Egzama İçin Kür Önerileri Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Egzama İçin Kür Önerileri Video

Kan Çıbanı Nedir? Neden Olur?

Kan çıbanı, denince kulağa her ne kadar kötü, korkunç ve alışılmamış bir rahatsızlık gibi gelse de aslında hepimizin duyduğu, bildiği çevresinde mutlaka duyduğu bir rahatsızlık çeşidi aslında

Tabii ki farklı bir adı ile. Bu hastalık aslında hepimizin gayet iyi bildiği gayet iyi tanıdığı, halk arasında ‘’ kıl dönmesi ‘’ olarak bilinen rahatsızlık ile tam olarak aynı şey diyebiliriz.

Halk arasında ‘’kıl dönmesi veya da kan çıbanı ‘’ olarak adlandırılan bu durum tıp dilinde ki ismi ile ise ; ‘’ füronkül ‘’ olarak bilinir ve adlandırılır.

Bu hastalık yani kan çıbanı; ilk önce küçük bir şekilde başlasa da kılların dibinde başlayarak zaman içerisinde çok hızlı bir şekilde büyür ve yayılır.

Kırmızı ve de sert bir şişlikten oluşan bu çıban; her ne kadar büyür ve de sertleşir ise aynı derecede de ağrısı ve acısı artar ve büyür.

Tıpkı sivilceye benzer yapısı ile de kendini gösteren kan çıbanı, ilk başlarda çok sert kırmızı ve küçük iken sonra ki evrelerde büyür, baş verir ve yumuşamaya başlar.

Kan çıbanlarını kesinlikle ve kesinlikle sıkmamalıdır. Zaten bu çıbanlar zamanla kendi kendine sararıp kuruyup dökülecek ve kabuk bağlayıp geçecektir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Su İçerek Göbeğinizi Eritin

Göbek bölgesinde biriken yağların erimesini sağlamak için uygulanabilecek pek çok yöntem mevcuttur. Bu yöntemlerden biri de su içerek göbek eritme yöntemidir. Ancak su ile göbek eritmenin önemli noktaları hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. İşte püf noktaları:

1- Sık sık soğuk su için. Soğuk su içerek vücudunuzun metabolizmasını hızlandırmış olursunuz. Yani soğuk su içtiğinizde, vücut soğuk suyu ısıtmak için çalışır enerji harcar ve bu durum da kalori kaybetmenize yardımcı olur..

2- Yemek yemeye başlamadan önce ilk olarak büyük bir bardak su için. Yaltığınız bu uygulana metabolizmanızı artıracak ve böylece vücudunuzdan toksinlerin atılmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda mideniz tamameb dolmadan yani aşırı yemek yemeden sofradan kalkmanızı sağlayacaktır.

3- Günde 8 bardak hatta elinizden gelirse daha çok su içmeye özen gösterin. Susuz kalmanız halinde vücudunuz, özellikle de yağ hücreleri, daha çok su depolar. Sulu kalarak, vücudun fazla su depolaması önlenebilir ve böylece yağ hücrelerinin boyutunun azaltılması sağlanabilir.

4- Her lokmanızın ardından su yudumlayın. Bu uygulama sizin besin alımınızı yavaşlatacak ve böylece hızlı bir şekilde yiyerek daha fazla yemek yemenize önleyecektir.

5- Nereye giderseniz gidin yanınızda her zaman su taşıyın ve gün boyunca suyunuzu sık sık yudumlayın. Bu basit şey, gün içinde can sıkıntısından atıştırmalık yiyerek fazla kalori almanızı önleyecek etkili  bir yöntemdir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Meyve Yemek Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor

Her gün ya da gün aşırı meyve tüketmek kalp hastalıkları riskini %40 azaltıyor.

Daha fazla meyve yiyen kişilerde kalp damar hastalıklarına daha az rastlanıyor. Kan basıncı ve kolesterol de düşer. Çin’de 500 binlik bir ekiple araştırmalar yapıldı. Kırsal ve kentsel nüfusta kalp hastalığı olmayanlar incelendi. 5 kategori sunuldu: hiç meyve yemiyorum, ayda birkaç, haftada 1-3 gün, haftada 4-6 gün ve her gün.

%18 kişi her gün meyve yiyor %7si asla yememiş. Meyve yiyenlerin kan basıncı da daha düşük oluyor. Kalp riskleri de azalıyor. %25 ila 40 arasında bu risk azalmıştır. Beyinde kan damarlarında hasar meydana gelince direkt kalbin işlevini keser. Meyve bu noktada kalbe yardımcıdır. Kalp sağlığı için sebze ve meyveye daha fazla önem verin. Kalp hastalıklarını teşvik etmemek adına meyve başta olmak üzere sağlıklı beslenmek önem taşıyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Cyclospora Enfeksiyonları Riski Altında mısınız?

Bu enfeksiyon türü bozuk bir gıda tüketildiğinde midede sorunlara yol açan zehirlenmeye de yol açabilen bir türdür.

Büyük salgınların başında yer alır ve CDC parazitleri birçok kişiyi etkisi altına almaktadır. Sağlık yetkilileri enfeksiyon kaynağını acil olarak araştırmaktadır. Gıda kaynaklı zehirlenmelerden birçok kişi hastaneye kaldırılmakta. Çocuk enfeksiyon uzmanları ve epidemiyologlar iş başında.

Cyclospora çoğunlukla tropik ortamlarda yaşayan tek hücreli parazitlerdir. Aktif organizma ile olgunlaşmamış dişi cinsiyet hücresi adı verilen uyku aşaması vardır. İnsanlar olgunlaşmamış dişi cinsiyet hücresini gıdalarla vücuduna alınca, rahatsız gastrointestinal belirtileri ortaya çıkar.

Meyve, sebze ve suyla vücuda giren enfeksiyon dışkı yoluyla da atılabilir. Taze fesleğen, marul ve bezelyede rastlanmaktadır. Konserve ve dondurulmuş ürünlerde risk artarken yıkanmamış ve pişirilmemiş taze ürünlerde de bu risk hayli yüksek.

Kağıt havluyla yıkanan ürünler kurutulmalıdır. Ağız kuruluğu, susuzluk hissi, mide yanması gibi belirtiler sıkça görülür. Basit bir testle anlaşılır. 7-10 günlük dinlenme ve antibiyotik tedavisi ile iyileşme mümkündür. Kadınlar daha çok bu enfeksiyona yakalanır ve ortalama yaş 44’dür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Zerdeçal Neden Tüketilmelidir? Baharatın Faydaları Nelerdir?

Çok az bir çaba ile vücudunuzu ve sağlığınızı koruyun, nasıl mı? Zerdeçal tüketerek. Bu süper baharat yüzyıllardır şifa niyetine kullanılıyor.

