Uyuşukluğun Ve Nedenleri Ve Kurtulmak İçin Neler Yapılmalı

Bazı bireyler, Üzerlerinde sürekli bir uyuşukluk hali olduğundan şikayet etmektedirler.

Bu durumun birçok nedeni mevcuttur.

Nedenleri:
1)Yetersiz Uyku
Uyuşukluk halinin en yaygın nedeni yetersiz uykudur. Her bireyin günlük 7-8 saatlik bir uykuya ihtiyacı vardır. Bu oranın altına inilmesi kendinizi uyuşuk hissetmenize neden olur.
2)Uyku Düzensizliği
Uyku düzeninizin sürekli değişmesi yani her gün farklı saat dilimleri içerisinde uyumanız da kendinizi uyuşuk hissetmenize neden olur.
3)Uyku Apnesi
Bireyde uyku apnesi yani üst solunum yollarının tıkanması durumu da uyuşukluğa neden olan durumlar arasındadır.
4)Soğuk algınlığı
5)Kafein kullanımını terk etme
6)Enfeksiyon alma
7)Alkol kullanımı
8)Kullanılan ilaçların yan etkisi
9)Depresyon hali
10)Menenjit
11)Narkolepsi

Neler Yapmalı?
-Günde ortalama 7 saat uyuyun.
-Öğleden sonra 45 dakika kadar kestirin.
-Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Egzersiz daha dinç ve ayık olmanızı sağlayacaktır.
-Soğuk içecekler, kahve, çay, kakao gibi kafein içeren yiyecek ve içecekleri azaltmaya çalışın. Kahvaltıda 1 2 bardak çay ve öğleden sonra alacağınız 1 bardak kahve yeterlidir. Alkol kullanımında aşırıya kaçmayın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Doğru Diş Fırçalama Yöntemleri?

Dişlerimiz bizim için çok önemlidir konuşmamız, gülüşümüzü etkilemektedir. Bunun için dişlerimiz düzenli fırçalamak ve düzenli olarak diş doktorumuza görünmemiz lazım .. .
1-İlk adım olarak doğru bir diş fırçası naylon ve orta sertlikte olmasıdır. Dış macunu seçilmesi bunun için doktorunuza sorabiliniz.
2-Dişlerimiz fırçalama işlemi ortalama 2 dk sürmeli ve her dişin üzerinde 9-11 kez fırçalanmalıdır. Amaç Dişlerimizdeki kalan yemek artıklarını dişlerimize zarar veren bakteri plağından temizlemektedir.
3- Fırçamızı 45 derecelik açı yapacak biçimde tutmamız gerekir diş eti hizasından başlayarak ağız boşluğuna doğru fırçalama işlemine devam edilir. Dikkat edilmesi gerek dış yüzeyden başlarsak fırçalama işlemi sert hareketlerle değil daha yumuşak ve daireler çizerek, ön dişlerimizden arka dişlerimize doğru yapmalıyız.
5- Dişlerimizin iç yüzeyini aynı şekilde fırçalayabiliriz. Bu işlemde dikkat etmemiz gereken fırçayı eğik tutarak, ağız boşluğundan hareket etmemizdir.
5-Son olarak dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
6-3- 7 yasa arası küçük çocuklar büyüklerin kontrolünde dişlerini fırçalamayı öğretilmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kas krampları ağrılı kas kasılmaları

• Bir veya birkaç kasın irade dışı ağrılı şekilde kasılmasına kramp diyoruz.

• Kasılmalar en çok ayak ve baldırda görülür.

• Bazı kişiler krampa daha yatkın olmakla beraber; yaşlılarda daha sık rastlanır.

• Aşırı sıcak ve soğuk ortama geçişlerde, kuvvet­li egzersizlerde ve geceleri ortaya çıkmaktadır.

• Kramplar, ayrıca denizde yüzme sırasında ortaya çıkmakta,bazan büyük kasları tutarak yüzmeye engel olmaktadır.

√ Ne Yapmalı ?
• Denizde yüzerken ortaya çıkan krampta telaşa kapılmama­lı, krampın tuttuğu adaleye çimdik atarak gevşemesini temin et­melidir.

• Diğer durumlarda masaj ve kramplı adaleyi kuvvetlice ger­me iyi netice verir.

√ DİKKAT :
• Geceleri yakalayan veya saatlerce devam eden kramplar genellikle ciddi bir sinir sistemi hastalığının belirtisi­dir.

• Omurilik ve ön boynuz hücrelerinde, motor sinirlerinde iltiha­bi bir hastalık, kramplara sebep olabilir.

• Ayrıca hamilelikte, aşırı sıvı ve sodyum kayıplarında da kramplar görülür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Erkeklerde Yağ Alma Operasyonu

Vücuttaki yağ oranı, yıllar geçtikçe artıyor ve bu yağlar ne yazık ki fiziksel egzersiz ve diyete karşı direnç gösteriyor. Hareketsiz yaşam sonucu vücutta biriken yağlar hem sağlık hem görüntü açısından erkeklerin de en büyük problemleri arasında yerini alıyor.

Genellikle yağ ve kalori bakımından yüksek gıdaları tercih eden erkeklerin de kadınlar kadar estetik operasyonlar için başvurduğunu açıklayan Estetik Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bu konuda burun estetiği ve saç ekimi operasyonlarından sonra en çok tercih edilen işlemin yağ aldırma operasyonları olduğunu açıkladı.

