiteler görülebilir. Bu saydığımız durumlarda ayakkabı içi mekanik takviyeler, özel egzersiz programlar ve bazı cerrahi tedaviler yapılabilir.

Düz tabanlıkla ilgili olmayan ama çocukluk çağında sık görülen bir başka hastalık ise doğuştan çarpık ayaktır. Bu hastalıkta ise bebekler doğduklarında ayakları içe dönük olarak doğar. Bu durum bin bebeğin birinde görülür. Erkek çocuklarda daha sıklıkla görülen bu sorun sakatlığa neden olduğu için doğumdan 1 hafta sonrasından başlayarak alçıyla tedaviye başlanması gerekir. Çocuk doğar doğmaz, dokular esnekken alçı, daha sonra 3 ile 6 aylık olunca eğer gerekirse ameliyatlarla tedavi edilir.

Düztabanlık kötü bir hastalık mıdır? 
Düztabanlık kötü bir hastalık değildir. Ancak ömür boyu yaşam kalitesini düşüren bir problemdir. Düztabanlığı olanlar sportif aktivitelerden biraz uzak dururlar. İş koşulları, ayakta çalışma ve fazla kilolar ağrılarını arttıran faktör arasında yer alır. Düztabanlık problemi olan kişilerin ayakkabılarının deforme olması ve ayakkabı giyme problemleri ömür boyu sürer, daha ileri yaşlarda erken kireçlenmeler ortaya çıkabilir. Eğer gerekli ise, çocukluk çağında yapılan basit ameliyatlar ile geleceğe yönelik sorunlar ortadan kaldırılabilir.

Tedavide erken teşhis çok önemli! 
Dikkatli aileler, çocukları yürümeye başladığında içeri doğru basma söz konusu ise, hemen doktora gidiyorlar. Yapılan ortopedi muayenesinde düztabanlığın esnek mi, yoksa rijit mi olduğu ortaya çıkarılıyor. Çocukta, esnek düztabanlık söz konusu ise 8 yaşına kadar düzelmesi bekleniyor. Ancak sorun rijit ise öncelikle hastalığın oluşum sebepleriyle ilgili araştırma yapılıyor. Bu nedenle düztabanlık tedavisinde erken teşhis büyük önem taşıyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Soğuk Algınlığı, Öksürük ve Boğaz Ağrısı

Boğaz ağrısı, bademcik iltihabı öksürük ve grip belirtileri başka hangi hastalıkların belirtisi ve sonucu olabilir?

Boğaz ağrısı soğuk almanın ilk işaretidir. Soğuk algınlığındaki bu belirtiler genelde kısa sürer. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısını izler. Streptokok bakteri kaynaklı enfeksiyon rahatsızlıklarında boğaz ağrısı daha şiddetlidir. Bademcikte boğaz arkasındaki dokularda acı bir iltihaplanma ve enfeksiyon görülür.

Boğaz ağrısına virüs veya bakteri neden olabilir. Viral olanlar çoğunluktadır ve burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarma ve sulanma, hapşırma görülür. Sigara, çevre kirliliği, alerji ve kuru hava da etkendir. Hapşırma, öksürük, baş ve vücut ağrısı, ateş devam eden semptomlardır. Viral soğuk algınlığında iyi hissetmeyi sağlayan tedavi şekilleri vardır.

Ilık suyla gargara, sıcak sıvıları içme, ateş ve ağrı kesen ilaçları alma gibi. Soğuk algınlığı ilaçları bazı belirtileri kesse de çok yararlı değildir. Asetaminofen ve ibuprofen ve naproksen gibi ağrı kesiciler mevcuttur. Çocuklara Aspirin Reye sendromu nedeniyle verilmemelidir. Boğaz spreyi, burun damlası, pastil de önerilebilir.

Antibiyotikler nezle ve burun akıntısında yani viral hastalıklarda verilmemelidir çünkü bakteriyel hastalıklarda yararlıdır. İştah kaybı, ateş, kızaran şişen bademcikler, ağrılı yutma ve ani boğaz ağrıları ise daha ciddi bir duruma işarettir.

Bu durumda antibiyotik verilir. Dinlenme tedavisi verilir. Sürekli ateş, mide bulantısı, kusma, deri döküntüsü, öksürük, ağrılı eklemler, şişen bezler, nefes darlığı ve idrarda değişimler varsa acil doktora gidilmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...