Köriyle beraber kurkumin bileşiğini içeriyor. Beyin ve karaciğer hasarından koruyor ve iyileştiriyor. Fazla yağlı beslenmede kaloriyi alıyor yağı dengeliyor. Köri veya zerdeçallı harika tarifleri mutlaka deneyin.

Yeşil zeytinli tavuk yahnili bir tarif. İçine zerdeçal katınca kokusu tadı şahane olacak ve sağlıklı bir tarif olacaktır. Akdeniz usulü zeytinyağlı hafif bir tariftir. Tavuğu dilediğiniz gibi pişirin. Zeytin ve baharatını ekleyip tadını çıkarın.

Körili mercimek çorbası sıcacık ve farklı tadıyla sizi saracaktır. Sebze de katılabilir lif ve protein deposudur.

Hindistancevizi yağı veya kendisi ile pişen körili biftek veya dana eti ağzınıza layık bir tariftir.
Yumurtalı tariflerde ve krep gibi menülerinizde de köriyi kullanın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Testosteron, Grip Aşısı Etkilerini Azaltabilir

Grip aşısı, erkeklerde kadınlara göre daha az etkilidir. Testosteron hormonu bunun temel sebebidir.

Testosteron, erkeklerde grip aşısının etkilerini zayıflatabiliyor. Stanford Üniversitesi araştırmalarında bu durum ortaya çıkmıştır. Erkeklik hormonu olan testosteron bağışıklık sisteminde daha az etkili. Genler aşıya daha az yanıt veriyor ve tepkisiz. Antikor savunma mekanizmaları daha zayıf çalışıyor. Erkeklerde genelde enfeksiyona bağışıklık kazanılmıyor.

En azından kadınlara oranla daha zayıf. Bakteri, virüs, mantar, parazit ve enfeksiyona erkekler daha yatkın. Bağışıklık sistemleri, humma, grip, kızamık ve hepatit gibi hastalıklara karşı daha savunmasız. Aşılama yöntemine karşı daha az tepkililer. Mevsimsel grip aşısı yüksek seviyede testosteron salgılayan erkeklerde etkisiz.

Kas gücü, saç sakal gelişimi gibi klasik erkeksiz özellikler için salgılanıyor bu hormon. Bazı genler testosteron tarafından düzenleniyor. Aktif olması şart fakat bu gibi durumlarda ilaç etkilerini önleyebiliyor. Direkt olarak bağışıklık sistemine etki ediyor ve onu korumak yerine zayıf bırakıyor.

Kadınlarda grip aşısında güçlü antikorlar yer alır erkeklerde ise bunun aksidir. Testosterona bağlı çalışan ve onun üzerine çıkabilecek ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Güçlü bağışıklığa sahip olanlar da enfeksiyonlara karşı 2 kat daha üstündür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir, Neden Oluşur?

Bel fıtığı genç veya yaşlı dinlemeden birçok yaş grubunda yaşanan bir omurilik hastalığıdır. Çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bel fıtığı, bel üzerinde bulunan omurlar da görev alan kıkırdak dokunun yırtılmasından ileri gelmektedir.
Bel Fıtığı Neden Oluşur?
Bel fıtığı, genellikle ağır kaldırmak, yüksekten düşmek, sürekli aynı pozisyonda çalışmak, doğum, stres ve fazla kilo gibi çeşitli nedenlerden oluşabilir. Bel fıtığına yakalanmamak için yapılması gerekenler; sırt kaslarını güçlendirmek için spor, ağır kaldırırken doğru pozisyon almak ve ideal kiloda bulunmaktır.
Bel fıtığında ilk belirti olarak bel üzerinde ağrı oluşumudur. Belin çevresinden geçen sinirler baskı gördüğü için ağrı şeklinde ortaya çıkar. Zamanla ilerleyen bu hastalık bacaklara inen sinirlere ve sinir köklerine de baskı uygulayarak çok şiddetli bacak ağrısı şeklinde kendini gösterir. Bel ve bacaklarda oluşan ağrının dışında bel fıtığına işaret eden diğer durumlar ise aşağıda yer almaktadır.
Ayakta şiddetli ağrı, yürümede güçlük, bacaklarda uyuşma, büyük ve küçük abdest tutamama, dirençsiz bacaklar ve adalelerde erime durumu gibi pek çok şekilde belirtiye sahiptir.
Bel fıtığı önemli bir hastalıktır. Tedavisi için gerekli ilaç veya cerrahi işlem yapılarak, hasta kaliteli ve ağrısız hayatına geri döndürülmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Ökseotu Kanserle Savaşmaya Yardımcı mıdır?

Kanser hastaları için yaşam kalitesini artıran bu yardımcı bitki ökseotunun birçok yönünü öğreneceğiz.

Beyaz dut ve kırmızı dutgiller ile yakındır. Yarı parazitik yaşayan ökseotu Batı Asya, Büyük Britanya ve Avrupa’nın çoğu yerinde yetişir. Yaprakları ve ince dalları bitkisel ilaç yapısında kullanılır. 20. Yy’ın başlarında Avrupa’da tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Çok kesin olmamakla birlikte kanseri yenmede ve önlemede alternatif tedavi amaçlı bu bitki kullanılmaya başlandı.

Yumurtalık, mide, meme, kolon, akciğer, lösemi (kan kanseri), lenfoma kanser türlerinde özellikle etkilidir. Ameliyat ve tedaviler sonrası kanser hastasının evde bakımında sağlığına kavuşması için ökseotunun büyük desteği vardır.

Yapılan araştırmalar tümör büyümesini önlediğini ve boyutunu dahi küçülttüğünü gösterir. Kanserle mücadele hakkında insanların da bilinçlenmesi önemlidir. Avrupa’da, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulayıcıları genellikle kanser için ökse otu tedavisi kullanılır. İsviçre, Hollanda ve İngiltere’de, ökse otunun kullanıldığı ilaçlar Iscador ve Helixor’dur.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Burusella Hastalığı Belirtileri Ve Tedavisi

Burusella hastalığı genellikle hayvancılık ile yakın ilişkisi olan insanlarda görülen bir hastalıktır. Hayvanlarda yavru atma ya da malta humması olarak bilinen hastalık, iyi pişmemiş et ve yeterli dezenfektasyon edilmemiş süt ve süt ürünleri yolu ile insanlara bulaşmaktadır. Özellikle kaynamamış sütten yapılan ve gereken süre bekletilmeden tüketilen peynir ve çökelek gibi süt ürünleri hastalığın bulaşmasında başrolü oynamaktadır.