YAĞ ALDIRMA İŞLEMİ ERKEKTE EN ÇOK GÖBEKTE UYGULANIYOR

"Erkeklerin yağlanma bölgeleri genellikle göbek deliği etrafı, karın ve her iki yanda bel bölgesiyle sınırlıdır. Bu yağların altında, en zayıf erkekte bile hatırı sayılır bir karın kası kütlesi vardır. Dolayısıyla bu ameliyatta amaç göbek bölgesindeki yağların mümkün olan en çoğunu almaktır.

Kadınlarda ise bütün yağları almak çok erkeksi ve kaslı bir görüntü yaratabileceği için genellikle daha az uygulanır."

Cosmotürk’te yer alan habere göre, Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, erkek derisinin kendini toparlama yeteneğinin kadınlara göre daha iyi olduğuna dikkat çekerek erkek hastaların bel simitlerini liposuction yöntemiyle tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olduğunu belirtti.

Erkeklerde, kilo almayla birlikte meme bölgesinde de büyüme veya sarkma meydana geldiğini söyleyen Kışlaoğlu, meme büyümesinin nedeninin yağlanma olması durumunda bu bozukluğun liposuction işlemiyle düzeltilebildiğini vurguladı.

OPERASYON VE SONRASI…

Bir kişiye liposuction yapılması için de en önemli kriterin derinin cinsi olduğunu vurgulayan Kışlaoğlu, “Yağ alma operasyonu, derinin kalitesine göre yapılır. İyi bir sonuç için derinin diri ve sıkı olması gerekir. O zaman kişi kendini hemen toparlar ama deri gevşemişse elastikiyeti kaybolmuşsa, problem yaratacak bir deriyse başka yöntemler uygulamak gerekir” diye konuştu.

Erol Kışlaoğlu vücudun belli bölgelerinde toplanan yağların vakum yardımıyla alınması yönteminin kolay bir operasyon olduğunu ama sonrasında kurallara uyulmazsa sonucun başarılı olamayacağını vurguladı. Oysa başarılı sonuç için hastanın kurallara uymasının önemine değinen Kışlaoğlu, Liposuction sorası iki ayın çok önemli olduğunun altını çizdi ve bu süreçte yapılması gerekenleri anlattı.

“Liposuction operasyonu ile yağları alınan kişiyi 24 saat denetim altında tutar sonra evine göndeririz. Hasta 48 saat sonra da normal hayatına döner. Liposuction’ı hastanın düşerek bir yerinin morarmasına benzetebiliriz. Nasıl morluğun iyileşip o bölgenin normale dönmesi için zaman geçmesi gerekiyorsa burada da durum aynıdır. Liposuction operasyonlarında bu süre iki aydır. Bu iki ay süresinde korse, ultrasonografik masajlar ve LPG cihazı ile vücudun forma girmesi sağlanır. Ayrıca kişiye özel bir diyet verilir. Tüm bunlara uyulduğunda sonuç başarılı olur.”

NORMAL HAYATA DÖNÜŞ

Erkeklerde bayanlara göre, yağ aldırma operasyonu sonrası iyileşme ve normal günlük aktiviteye dönüş şaşırtıcı derecede çabuk olur. Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün normal yaşamlarına döner. Hastane veya klinikte kalmayı gerektirmez. Sıkı bir çorap veya korseyi yaklaşık 3-4 hafta süre ile giyerler ki bu işlem sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için gereklidir. Ağrı yok denecek kadar azdır ve hastalar ancak liposuction yapılan yerlerine bastıklarında ezik, çürük ağrısı duyarlar. Bu bölgelerdeki fazla yağların alınmasıyla hastanın vücut hatları düzelir ve hasta daha estetik ve zayıflamış görünür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gül Hastalığına Karşı Öneriler Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Gül Hastalığına Karşı Öneriler Video

Hayat Kürleri Sedef Hastalığı için Bitkisel Kür Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Hayat Kürleri Sedef Hastalığı için Bitkisel Kür Video

Sağlıklı Yaşam, Demir Eksikliğinin Nedenleri Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Sağlıklı Yaşam, Demir Eksikliğinin Nedenleri Video

Gençlik ve Güzelliğin İksiri Salatalık Mucizesi

Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi olan ve hemen hemen her yemekle tüketmekten zevk aldığımız salatalık, eşsiz faydaları ile akıllara durgunluk veriyor.

Gelin salatalığın inanılmaz faydalarını birlikte inceleyelim:
• Salatalık içeriğinde birçok vitamin çeşidi barındırır. Bunlar: B1, B2, B3, B5 ve C vitaminleri, kalsiyum, demir, folik asit, magnezyum, fosfor, çinko ve potasyum mineralleridir.
• İçeriğinde bulunan bol miktardaki B vitamini ve karbonhidratlar sayesinde vücuttaki yorgunluk hissini alır.
• Her gün düzenli bir şekilde selülitli bölgelere dilimler halinde konulduğunda selülitlerinizin yavaş yavaş ortadan kalkmasını sağlar.
• Karışıklıkların giderilmesine yardımcı olur. Özellikle göz çevresi kırışıklıklarınızın azalmasına büyük oranda yardımcı olur.
• Baş ağrısı hissettiğinizde birkaç dilim salatalık yemeniz bu ağrınızın kısa sürede dinmesini sağlar.
• Diyet yapanlar için son derece faydalıdır. Açlık duygusunun kalkmasını sağlar.
• Bağırsakları yumuşatarak kabızlık sorununu önlemektedir.
• Romatizma ağrılarına şifa sağlamaktadır.
• Ter bezlerinin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar.
• Böbrek hastalıklarına karşı koruyucudur.
• Bal içine rendelenerek tüketilen salatalık sarılığa iyi gelmektedir.
• Ciltteki lekeler için rendelenerek maske halinde uygulandığında olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Güneş Lekelerinden Arınmanın Yöntemleri