Hastalığı belirtilerine gelince;

Gün içinde ortalama 4-5 saat aralıklar ile görülen yüksek ateş Yüksek ateşin akabinde şiddetli terleme ile birlikte ateşin düşmesi Halsizlik ve güç kaybı Aşırı iştahsızlık Baş ağrısı ve kas ağrısı Özellikle bel ve bacak bölgesinde hissedilen sızılardır.
Teşhiş ve Tedavi:

Burusella hastalığı teşhisi tam teşekküllü hastane ortamında belirlenebilmektedir. Hekim bulguları değerlendirerek ve gereken tıbbi tetkikleri gerçekleştirerek teşhisi koyabilir. Teşhisi koyulan hastaya öncelikle tetrasiklin ve streptomisin tedavisi uygulanır. Uzun süreli bir tedavi sürecine ihtiyaç duyulan Burusella hastalığı tedavi edilmediğinde beyin zarı iltihabı (menenjit) ve kalp hastalıklarına neden olabilmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Grip Olanlar Hangi Besinleri Tüketmeli?

Soğuk algınlığı ve grip yakamızı sardıysa bu besinleri tüketmeliyiz. İşte sağlık veren yiyecekler.

1. Meyveli şeyler. Tatlı, şekerleme ya da meyvenin kendisi her şekilde sağlıklıdır. Yaralı, şişmiş, dikenli, ağrılı, iltihaplı boğaza meyve birebirdir. Sulu olması da iyidir griple mücadelede yardımcıdır. Mukusu temizler tıkanıklığı azaltır. Meyve suyu da faydalıdır. elma, üzüm ve çilek en iyileridir.

2. Hindili sandviç. Katı beslenmede yağsız protein iyidir. Hindi eti çok sağlıklıdır. İyi hissettirir, hastalıkla mücadele eder. Enerji ve lezzet verir. Kızılcık suyuyla tüketin.

3. Sebze suyu. Salatalık ve sebze suyu az tuzlu olduğunda bir bardak içilir. Bağışıklığı artıran antioksidanları içerir.

4. Tavuk çorbası. Besler ve nem içerir. Şifa verir anti – inflamatuar etkileri vardır. Sıcak içildiğinde bakteri ve virüslere karşı vücudu korur.

5. Sarımsak. Gıdalarda da kullanılır harici de yenir. Bu antimikrobiyal ve bağışıklık uyarıcı özellikleri olduğu ve tıkanıklığı rahatlatır.

6. Zencefil. Bulantı, mide ağrısı, ağrıları ve grip belirtilerini yatıştıran bir bitkidir. İnflamasyonu azaltır. Taze rendelenmiş zencefil çayda çorbada kullanılır.

7. Sıcak çay. Yeşil ve siyah ya da bitki çayları gribe iyi gelir. Antioksidan içerir belirtileri rahatlatır. Buharı nefes tıkanıklığını açar. Bal ve limonla boğaz ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.

8. Muz. Bulantı kusma ve ishale karşı iyi gelir. Çocukları korur. Pirinç elma ve tostla birlikte etkilidir.

9. Tost ve kraker. Mideyi rahatlatır sıcak çorbayla beraber iyi gelir.

Şeker ve laktozu azaltın, protein alın, vitamin ve kalori içeriklerini düşünerek beslenin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Yüksek Lif İçeren Besin Grupları

1) Meyveler
Lifli İçeren Meyveler: Ahududu, 1 su bardağı içerisinde 8 gram lif içererek en çok life sahip olan meyvedir. Diğer yoğun lif oranına sahip olab meyveler ise armut, böğürtlen, elma ve kuru eriktir. 1 adet armut içerisinde 5 gram, elmada ise 4.5 gram lif yer almaktadır. İncir, yaban mersini, çilek ve muz da yine  lif yönünden zengin meyvelerdendir.

Tüm bunkarın yanı sıra meyveleri yerken kabuklarını soymak ve çekirdeklerini çıkarmak alınabilecek lif miktarını büyük bir ölçüde azaltmaktadır.

2)Sebzeler
Orta büyüklüğe sahip bir enginar yaklaşık 10.3 gram lif içeriğine sahiptir. 1 bardak nohutta ise yaklaşık 8.8 gram lif yer almaktadır. Brokoli, yeşil turp ve kış kabağı da 1 bardağında ortalama 5 gram lif içermektedir. Mısır, patates ve brüksel lahanası ise içeriklerinde daha az lif bulundururlar ancak yine de yüksek oranlı liften oluşan besin kaynakları arasında yer almaktadır.

3)Tahılgiller
Bir su bardağı tam buğdaydan yapılmış bir spagetti orortalama olara.3 gram lif içermektedir. Buğday kepeği ve yulaf kepeği ise daha fazla miktarda lif içeriğine sahiptir. Yarm su bardağı yulaf kepeği 8.8 gram lif içermektedir. 1 su bardağı patlamış mısır ise bir dilim tam buğday ekmeğinden daha çok lif içermektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hangi Yiyecekler Boy Uzatıyor?

Kalsiyum, büyüme açısından cok önemli bir mineral kaynağıdır. Bu anlamda da süt, son derece mükemmel bir kalsiyum deposunolma özelliğine sahiptir.

Bunun yanı sıra kalsiyumun vücutta tutulmasını sağlayan A vitamini ve hücrelerin büyümesini sağlayan protein de ihtiva etmektedir. Süt, kolayca sindirilebilen bir besin olup proteinlerin en üst düzeyde özümlenmesini sağlamaktadır. Kaymağı alınmlan süt yağ içermez ve % 100 protein kaynağıdır. Özellikle büyüme çağında olan çocuklara herbgün düzenli olarak en azından 2-3 bardak süt içirilmelidir.

Süt Ürünleri
Sütün yanı sıra, süt ürünleri de boyun uzaması açısından son derece önemlidir. Özellikle peynir ve yoğurt A, B, D ve E vitaminleri yönünden son derece  zengindir ve aynı zamanda protein ve kalsiyum da içermekyedirler. D vitamini ve kalsiyum büyüme açısından çok önemli olduğundan dolayı eksikliği halinde boyun uzaması olumsuz etkilenencektir. Kalsiyum tüketimi özellikle eegenlik çağında çok gereklidir.

Tavuk
Tavuk hayvansal gıdalar arasında en zengin protein içeriğine sahip ialan kaynaklarındandır. Kas ve dokuların gelişimi için oldukça yüksek düzeyde protein içermektedir.

Kırmızı Et
Kırmızı et de önemli bir protein kaynağıdır ancak kolesterol düzeyini artırıcı etki gösteren yağlar da içerisinde yer almaktadır..
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bebeğe Banyo Yaptırırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hayattaki en değerli varlığınız olan bebeğinizin hijyeni özellikle sağlıklı yaşam açısından son derece önemli bir kriterdir.

Bebeğinizi sürekli olarak temiz tutmanız ve ona her gün düzenli olarak banyo yaptırmanız temizliği açısından oldukça önemlidir. Banyo, bebeğiniz ile aranızdaki sevgi ve güven bağının güçlenmesinkmesini sağlayacak çok özel anlardan bir tanesidir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Bebeklerin temiz ortamlarda büyümesi ve yetiştirilmesi son derece önemli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bundab dolayı da bebeğinizin yıkanması temizlik konusunda en önemli ve kritik noktaların başında gelmektedir. Bebeğinizin teni oldukça hassas olduğundan özellikle yaz bebekleri daha sık kış bebeklerinin de gerekli sıcaklık koşulları sağlanması halinde yine iki günde bir yıkanmasın gerekmektedir. Bebekler banyo yaptırılırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır.
İlk olarak bebeğinizi yıkayacağınız bir küvet almalısınız. Bebek eşyan ve ürünleri satan mağazalarda rahatlıkla temin edebileceğiniz küvetler ayaklı ve fileli olmalıdır ki bebeğinizi kolay bir şekilde yıkayabilesiniz. Bebeğinizi küvete taktığinız file üzerine nazikçe sırt üstü yatırın. Bebeğinizin yıkayacacagınız suyun sıcaklık ayarlamasını çocuğunuzun üzerini çıkarmadan önce yapın ki bebeğiniz çıplak kalıp üşümesin. Sıcak su kontrolünü sağlamak için suya dirseğinizi değdirmeniz yeterli olacaktır. Suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu rahat bir şekilde anlayacağınız en basit yöntem dirseğinizle kontrol etmenizdir. Daha sonra hazırlamış olduğunuz sıcak suyu filenin üzerindeki bebeğinizin vücuduna elinizi de nazikçe gezdirerek dökmeye başlayın. Bebeğinizi yıkarken dikkat etmeniz gereken en kritik noktalardan bir tanesi de suyun kulaklara kaçmamasına dikkat etmektir. Yavrunuzun rahatsız olmasına ve kendisini huzursuz hissetmesine neden olabilecek kulağa su kaçma ihtimaline karşı dikkatli olmanız gerekmektedir. Bebeğinizin tüm vücudunu güzel ve dikkatli bir şekilde yıkadıktan sonra yumuşak bir lif yardımıyka vücudunu şampuanlamalı ve sonrasında durulayarak üşümesine imkân vermeden hızlı bir şekilde havluya sararak üzerini giydirmek üzere seri bir şekilde odasına götürebilirsiniz. Üşümemesi için gerekli önlemleri almayı da ihmal etmeyin ve özellikle kış mevsiminde bebeğinizin hem banyoda hem de giyinirken en azından bir ısıtıcı ile ortama biraz daha sıcaklık verebilirsiniz. Uyguladığınız bütün bu işlemleri yavaş ve sakin bir şekilde yapın ki bebeğinizde rahatsız olmasın ve banyosundan zevk alsın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sabahları Limon Suyu İçmenin Yararları

Sabah yataktan kalkar kalkmaz bir bardak su içmek vücudun güne hazırlanmasında ve organların çalışmaya başlamasında son derece etkili ve faydalıdır. Ancak sabahları limonlu su içmek, tek başına su içmekten çok daha yararlıdır.

*Limon, immün sistemini destekleyen bir besin olup cilt sağlığını koruyan ve cilde ışıltı katan C vitaminin son derece önemli  bir kaynağıdır.
*Limon, barsak sağlığı açısından da son derece önemli olan ve aynı zamanda çok güçlü bir antibakteriyal olan pektin lifi içermektedir. Böylece sindirim sistemimizin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır.
– İçeriğinde yer alan pektin, iştah kontrolünü sağlayarak kilo vermeye katkı sağlamaktadır.
*Limon, vücudun pH dengesini düzenleyici bir etkiye sahiptir.
*Sabah aç karında içilen limon suyu, vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olmaktadır.
*Limon suyu potasyum yönündende son derece zengin olup, bu sayede kan basıncının kontrol altında tutmaktadır.
*Kolesterolün dengede tutulmasını sağlamaktadır.
*Limonun içeriğinde yer alan C vitamini sayesinde stresle başa çıkmaya yardım eder.
*Bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli rol oynar. Enfeksiyona sebebiyet veren atojenik bakterilerden korunmamıza yardımcı olur ve soğuk algınlığının tedavi edilmesinde kullanılabilir.
*Özellikle sıcak geçen yaz günlerinde terleyerek kaybedilen mineralleri yerine koymada sin derece önemlidir.
*Limon suyu vücuda enerji verir ve aynı zamanda depresyonun giderilmesine de yardımcı olur. Limonun kokusu dahi sinir sistemi üzerinde oldukça sakinleştirici bir etkiye sahiptir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Alerji Tedavisi Astım ve Saman Nezlesine Sebep

Mevsimsel alerjisi olanlar ağız yoluyla ilaç kullanırken yan etkilerinden genelde bihaber oluyor.

Bu ilaçlar ve alerji tedavisi aslında nelere yol açıyor? Alerjenlere bağışıklık sistemini hassasiyetini azaltmak için tasarlanmış hap ve damlalar başka rahatsızlıkların başlangıcı olabiliyor. Dil altından alınan bu ilaçlar araştırmalara göre astım ve saman nezlesine yol açabiliyor. Çimen poleni gibi alerjik durumlarda ilaç kullanımına dikkat. Burun alerjisinin yanında, burun tıkanıklığı, akıntısı, gözlerde akıntı ve kaşıntı da ön plana çıkabiliyor. Boğazda tahriş, şişme ve kaşıntı bulguları tepkilerinden sonra uzmanlar ve araştırmacılar yeni alerji tedavisi çözümleri için çalışmalar yürütmeye başlamıştır. Çocuk ve yetişkinler için az yan etkisi olan uygun tedavi çözümleri üretilmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kar ve Buz Üstünde Kendinizi Kasmayın

İnsanların yanıldığı ve hata yaptığı konulardan biri de kar ve buz üzerinde kasılarak yürümeleri. Bu şekilde eklem ve kas ağrıları oluşuyor.

Uzmanlar, kar ve buz üzerinde yürürken kendisini kasan kişilerde alışkın olmayan kasların devreye girdiğini, kasların harekete geçtiği bölgelerde de istenmeyen ağrıların meydana geldiğini bildirdi.

Kafkas Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Baha Çelik, kış aylarının gelmesiyle eklem ağrısı bulunan hastaların bacak, kalça ve sırt kısımlarında ağrılar oluştuğunu söyledi.

Kars’ın Doğu Anadolu illerinde olduğu gibi soğuğun şiddetli yaşandığı bir yer olduğuna değinen Çelik, “Buz üzerinde yürümek eklem ağrılarına neden oluyor. İnsanlar özellikle buzda yürürken elini cebinden çıkarmalı, kendisini kasmamalı ve tedbirler almalı. Özellikle buz üzerinde yürürken elimizin mutlaka dışarıda olması gerekiyor. Bunun için eldiven takmalıyız, çünkü eldiven hem bizi korur hem de cildimizde meydana gelebilecek çatlamaları engeller” dedi.