Yaz aylarında deniz kum ve güneş şahane bir üçlüydü. Dört gözle gelmesini beklediğimiz yaz ayları ve tatil günlerimiz bizi mutlu eden şahane günlerdir. Fakat sonbaharın gelmesiyle şahane günlerin cildimizde bıraktığı etkilerse bir o kadar kötü ve üzücüdür.

Tabiki de güneş lekelerinden bahsediyorum. Eğlenirken anlamadığımız eğlenceli günlerimizden bize kalan kötü hatıralardır onlar.

Kâbus niteliğinde olan güneş lekeleri güneş kremi kullanmadan güneşin altında kaldığımız anlarda oluşmaktadır.

Acele davranmak, bir şey olmaz diyerek tüm gün yakan güneşin altında kremsiz kalındığı durumlarda kaçınılmaz olarak güneş lekelerine sahip olabilmekteyiz.

Peki, oluşan güneş lekelerinden kurtulmak için neler yapabiliriz.

Güneşten tarafından sahip olduğumuz geçmeyen güneş lekeleri için mutlaka tıbbi ilaçlar yardımıyla, leke açma özelliği bulanan kremleri tercih ederek düzenli bir şekilde kullanmalıyız. Ortalama 1 ay içerisinde eski kusursuz cildimize kavuşabiliriz. Düzenli bir cilt temizliği sayesinde, cildiniz yeniden düzenlenerek zamanla var olan lekeli cilt yapısının yerini tertemiz ve kusursuz bir cilt alabilir. Sahip olduğunuz güneş lekelerinden bir an önce kurtulmak için güneşsiz olan günlerinizde de Güneş koruyucu ürünler kullanarak, güneşe maruz kaldığınız zamanlarda var olan lekelerin tekrar güneşle buluşmamasına özen gösterin. Geçmeyen güneş lekelerinden kurtulmanın bir başka yolu ise Serum kullanmaktır. Cilt üzerinde bulunan melanin maddesini azaltamaya yarayan serumlar sayesinde inatçı ve rahatsız edici güneş lekelerinden kurtulabilirsiniz. Özellikle C vitaminine sahip serumları tercih etmeniz gereklidir. Güneş lekeleri kolay geçebilen lekeler olmadığından; onlarla olduğu gibi yaşamak yerine en azından geçene kadar çeşitli Makyaj hileleri ile görüntüsünü azaltma yoluna gidebilirsiniz. Ten renginizi açacak türden fondötenler sayesinde güneş lekelerinizi kamufle edebilirsiniz.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Anne ve Bebek Sağlığı İçin Kaçınılacak Gıdalar

Hamilelikte doğru beslenmek gebelik anne ve bebek sağlığı için önemli..

Hamilelikte beslenme en önemli noktalardan biridir. Günlük vitamin ihtiyacının karşılanabilmesi için çeşitli ve sağlıklı beslenmek gereklidir. Fakat bazı gıdalar anne ve bebek sağlığını tehdit edebilir.

Yüksek miktarda cıva içeren deniz ürünleri

Protein ve omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan deniz mahsulleri bebeğin beyin gelişimi için önemlidir. Ancak bazıları yüksek seviyede cıva içerir. Cıva, bebeğin sinir sistemini olumsuz etkileyebilen ağır metallerdendir.

Balığın boyu ve yaşı arttıkça içerdiği cıva miktarı da artar. Kılıçbalığı, köpek balığı ve uskumru Gıda ve İlaç Dairesi(FDA) tarafından uzak durulması gereken balıklar listesindedir.

Pişmemiş veya az pişmiş yiyecekler

Çiğ veya az pişmiş deniz mahsulleri, balık ve et ve et ürünleri hamilelikte uzak durulması gereken yiyecekler arasındadır. Çiğ yumurta ve bununla hazırlanan soslar da tercih edilmemelidir.

Bu yiyecekler bakteriler nedeniyle zararlıdır. Normalde bu bakterilerle savaşabilen bağışıklık sistemimiz hamilelikte yenik düşebilir.

Pastörize edilmemiş gıdalar

Pastörize edilmemiş her türlü süt ve süt ürünü hamilelikte yasaklılar listesindedir. Bu besinler gıda zehirlenmesine neden olabilir. Feta, brie, blue cheese (mavi peynir), camembert gibi  peynirler bu listededir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Uyku Apnesi ve kronik Horlama

Kronik horlama rahatsız edici ve sinir bozucu bir durumdur. Özellikle her gece horlayan kişilerde aynı zamanda uyku apnesi de görülmektedir.

Uyku apnesi, gece boyunca nefes darlığına neden olan, kalp krizi riski ve tansiyonu etkileyen bir durumdur.