"BUZ ÜZERİNDE YÜRÜRKEN KENDİNİZİ KASMAYIN"

Kas ve iskelet sistemlerinde problem olan hastaların buzda yürürken daha fazla sıkıntı yaşadığına dikkati çeken Çelik, insanların buz üzerinde yürürken kendisini kasmaması gerektiğini söyledi.

Çelik, buzda yürürken kendisini kasan insanların özellikle eklem, kas, diz kapakları ve kalça kısımlarımda ciddi ağrılar yaşayabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Buzlu ortamlar bel kireçlemesi, boyun kireçlemesi, kas ve iskelet sistemlerinde problem olan hastalar için sorun oluşturabilir. Uygunsuz koşullarda kayabileceğiniz, düşebileceğiniz ve her an sakatlık geçirebileceğiniz durumlarda vücut otomatik olarak kasılır, kendini koruma moduna girer. İnsan bu durumda kısa adımlarda yürümeye çalışır. Kar ve buz üzerinde yürürken kendisini kasan kişilerde alışkın olmayan kaslar devreye girer. Kasların harekete geçtiği bölgelerde istenmeyen ağrılar meydana gelir. Attığı adıma ve bastığı yere dikkat eder. Vücut sadece ayak ve ayak bileğiyle çalışmaz beyninden ayak bileğini kadar koordinasyon içinde çalışır. Gerekli olan yerler kasılır ve diğer kısımlar gevşer. İşte normalde yapılmayacak hareketler yapılacağı için alışkın olmadığımız kaslar devreye girer ve çalışır.”
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gebelik Sürecinde Rahimde Oluşan Değişiklikler

Bu yazımızda sizlerle gebelik süresi boyunca rahimde oluşan değişiklikleri paylaşmaya çakışacağız.
Gebeliğin oluşması ve ilerlemesi sürecinde rahimde biçim, hacim, kıvam, duruş ve kasılma yeteneği gibi durumlarda birtakım değişiklikler meydana gelmektedir.

Gebelik ile beraber rahim gittikçe büyümeye başlar. Normal kadınlarda ortalama 60 ila 70 gram olan rahim ağırlığı, gebeliğin sonuna doğru 1000 grama kadar ulaşmaktadır
Yine normal bireylerde boyu 7 ile 7.5 cm iken gebelikte sonunda 30 cm ye ulaşmıştır. Rahimde oluşan bu ağırlık artışının temel nedeni gebelik sürecindeki bu hormonsal, etki ile organ kaslarının gerek hem miktar hem de hacim olarak artmasıdır. Bununla birlikte bağ dokusunda da bir artış meydana gelir. Rahim kaslarında oluşan bu doku artımını besleyebilmek için organdaki kan damarları çoğalarak damar dalları arasındaki bağlantılar artmıştır.

Ağırlığın artmasıyla beraber gebeliğin ilerlemesi ile rahmin bütünüyle büyüdüğü görülür. Bahsettiğimiz bu büyüme hem hormonsal etkiye hem de gelişmekte olan bebeğin baskısına bağlıdır. Bu iki faktörün etkisi sonucu gebeliğin 3. ayı sonunda rahmin çatı kemiklerinden yukarı doğru yükseldiği görülür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sağlıklı Yöntemlerle Hafızanızı Güçlendirin

Günlük hayatımızda pek çok uyarana maruz kalıyoruz ve bu uyaranların birçoğunun farkında dahi değiliz.

Çoğumuz dikkatimizin hızlı dağıldığından ve bizim için önemli olan pek çok şeyi hatırlayamamaktan dert yanıyoruz. Özellikle iş hayatımızda bu durum bizim için son derece zorlayıcı bir hal alabiliyor ve aynı zamanda ilişkilerimizin kalitesini düşürebiliyor. Bu durumların çağımızın önde gelen sorunları arasında yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Peki, bizi zor durumda bırakan bu şikâyetlerimizi hafifletecek basit yöntemler mevcut mu?

Hafızayı güçlendirmekten bahsedince insanların pek çogunun aklına gelen ilk yöntem yazmaktır. Gerçekten de yazmak, yapılacak işleri not etmek, özellikle de günlük tutmak hafızamızı önemli oranda güçlendirecektir. Çünkü yazma eyleminde bulunduğumuzda aynı zamanda görsel hafızamızı da kullanmış oluyoruz. Günlük tutmak bizi, gün sinunda tüm gün yaşadıklarımızı sabahın ilk saatlerinden itibaren neler yaptığımızı hatırlamaya zorlamaktadır. Yazmaktan hoşlanmayan kişiler bunu yatmadan önce “gün içerisinde neler yaptım?” diye düşünerek de hafızalarını belli oranda geliştirebilirler. Birden fazla işle işle aynı zamanda uğraşmamızı gerektiren, takip edilecek işlerin fazla olduğu sektörlerde çalışıyorsak yapılacakları not almak hayat kurtarıcı nitelikte olacaktı

Hafızamızın daha güçlü bir hale gelmesini sağlamak için yapılacak bir diğer önemli yöntem ise alışkanlık haline gelen davranışlarımızı, yöntemlerimizi farklılaştırmak olacaktır. Her zaman kullandığımız bir yöntem ya da uygulama metodunu değiştirmek, rutin haline getirdiğimiz bir gün başlangıcı gibi durumları farklı şekilde yapmak bize hem yeni bir tecrübe imkânı tanıyacak hem de hafızamızı canlı ciddi anlamda tutmaya yardımcı olacaktır.

İyi bir hafızaya sahip olmak aynı zamanda zihinsel aktivitelerimizin sağlıklı olması anlamına geldiğinden dolayı tabi ki hayatımızda hareket olmalı, iyi beslenmeli, sigara ve alkolden olabildiğince uzak durmalıyız. Uyku süresi ve kalitesi de bu anlamda son derece önemlidir. Tüm bunları birlikte ele alacak bir yaşam şekli hafızamızı geliştirmek adına en uygun yöntem olacaktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Güneşin Işınların Zararlı Etkilerinden Kendinizi Koruyun

Güneş ışınları sadece insanlara değil tabiattaki bütün canlılara fayda sağlayan ve hayatî değere sahip önemli doğal kaynaklarımızdandır.

Güneş ışınlarından doğal yollarla elde edebileceğimiz D vitamini özellikle çocukların kemik gelişimi için büyük rol oynar. Bununla birlikte son elli yıl içersinde ozon tabakasının tahrip olmasına bağlı olarak güneş ışınları süzülerek değil de direkt olarak bizlere ulaşabilmektedir.