Horlayan kişilere önerilen çözüm sırt üstü yerine yan yatarak uyumaktır. Bu sayede dil boğazın gerisini tıkamayacak ve nefes almayı engellemeyecektir.

Milliyet’te de yer alan habere göre, bilim adamları horlayanları 2 sınıfa ayırmaktadır: Birinci grup sadece sırt üstü uyurken horlarken, diğerleri uyku pozisyonundan bağımsız bir şekilde sürekli horlamaktadır.

İsrailli uyku araştırmacıları 2000’den fazla uyku apnesi hastasını inceledikten sonra, %54’ünün horlama nedenini “uyku pozisyonu” olarak kaydetti.

Horlama aynı zamanda kişinin kilosuyla da etkileşim gösteriyor. Bu kişiler kilo verdiklerinde ise uyku apnesi sorununun önemli ölçüde azaldığına dikkat çekiyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kepekten Kurtulmanın Beş Yolu

Omuzlarınıza dökülen seksi ve harika dalgalanan saçlar için kepekten korunmalı ve var olan kepekleri önlemelisiniz.

Küçük beyaz nokta görünümlü kepekler özellikle kadınlar için sinir bozucudur. Nioxin Tasarım Ekibi kafa derinizin sağlıklı olmasını öneriyor evet ilk aşama önce sağlıklı bir kafa derisi. Saç ve deri sağlığı için önce temizliğe sonra bakıma ve tedbire önem verin. Uzmanlara göre 5 yöntemle saçlardan kepekleri arındırın.

Düzenli vitamin alın. A, B ve C vitamini almak dolaşım sistemi ve hücre büyümesine iyi gelerek kafa derisini besliyor kepek oluşumunu önlüyor. Kayısı, yeşil yapraklı sebzeler ve çilek bu üç vitamini içeriyor.

Saçlarınızı düzenli fırçalayıp tarayın. Kozmetik ürünler, şampuan, kremler, kir, yağ gibi dış etkenlerden saçlarınızı temizledikten sonra fırçalama yoluyla arının.

İlaçlı bir şampuan kullanın. Çinko minerali deriden kepekleri yavaşça alır. Nemlendirir ve parlaklık sağlar.

Uzman bir salona gidip kepek bakımı yaptırın.

Nedenini öğrenin beslenme mi stres mi ürünler mi? Buna göre çare bulunur.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Eklemlerimizi Çıtlattığımızda MR'da Nasıl Gözüküyor Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Eklemlerimizi Çıtlattığımızda MR'da Nasıl Gözüküyor Video

Anne Sütünün Kalitesi Arttırma Yolları

İlk 6 ayda beslenmesini yalnızca sizin aracılığınızla gerçeklestiren bebeklerimizi emzirirken anne sütünün kalitesi pekte aklınıza gelmez.

Halbuki anne sütünün miktarı kadar kalitesi de son derece önemli bir durumdur. Bebeğin dünyaya gelmesinden sonraki ilk 6 ay içerisinde temel olarak anne sütü dışında hiç bir şey ile beslenemediğini göz önünde bulundurursak bebeklerin hayatlarını devam ettirebilmeleri açısından yegane besin kaynağı olan anne sütünün kalitesi büyük önem arz etmektedir. Bebeğin sağlıklı gelişimi, hastalıklara karşı korunması için annenin de kaliteli beslenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istediğimiz bu yazımızda anne sütünün kalitesi nasıl anlaşılır sorununu yanıtlayacak ve daha sonra da anne sütünün kalitesini artıran besinleri, beslenme önerileri ve hatta ile ilgili siz değerli okuyucularımıza bilgiler vereceğiz.

Emzirme dönemi sürecinde annelerin beslenme şekli sin derece önemlidir. Zira bebeğin minimum 4 ay boyunca büyüme ve gelişmesine yardımcı olacak tek besin kaynağı anne sütüdür. Buna bağlı olarak anne ne kadar yeterli, dengeli ve kaliteli beslenirse, sütü de o denli verimli ve kaliteli olacaktır.

Anne sütünün artmasında etkili olan iki önemli faktör vardır. Bunların ilki bol sıvı tüketimidir. Günde 3 litreye yakın sıvı tüketilmelidir. Bu sıvı ihtiyacı su, taze sıkılmış meyve suları, süt, çorba, komposto ya da ayrandan içeceklerden karşılanabilir. Ne kadar bol sıvı tüketilirse anne sütü hacmi de o denli artar. İkinci faktör ise bebeği sık aralıklarla emzirmedir. Anne bebeğini ne kadar sık emzirirse kanallar da o kadar sık uyarılarak süt yapımının artması sağlanır. Yeni doğan bir bebeğin midesi ortalama olarak bir çay bardağı kadardır. Anne sütü sindirilmesi son derece kolay olan bir besindir. Bu nedenle yenidoğan bebeği annenin en çok 2 saatte bir emzirmesi bu noktada oldukça önemlidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sağlıklı Ve Güzel Bir Cildin Tüyoları

Hepimiz güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmayı arzu ederiz. Bundan dolayı da kozmetik ve cilt bakım ürünlerine bol miktarda para harcarız.

Ancak bunu yapmadan da güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak olanaklı. Cildimize düzenli bir bakım uygularsak hayal ettiğimiz görünüme kavuşmasını gayet tabii sağlayabiliriz. Bu konuda dikkat etmemiz gereken pek çok önemli nokta var. Burada önemli olan husus, bu yapmamız gerekenleri aksatmadan düzenli bir şekilde uygulamak.

Sağlıklı ve bir o kadar da güzel bir cilde kavuşma konusunda son derece önemli bir role sahip olan su, vücudumuzun %70’ini oluşturup tüm organlarımızın ihtiyaç duyduğu ve cildimiz için de bir o kadar gereklidir. Bundan dolayı gün içerisinde su tüketiminin yeterli miktarda olması oldukça büyük önem arz eden bir husustur. Her sabah kalktığımızda kullandığımız suyun ılık olması da son derece önemlidir.

Çok soğuk ya da çok sıcak su tüketimi cildimizin zararara uğramasına neden olabilir. Tüm bunlarla birlikte cildin yıkanması kadar nemlendirilmesi de büyük bir önem arz etmektedir. Cildinizi sık sık nemlendirin ve bunu yalamadan önce cilt tipinize uygun bir nemlendirici seçin

. Cildinize nemlendirici kremler uygulamak için kırışmasını beklemeyin, genç yaştan itibaren bunu alışkanlık haline getirin. Kadınlar makyaj yapmayı çok severler. Makyaj sayesinde ciltlerindeki kusurları kapatırlar. Ancak makyaj cildi gün boyu yorar. Bu yüzden en geç akşam yatmadan önce makyajınızı mutlaka çıkarmanız gerekmektedir. Aksi takdirde gözenekleriniz gece boyu tıkanacaktır ve cildinizde sivilce benzeri istenmeyen şeylerin çıkmasına neden olacaktır. Ayrıca kullandığınız makyaj malzemelerinin kalitesi de cildinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Bu yüzden ucuz makyaj malzemelerini tercih etmeyin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Tavuk Karası Hastalığı Nedir?

Her ne kadar çevremizde çok fazla rastlamasak da bazı insanların gece göremediğini pek çoğumuz işitmişizdir. Bu durumun sebebi ışığın azlığıdır. Ancak bu durum özünde ciddiyet arz eden ve genetik faktörlere bağlı bir hastalıktır.

Tavuk karası veya bir diğer adı ile retinitis pigmentosa, bir göz kusurudur. Genetik kökenli göz hastalıkları arasında en cok rastlanılan tavuk karası hastalığı, gece körlüğü olarak da bilinmektedir. Tavuk karası oluşumunun bir diğer nedeni A vitamini eksikliğidir. Gözde yer alan retina tabakasındaki bir maddenin oluşması ve beslenmesi açısından A vitamini gerekli bir vitamin çeşididir. A vitaminin yetersiz olması halinde bu madde üretilemediğinden göz solmaya başlamaktadır. Küçük yaşlarda çok belirgin bir şekilde kendini göstermeyen hastalık yaş ilerledikçe kendini iyice göstermeye başlamaktadır. Sarı nokta bölgesi sağlam kalana kadar görme devam etse dahi, sarı nokta bölgesinin etkilenmesinin sonrasında zaman içerisinde körlük oluşmaktadır. Gece körlüğü hastalarında ışığın azaldığı yerlerde görme tamamen yok olabileceğinden dolayı sürücüler açısından son derece ciddi riskler oluşturmaktadır.

Hastalığın Nedenleri
A vitamini eksikliği, süt ürünlerinin yeterince tüketilmemesi, düzensiz beslenme, gözün fazla yorulması gibi durumlar hastalığın temel nedenleridir. Tüm bunların yanısıra tavuk karası hastalığı genetik bir hastalık olup ya doğuştan vardır ya da hiç yoktur.

Hastalığın tedavisi var mıdır?
Gece körlüğünde retina tabakası zarar gördüğündenndolayı bilinen bir tedavisi bulunmamaktadır. Çünkü oluşan bu hasarın giderilmesi mümkün oomamaktadır. Hastalığa sebebiyet veren vitaminlerin tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu uygulamanın temel gayesi hastalığın seyrini yavaşlatmaktır. Bu amaç doğrultusunda hastaya A ve D vitamini desteği verilebilir, kişi beslenme alışkanlıklarına bu vitaminlerin bulunduğu besinleri takviye edebilir ve düzenli bir şekilde kullanabilir. Gözlük kullanımının hastalığın belirtileri ya da tedavisi açısından bir faydası bulunmamaktadır. Hastalık dışarıdan bakıldığında anlaşılması mümkün değildir. Bundan dolayı bir göz doktoruna muayene olmak gerekmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Anne Adaylarının Diş Sağlığı Çok Önemli

Gebe kalmayı planlayanlara uyarı. Öncesinde ağız ve diş sağlığı mutlaka kontrol ettirilmeli.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Duran, diş eti rahatsızlıklarının hamilelerde çok hızlı ilerlediğini, düşük ve erken doğuma neden olduğunu söyledi.

Duran, AA muhabirine, diş eti rahatsızlıklarının dişleri çevreleyen  dokuların iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını, en büyük etkenin bakteri plağı  olduğunu anlattı.

Ağızdaki bakterilerin çoğalmasının rahatsızlıkları tetiklediğine  dikkati çeken Duran, “Diş eti rahatsızlığında klinik olarak ilk belirti,  kanamayla gözlenir, fırçalarken, herhangi bir şeyi ısırırken veya kendiliğinden  olabilir. Kanamanın şiddeti, diş eti rahatsızlığının boyutunu gösterir” diye  konuştu.