Uzun süre boyunca güneş ışınlarına maruz kalan insanlarda kalp-tansiyon rahatsızlıkları, gözde katarakt oluşumu, cilde renk veren pigmentlerin azalmasına bağlı olarak oluşan vitiligo ve cilt kanserine kadar varabilen hastalıklar kendini gösterebilir.

Güneşten Işınlarından Korunma Yolları;

1) Saatlerce Güneşlenmeyin

Güneş ışığının yeryüzüne dik açıyla geldiği öğle saatlerinde güneşlenmemeye çalışın. Çünkü bu saatlerde gelen güneş ışınları zararlıdır ve ciltte lekelerin oluşmasına yol açarlar.

2) Dışarı Çıktığınızda Şapka Kullanın:

Şapka satın alırken aldığınız şapkanın çevresinin geniş olmasına dikkat edin. Böylece sayalnızca kafanızı değil aynı zamanfa yüzünüzü de korumuş olursunuz.

3) Güneş Gözlüğü Kullanın:

Gözde katarakt oluşumunun önüne geçmek için dışarı çıkarken muhakkak güneş gözlüğü kullanın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Bebek Beklerken Doğumdan Önce Yapılacaklar ?

Bebek bekleyenlere harika öneriler. 10 adımda bebeğinize kavuşun ve doğumdan önce yapılacakları bilin..

Telaşımız büyük, doğuma az kaldı. Şimdiii… Doğum öncesi yapmanız gerekenleri bir kenara bırakın. Küçük ama önemli hatırlatmalarımızı dikkate alın ve kendinizi şımartın.

Hamilesiniz ve yapmanız gereken çok şey var. Satın alınacaklar listesi, yapılacaklar listesi, bu ara biraz dalgın olduğunuz için hatırlatma listesi… Fakat atladığınız bir liste daha var! Sadece bebeğiniz için değil kendiniz için yapmanız gereken bir liste. Acele etseniz iyi olur çünkü doğuma az kaldı, vaktiniz daralıyor.

1 Beyaz bir bluz giyin.

Bebeğiniz dünyaya gelmeden önce beyaz bluzlar giymenin keyfini çıkarın çünkü bebişinizin kusmuklarından bir süre beyaza hasret kalabilirsiniz. Bluzunuzun üstü bebek maması, biberondan akan süt lekeleri ile dolup taşacak. Günde birkaç tişört bile değiştirdiğiniz olacak. Biz de bu yüzden, insana huzur veren bir renk olan beyazı bugünlerinizde tercih edin deriz.

2 Sabah erken kalkın.

Biliyoruz “Çocuğum dünyaya geldiğinde zaten uyku uyuyamayacağım ne diye erken kalkayım ki” diyorsunuz. Ama bebeğiniz gelmeden önce arkadaşlarınızla dışarıda yapacağınız son bir sabah kahvaltısı size iyi gelecektir çünkü doğum sonrası bu tarz etkinliklere hemen fırsat bulamayabilirsiniz. Bizden söylemesi!

3 Alışveriş yapın.

Geliriniz ve masraflarınızın hepsi dengeli. Ama yakında bu denge bebeğinizin masrafları ile değişebilir. İyisi mi siz yine kendinizi şımartın ve kendiniz için de bir şeyler alın. Kilo vereceğinizi de düşünerek olduğunuzdan daha küçük beden giysiler alın. Hem sizin için moral, hem de kilo vermeniz için bir motivasyon olur.

4 Temizlik yaptınız, ortalık düzenli, bu durumun keyfini çıkarın!

İlk başlarda olmasa bile bebeğiniz yürümeye başlar başlamaz evdeki bazı eşyaların yer değiştirdiğine ve ortalığın bir anda darmadağın olduğuna şahit olacaksınız. Siz toplayacaksınız, ardından ortalık hemen yine dağılacak. Ama dert etmeyin her çocuklu evde bu tarz şeyler olur. Dediğimiz gibi iyisi mi siz derli toplu günlerinizin keyfini sürün.

5 Evinizin sessiz bir köşesine çekilin ve sadece bebeğinizi dinleyin.

Hamileliğinizin son günlerinde bebeğiniz karnınızdayken onu sessiz bir ortamda dinlemek sizi heyecanlandıracaktır. Siz de hala karnınızdayken onu içinizde hissetmenin tadını çıkarın. Ayrıca doğuma iyice yaklaştığınız için onun tekmelemelerini dışarıdan eşiniz bile fark edecektir.

6 Eşinizle birlikte kanepenizde keyifli saatler geçirin, beraber patlamış mısır yiyin, beğendiğiniz filmleri izleyin.

Doğumdan sonra film izleyemeyeceksiniz diye bir şey yok tabii. Ama şu bir gerçek ki vaktiniz film için de sınırlı. Üstelik çocuklar biraz büyüdüğünde evde çalışan elektronik aletler sağlam kalmıyor malum hepsi bozulmaya başlıyor. İyisi mi siz eşinizle birlikte teknolojinin nimetlerinden faydalanın.

7 Arkadaşlarınızla beraber farklı konularda uzun uzadıya sohbetler edin.

Miniğiniz doğar doğmaz sohbet konularınız uzun süre çocuk bakımı ve yaptığınız doğum üzerine olacak. Bu yüzden hazır ufaklık ortalarda yokken arkadaşlarınızla başka şeylerden konuşun.

8 Bencil olun.

Elbette ki size, sevdiklerinizi düşünmeyin “Hep ben” diyin demiyoruz. Kendinize moral vermek için biraz kendinizi düşünmekte fayda var. Sağlıklı yiyecekler yiyin, eğlenceli aktivitelere katılın ya da boş verip tembelliğin tadını çıkarın. Nasılsa bebeğiniz doğduktan sonra tembellik yapmaya pek fırsatınız olmayacak.

9 Tatile çıkın.

Doğum öncesi son bir tatil yapma imkanınız varsa bu fikir hem size hem de eşinize iyi gelecektir. Ayrıca doğum stresini de üstünüzden atma fırsatını yakalayacaksınız. Ancak şehirden bir iki saatlik uzaklıktaki yerlere gitmeyi tercih edin. Ne de olsa doğuma az kaldı, bebeğiniz sürpriz yapıp gününden önce size merhaba diyebilir!

10 Fotoğraf çektirin.

Karnınız burnunuzda diye fotoğraf çektirmek istemiyor olabilirisiniz. Ama bu sizin fazla kilonuz değil ki. O karnın içinde bir bebek olduğunu herkes anlayabiliyor. Belki de bir daha hiç bu halde olmayacaksınız ya da kardeş düşünüyorsanız bile bebeğinizi doğmadan önce görüntülemek hoş olmaz mı? Çocuğunuz büyüdüğünde hamileliğinizde çektirdiğiniz fotoğraflar onun ilgisini çekecektir. Bu yüzden bol bol fotoğraf çektirin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Çocuklarda Ortopedik Rahatsızlıkta Erken Teşhis

Çocuklarda görülen ortopedik rahatsızlıkların erken teşhisi, hastalığın tedavisinde büyük rol oynuyor.