Rahatsızlığın önlenmesi için ağızdaki bakteri plağının temizlenmesi  gerektiğini kaydeden Duran, dişlerin arasında kalan yemek artıklarının bakteri  plağına neden olduğunu vurguladı.

Duran, bakteri plağını engellemenin en basit yönteminin günde 3 kez  dişleri fırçalamak olduğunu belirterek, diş eti kanamasının artması halinde  hekimden destek almak gerektiğini dile getirdi.

 “Hamilelerde diş eti rahatsızlığı”

Hamilelerde ve çocuklardaki diş eti rahatsızlıklarına gereken önemin  verilmediğine işaret eden Duran, gebelikteki vakaların ciddi sonuçlar  doğurabileceğini söyledi.

Hamilelikte hormon dengesi bozulduğu için bazı rahatsızlıkların daha  etkili olabildiğini aktaran Duran, “Bir birim bakteriye, hamile olmayan bayandaki  cevapla, hamilelerdeki cevap farklıdır. Hamileler, bir birim bakteriye çok fazla  tepki gösterir yani çok fazla kanama olabilir. Maalesef halk arasında yanlış  bilinen ‘bir hamilelik, bir diş kaybı’ anlayışının nedeni, hamilelik süresince  bakterilere maksimum cevap veren vücut dokusunun savunma yapamamasıdır” ifadesini  kullandı.

Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların, hamilelik öncesinde ağız ve diş  sağlığı kontrolü yaptırması gerektiğini anlatan Duran, sözlerini şöyle tamamladı:

 “Hamile kalmadan ağız bakımlarının yapılması, hamile kaldıktan sonra  da bakımlarına çok daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Hamile bayanlarda  gelişen diş eti rahatsızlıkları çok hızlı ilerleyeceği için ciddi sağlık  sorunlarına neden olabilir. Son dönemde yapılan çalışmalar diş eti  rahatsızlığının hamilelerde daha ciddi görüldüğünü gösterdi. Şiddetli diş eti  rahatsızlıkları, hamilelerde düşük ve erken doğuma neden oluyor. Dolayısıyla bu  tür hastaların daha dikkatli davranması gerekmektedir.”
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Omurga

Omurga anatomisi genel olarak 3 bölümde incelenir. Bu bölümlerde 7 boyun, 12 sırt, 5 bel omuru bulunur. Bel omurlarının hemen altında embriyolojik olarak omurga yapısındaki sacrum kemiği ve onun da altında yine embriyolojik olarak omurga kökenli fakat evrimsel bir artık olan kuyruk sokumu kemiği bulunur.
Bir omurga kemiğinde değişik parçalar vardır.Gövde denilen ana parça yük taşıyan en önemli parçadır. Gövdeler disk denilen esnek bir doku ile birbirleri üzerinde sıralanır. Gövdenin hemen arkasında omuriliğin geçtiği kanalı çevreleyen laminalar bulunur. Laminaların yanlarında 2 transfers çıkıntı, arkasında spinöz çıkıntı omurga çevresi kasların yapışma noktalarıdır. Her omur alt ve üstte toplam 4 faset eklem ile diğerlerine bağlanır. Bu kilit sistemi omurganın sabitliğini sağlar. Gövde ile laninaların arasındaki oluktan sinir kökleri çıkar. Alttaki 4 bel omurundan çıkan sinir köklerinin bazı dalları birleşerek siyatik siniri oluşturur. Siyatik sinir kısa bir mesafe leğen kemiğinin arka duvarı boyunca karında seyrettikten sonra kalçanın ortasından dışarı çıkar ve bacağın arkasında orta hattı boyunca aşağı doğru iner. Bu nedenle bel omurlarındaki bir takım hastalıklarda ( bel fıtığı, bazı tümörler gibi) ağrı kalça içinden bacağa doğru hissedilir.

Omurlar birbirinden disk denen etrafı halka biçimli sert annulus denen yapı ve ortasında jöle kıvamında nucleus pulposus dan oluşan dokuyla ayrılır. Bu annulus denen halka kırılırsa aradan nucleus pulposus dışarı çıkarak omuriliğe veye sinir köklerine bası yapar ki bunun en bilinen ismi fıtıktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kas gevşetme yöntemleri

Tıp doktorları ağrı ile bağlantılı kas gerilimi sorununa değinirken, bir alışkanlıktan söz etmektedir. İnsanlar bazen, strese karşı çeşitli kaslarını kullanarak adeta bir tepki yaratırlar. Bu bir gerilim alışkanlığıdır. Kas gerilmesinden kaynaklanan ağrılarla başa çıkabilmek için bazı kas gevşetme yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler özellikle gerilimden kaynaklanan başağrıları ile sırt ağrılarının tedavisinde başarıyla uygulanabilmektedir. Özellikle yorucu geçen bir günden sonra “acaba ne zaman başım ağrımaya başlayacak?” diye düşünürüz. Disiplin ve gerekli yöntemlerin uygulanmasıyla bu bir gerilimden başka gerilime geçen fasit daireyi kırabiliriz. Gevşeme kursları, yoga, yürüyüş yapmak, jogging insanların kendi kendilerine yardım etme yöntemlerinden bazılarıdır. Birçok kişi için uygulanan gevşeme yöntemleri stres atmada başarılı olmuştur. Yöntemler çeşitlidir ve size yardımcı olacak kasetler, kitaplar ve video bantları vardır. Ne kadar çok pratik yaparsanız, stresle başa çıkmakta o denli başarılı olursunuz.

Eğer kendinizi tedirgin hissediyorsanız;
– Rahat bir koltuğa oturun veya bir yere uzanın.
– Gözlerinizi kapatın.
– Derin ve yavaş yavaş nefes almaya çalışın.
– Süre boyunca derin ve ritmik olarak nefes alıp, verin.
– Nefes alırken mide ve göğsünüzün hava ile şişmesine gayret edin.
– Nefes verirken ise, bu organlarınızı boşaltın.
– Nefes alıp verme arasında bir iki saniye için nefesinizi tutun.
– Biraz çalıştıktan sonra göreceksiniz ki, stresli durumlarda kullanacağınız bu yöntem rahatlamanızı sağlayacaktır.
– Şimdi de ayak parmaklarınızın kaslarını iyice gerin ve yere sıkıca basın ayağınızdaki ve ayak parmaklarınızda gerilimi hissedin.
– Sıkışmanın nerede olduğuna dikkat edin.
– Kasları gergin tutarak 20 saniye kadar öyle kalın.
– Sonra kasları ve ayakları gevşetin.
– Gerilimin kaslarınızı terk edip gittiğini hissedin.
– Ayaklarınızın giderek gevşediğini ve ağır bastığını hissedin.
– Gerilim sizi terkettikçe ayaklarınızda bu sıcaklığın dolaştığını göreceksiniz.
– İçinizden “sakinleş” ve “rahatla” sözcüklerini tekrarlayın.
– Başka tüm düşüncelerden arının.
– Kendinizi giderek daha serbest bırakın.
– Ayak ve ayak parmaklarınız iyice gevşeyince, aşağı yukarı 30 saniye sonra, başka bir kas kümesi ile aynı yöntemi tekrarlayın:
– Ayak bilekleri, baldırlar, kalça, mide, yumruk, kollar ve omuzlar için aynısını uygulayın. Acele etmeyin.
– Başınızı bir yastığa bastırarak, boyun kaslarınızı gevşetin.
– Tüm vücudunuz gevşeyince, gözlerinizi yumup, kendinizi ne kadar ağır hissettiğinizi düşünün.
– Bu ağırlığı üzerinde bulunduğunuz yüzeye bastırın.
– Derin derin nefes alırken kendi kendinize çok dinlenmiş olduğunuzu üst üste tekrarlayın.
– Üçe kadar sayın ve gözlerinizi açın.
– Bazı kişiler gün ışığının ya da idman yapmanın krizleri harekete geçirdiğini söylemektedirler.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Esansiyel tremor titreme hastalığı

Esansiyel Tremor (Titreme) Hastalığı
Belirtiler:
– Ellerinizin, kolunuzun, başınızın, dilinizin veya gırtlağınızın ritmik, gidip gelen hareketleri.
– Kol ve baştaki belirtiler organın kullanılmasıyla artar.
Esansiyol tremor ciddi bir durumdur. Aile geçmişinde bulunduğu zaman familiel tremor adını alır. Tremorun en yaygın şekli olmasına rağmen, sebebi bilinmemektedir. Ritmik Tremor orta ile ileri frekans (saniyede 6 ila 10 titreme) arasında değişkenlik gösterir.

Hemen bütün vakalar ailede kalıtım yoluyla sürer ve buluğ çağında veya daha sonra ortaya çıkar. En büyük sıklıkla orta yaş ile ileri yaşta başlar ve ağır ağır gelişir. Zaman içinde titreme bütün kolunuzu veya her iki kolunuzu, başınızı, sesinizi ve hatta göz kapaklarınızı etkileyebilir. Bir kahve fincanını veya çatalı tutmak gibi istemli hareketleriniz genellikle titremeyi artırır. Bu hareketle azalma eğilimi gösteren Parkinson hastalığının aksine bir durumdur.

Stres de esansiyel tremorun ritmik sarsıntısını artırabilir. Genellikle aktif olduğunuz zamanlarda başladığını farkedebilirsiniz. Uyku sırasında ortadan kalkar.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hamilelere Özel Diş Bakımı Önerileri

Ağız ve diş sağlığı gebelik döneminde çok daha mühimdir. Gebelikte dişlere nasıl bakılmalı?

Bebeklerde diş gelişimi, anne karnında  başladığı  için  ve de hamilelik  sırasında bazı  ağız ve diş sağlığı sorunları  daha sık  görüldüğü için, mutlu bir hamilelik geçirmeniz  için bu dönemde karşılaşabileceğiz sorunlar ve çözümlerini sizlerle paylaşmak istedik. Ve  Diş hekimi Pınar Çağlar Kaya’ya bazı sorular yönelttik.

Hamilelikte  ağız ve diş sorunları niçin çoğalır?

Hamile kaldığımız dönemde; ister istemez iştahımız artar, aş-ermelerimiz olabilir, abur cubur ve tatlı tüketimi de artabilir. Ayrıca  ilk aylarda yaşanan bulantı ve kusma ile mide asidi, dişler üzerinde olumsuz etkiye neden olur. Bu dönemde artan östrojen ve progesteron hormon seviyeleri özellikle diş etlerinde, şişmeye, kanamaya meyil yaratabilir. Diş etlerinde kanama ve hassasiyet var diye fırçalamak dan kaçınmak yapılan en büyük hatadır, sorunların daha da artmasına neden olur. Planlı olmayan gebelik de,  var olan diş sorunları, tüm bu saydığım dezavantajlar nedeni ile hamilelik dönemi işlerin daha da zorlaşmasına neden olabilir.