Doğuştan ya da gelişme çağında sık görülen ayağın içe basması, düztabanlık gibi problemler aileleri en çok endişelendiren sorunlar arasında yer alıyor. Erken tanı açısından çocukluk döneminde sorunların tespit edilmesi ise tedavi için önem teşkil ediyor. Ülkemizde doğuştan ya da gelişimsel düztabanlık özellikle çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yel, erkek çocuklarda, kızların 5-6 katı sıklıkla görülen sorun ile ilgili aileleri bilgilendiriyor.

Ortopedistlerin görevlerinin birisi de sağlıklı çocuklarda 1?6 yaşlar arasında sık görülen hafif basma kusurları ve bacak yamukluklarını çok nadir olan kalıcı sorunlardan ayırmak ve aileye bilgi vermektir. Çocuklarda bu tip ayak sorunlarını iki başlık altında toplayabiliriz.

Doğuştan yada gelişimsel masum düz tabanlık

1- Kemik yada eklem deformiteleri veya bağların gevşekliğiyle birlikte olan ileri düz tabanlık

Birincisi çocuklarda masum düztabanlık denilen, herhangi bir özel tedavi gerektirmeyen durumdur. Masum düztabanlık çok yaygındır, çocukların yüzde 60, 70, bazı çalışmalara göre 80’inde hafif düztabanlık ve hafif içe basma vardır. Bu durum bebek tipi yağ dokusunun cilt altında yerleşmesinden kaynaklanır. Çocuk büyüdükçe ve yürüdükçe bu yağ dokusu azalırken kaslar güçlenerek ayağın uzunlamasına kavisini-arkını artırır. Sonuçta çocuğun ayakları normale döner. Bazen bu durumları hasta yakınları ve hekimler hastalık zannedebilirler hatta tedaviye yönelik ortopedik botlar, tabanlıklar veya bir takım başka özel kalıplarla yapılan pabuçlar verebilirler. Bunların hiçbiri etkili değildir, tersine bilim dışıdır ve çocuğun ayağının kas yapısının gelişmesine engel olduğu için zararı bile dokunabilir.

İkinci grupta 
Kemik ya da eklem deformiteleri veya bağların gevşekliğiyle birlikte olan ileri düz tabanlıktır. Bu grupta bazı ayak kemikleri arasında doğuştan kaynama-birleşme yada ayak kemiklerinde eksiklik, normalden farklı şekilde olma gibi sorunlar olabilir. Bunun dışında çocuğun vücudundaki tüm eklem bağlarını ilgilendiren gevşeklik, bolluk olur ki bu durumdaki hastalarda kol ve bacaklardaki diğer eklemlerde de normalden fazla bolluk hareket görülebilir. Bunlarda ayak kemikleri birbirine gevşek bağlı olduğu için birbiri üzerinden kayarak yarı-çıkık, çıkığa kadar giden deformiteler görülebilir. Bu saydığımız durumlarda ayakkabı içi mekanik takviyeler, özel egzersiz programlar ve bazı cerrahi tedaviler yapılabilir.

Düz tabanlıkla ilgili olmayan ama çocukluk çağında sık görülen bir başka hastalık ise doğuştan çarpık ayaktır. Bu hastalıkta ise bebekler doğduklarında ayakları içe dönük olarak doğar. Bu durum bin bebeğin birinde görülür. Erkek çocuklarda daha sıklıkla görülen bu sorun sakatlığa neden olduğu için doğumdan 1 hafta sonrasından başlayarak alçıyla tedaviye başlanması gerekir. Çocuk doğar doğmaz, dokular esnekken alçı, daha sonra 3 ile 6 aylık olunca eğer gerekirse ameliyatlarla tedavi edilir.

Düztabanlık kötü bir hastalık mıdır? 
Düztabanlık kötü bir hastalık değildir. Ancak ömür boyu yaşam kalitesini düşüren bir problemdir. Düztabanlığı olanlar sportif aktivitelerden biraz uzak dururlar. İş koşulları, ayakta çalışma ve fazla kilolar ağrılarını arttıran faktör arasında yer alır. Düztabanlık problemi olan kişilerin ayakkabılarının deforme olması ve ayakkabı giyme problemleri ömür boyu sürer, daha ileri yaşlarda erken kireçlenmeler ortaya çıkabilir. Eğer gerekli ise, çocukluk çağında yapılan basit ameliyatlar ile geleceğe yönelik sorunlar ortadan kaldırılabilir.

Tedavide erken teşhis çok önemli! 
Dikkatli aileler, çocukları yürümeye başladığında içeri doğru basma söz konusu ise, hemen doktora gidiyorlar. Yapılan ortopedi muayenesinde düztabanlığın esnek mi, yoksa rijit mi olduğu ortaya çıkarılıyor. Çocukta, esnek düztabanlık söz konusu ise 8 yaşına kadar düzelmesi bekleniyor. Ancak sorun rijit ise öncelikle hastalığın oluşum sebepleriyle ilgili araştırma yapılıyor. Bu nedenle düztabanlık tedavisinde erken teşhis büyük önem taşıyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Soğuk Algınlığı, Öksürük ve Boğaz Ağrısı

Boğaz ağrısı, bademcik iltihabı öksürük ve grip belirtileri başka hangi hastalıkların belirtisi ve sonucu olabilir?

Boğaz ağrısı soğuk almanın ilk işaretidir. Soğuk algınlığındaki bu belirtiler genelde kısa sürer. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısını izler. Streptokok bakteri kaynaklı enfeksiyon rahatsızlıklarında boğaz ağrısı daha şiddetlidir. Bademcikte boğaz arkasındaki dokularda acı bir iltihaplanma ve enfeksiyon görülür.

Boğaz ağrısına virüs veya bakteri neden olabilir. Viral olanlar çoğunluktadır ve burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarma ve sulanma, hapşırma görülür. Sigara, çevre kirliliği, alerji ve kuru hava da etkendir. Hapşırma, öksürük, baş ve vücut ağrısı, ateş devam eden semptomlardır. Viral soğuk algınlığında iyi hissetmeyi sağlayan tedavi şekilleri vardır.

Ilık suyla gargara, sıcak sıvıları içme, ateş ve ağrı kesen ilaçları alma gibi. Soğuk algınlığı ilaçları bazı belirtileri kesse de çok yararlı değildir. Asetaminofen ve ibuprofen ve naproksen gibi ağrı kesiciler mevcuttur. Çocuklara Aspirin Reye sendromu nedeniyle verilmemelidir. Boğaz spreyi, burun damlası, pastil de önerilebilir.