Hamilelik dönemimde  diş kaybeder miyim?

“Her doğumda diş kaybedilir’’düşüncesi doğru değildir.Yani bebeğiniz kendisi için gereken kalsiyumu sizin dişlerinizden alarak ,annenin dişlerinin çabuk çürümesine neden olmaz .Bu düşünce yanlıştır. Annenin dişlerinden kalsiyum çözünmesi olmamaktadır, böyle bir bilimsel kanıt ve delil yoktur.Annenin kemiklerinin sağlıklı olması ve bebeğinin ihtiyacı olan kalsiyum miktarını sağlayabilmesi için günlük diyetinin 1200-1500 mg kalsiyum içermesi gerekir.Özellikle kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ,yeşil yapraklı sebzelerden zengin diyetle beslenmek önemlidir.Diyetinde yeterli kalsiyum olmayan annenin bebeği için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden karşılanır ,dişlerinden değil.

Bu dönemde iyi beslenerek  ağız ve diş sağlığımı koruyabilir miyim?

Sağlıklı beslenmeye özen gösterilip,düzenli ağız bakımı yapılır,şekerli, tatlı ve asitli yani ;çürük yapıcı gıdalardan uzak durulursa yada az miktarda tüketilirse hamilelik dönemleri de diğer dönemler gibi gayet sağlıklı ve normal geçirilebilir.Hamilelik dönemin de ilaç kullanımının kısıtlı olması nedeni ile ,emzirme dönemi de dahil uzun bir süre bebeğimiz ve kendimizle meşgul olacağımız için sağlığımıza daha da dikkat etmemiz gerekir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Hamilelik dönemi boyunca

·        Asitli ve yapışkan şekerli ,karamelli yiyeceklerden özellikle de yemek aralarında abur cubur şeklinde yeme alışkanlığından kaçınılmalıdır. (Bu tür gıdaları canımız çekdiğinde az miktar da tüketmek ve sonrasında fırçalamak,fırçalama imkanı yok ise suyla çalkalamak yada en azından su içerek ağızdaki şeker ve asit konsantrasyonunu seyreltmeliyiz.

·        A,C,D vitaminleri ,fosfor ve kalsiyum dan zengin meyve, sebze , süt ve süt ürünleri,et ,balık,yumurta gibi proteinden zengin yiyecekler diyet de gereken miktarda olmalıdır.

Bebeğimizin diş gelişiminin anne karnında başladığı düşünülürse hem kendi sağlığımız hem de bebeğin sağlığı ve diş gelişimi için dengeli beslenmenin önemi daha da iyi anlaşılır.

Diş sağlığı için A vitamini ,protein (et,süt, yumurta, meyve ve sebzeler) C vitamini(çilek ,narenciye ,domates) kalsiyum ( süt ve süt ürünleri yeşil yapraklı sebzeler)ve D vitamini(et ,balık ,süt ,yumurta) diyetimizde yeterince olmalıdır.Hamilelik boyunca gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.Böyle olunca da ilaç kullanımına gerek kalmayacak önlemleri almak, bu dönem hakkında bilgili ve donanımlı olmak en mantıklı olanıdır.Hasta olup tedavi olmak yerine hastalık dan korunmaya çalışmalıyız .Bebeğimize rehber olacağımız düşünülürse bu konular da gerekli bilgilerin edinilmesinin önemi daha da anlaşılır.

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları erken doğum riskini arttırır mı?

Şimdiye kadar hormonların, çürük yapıcı gıdalardan zengin diyetin ve yetersiz ağız hijyeninin hamilelik döneminde; diş eti hastalıkları ve çürüğe neden olabileceğine değindik.

Bu durum bizim hamilelik dönemi boyunca;

·        diş ağrısı çekmemize,

·        diş eti kanaması ve ağız kokusu gibi problemler yaşamamıza,

·        diş problemleri nedeni ile  beslenmenin önemli olduğu bu dönem de, sağlıklı ve dengeli beslenmemize engel olur.

Literatür de ayrıca Agresif periodontal hastalığı (hızlı ilerleyen diş eti iltihabı) olanlar da erken doğum (37 haftadan az ) ve düşük doğum ağırlığı (2,5 kg’dan az) görülme riskinin 7 kat fazla olduğu belirtilmektedir.

Burada erken doğumun, sebep olabileceği durumları da hatırlatmak da yarar var.

Erken doğan bebekler, düşük doğum ağırlığı ve buna bağlı;  nörolojik gelişim bozukluğu, astım, solunum enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, öğrenme zorluğu gibi bir çok istenmeyen problemlere yatkın olabilirler.

Tüm anne adaylarının, sorunsuz bir hamilelik  sonrası, sağlıkla bebeğini kucaklamasını diliyorum.

Hamileikte  diş  tedavileri  diş  anestezisi,  hamileyken kullanılan   antibiotikler  bebeğin  diş  sağlığını  nasıl  etkiler gibi soruların cevabını da  “Hamilelikte Diş Sağlığı 2”adlı  yazımızda  yer  vereceğiz
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...