Antibiyotikler nezle ve burun akıntısında yani viral hastalıklarda verilmemelidir çünkü bakteriyel hastalıklarda yararlıdır. İştah kaybı, ateş, kızaran şişen bademcikler, ağrılı yutma ve ani boğaz ağrıları ise daha ciddi bir duruma işarettir.

Bu durumda antibiyotik verilir. Dinlenme tedavisi verilir. Sürekli ateş, mide bulantısı, kusma, deri döküntüsü, öksürük, ağrılı eklemler, şişen bezler, nefes darlığı ve idrarda değişimler varsa acil doktora gidilmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Uyuşukluğun Ve Nedenleri Ve Kurtulmak İçin Neler Yapılmalı

Bazı bireyler, Üzerlerinde sürekli bir uyuşukluk hali olduğundan şikayet etmektedirler.

Bu durumun birçok nedeni mevcuttur.

Nedenleri:
1)Yetersiz Uyku
Uyuşukluk halinin en yaygın nedeni yetersiz uykudur. Her bireyin günlük 7-8 saatlik bir uykuya ihtiyacı vardır. Bu oranın altına inilmesi kendinizi uyuşuk hissetmenize neden olur.
2)Uyku Düzensizliği
Uyku düzeninizin sürekli değişmesi yani her gün farklı saat dilimleri içerisinde uyumanız da kendinizi uyuşuk hissetmenize neden olur.
3)Uyku Apnesi
Bireyde uyku apnesi yani üst solunum yollarının tıkanması durumu da uyuşukluğa neden olan durumlar arasındadır.
4)Soğuk algınlığı
5)Kafein kullanımını terk etme
6)Enfeksiyon alma
7)Alkol kullanımı
8)Kullanılan ilaçların yan etkisi
9)Depresyon hali
10)Menenjit
11)Narkolepsi

Neler Yapmalı?
-Günde ortalama 7 saat uyuyun.
-Öğleden sonra 45 dakika kadar kestirin.
-Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Egzersiz daha dinç ve ayık olmanızı sağlayacaktır.
-Soğuk içecekler, kahve, çay, kakao gibi kafein içeren yiyecek ve içecekleri azaltmaya çalışın. Kahvaltıda 1 2 bardak çay ve öğleden sonra alacağınız 1 bardak kahve yeterlidir. Alkol kullanımında aşırıya kaçmayın.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Doğru Diş Fırçalama Yöntemleri?

Dişlerimiz bizim için çok önemlidir konuşmamız, gülüşümüzü etkilemektedir. Bunun için dişlerimiz düzenli fırçalamak ve düzenli olarak diş doktorumuza görünmemiz lazım .. .
1-İlk adım olarak doğru bir diş fırçası naylon ve orta sertlikte olmasıdır. Dış macunu seçilmesi bunun için doktorunuza sorabiliniz.
2-Dişlerimiz fırçalama işlemi ortalama 2 dk sürmeli ve her dişin üzerinde 9-11 kez fırçalanmalıdır. Amaç Dişlerimizdeki kalan yemek artıklarını dişlerimize zarar veren bakteri plağından temizlemektedir.
3- Fırçamızı 45 derecelik açı yapacak biçimde tutmamız gerekir diş eti hizasından başlayarak ağız boşluğuna doğru fırçalama işlemine devam edilir. Dikkat edilmesi gerek dış yüzeyden başlarsak fırçalama işlemi sert hareketlerle değil daha yumuşak ve daireler çizerek, ön dişlerimizden arka dişlerimize doğru yapmalıyız.
5- Dişlerimizin iç yüzeyini aynı şekilde fırçalayabiliriz. Bu işlemde dikkat etmemiz gereken fırçayı eğik tutarak, ağız boşluğundan hareket etmemizdir.
5-Son olarak dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
6-3- 7 yasa arası küçük çocuklar büyüklerin kontrolünde dişlerini fırçalamayı öğretilmelidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kas krampları ağrılı kas kasılmaları

• Bir veya birkaç kasın irade dışı ağrılı şekilde kasılmasına kramp diyoruz.

• Kasılmalar en çok ayak ve baldırda görülür.

• Bazı kişiler krampa daha yatkın olmakla beraber; yaşlılarda daha sık rastlanır.

• Aşırı sıcak ve soğuk ortama geçişlerde, kuvvet­li egzersizlerde ve geceleri ortaya çıkmaktadır.

• Kramplar, ayrıca denizde yüzme sırasında ortaya çıkmakta,bazan büyük kasları tutarak yüzmeye engel olmaktadır.

√ Ne Yapmalı ?
• Denizde yüzerken ortaya çıkan krampta telaşa kapılmama­lı, krampın tuttuğu adaleye çimdik atarak gevşemesini temin et­melidir.

• Diğer durumlarda masaj ve kramplı adaleyi kuvvetlice ger­me iyi netice verir.

√ DİKKAT :
• Geceleri yakalayan veya saatlerce devam eden kramplar genellikle ciddi bir sinir sistemi hastalığının belirtisi­dir.

• Omurilik ve ön boynuz hücrelerinde, motor sinirlerinde iltiha­bi bir hastalık, kramplara sebep olabilir.

• Ayrıca hamilelikte, aşırı sıvı ve sodyum kayıplarında da kramplar görülür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Erkeklerde Yağ Alma Operasyonu

Vücuttaki yağ oranı, yıllar geçtikçe artıyor ve bu yağlar ne yazık ki fiziksel egzersiz ve diyete karşı direnç gösteriyor. Hareketsiz yaşam sonucu vücutta biriken yağlar hem sağlık hem görüntü açısından erkeklerin de en büyük problemleri arasında yerini alıyor.

Genellikle yağ ve kalori bakımından yüksek gıdaları tercih eden erkeklerin de kadınlar kadar estetik operasyonlar için başvurduğunu açıklayan Estetik Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bu konuda burun estetiği ve saç ekimi operasyonlarından sonra en çok tercih edilen işlemin yağ aldırma operasyonları olduğunu açıkladı.

YAĞ ALDIRMA İŞLEMİ ERKEKTE EN ÇOK GÖBEKTE UYGULANIYOR

"Erkeklerin yağlanma bölgeleri genellikle göbek deliği etrafı, karın ve her iki yanda bel bölgesiyle sınırlıdır. Bu yağların altında, en zayıf erkekte bile hatırı sayılır bir karın kası kütlesi vardır. Dolayısıyla bu ameliyatta amaç göbek bölgesindeki yağların mümkün olan en çoğunu almaktır.

Kadınlarda ise bütün yağları almak çok erkeksi ve kaslı bir görüntü yaratabileceği için genellikle daha az uygulanır."

Cosmotürk’te yer alan habere göre, Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, erkek derisinin kendini toparlama yeteneğinin kadınlara göre daha iyi olduğuna dikkat çekerek erkek hastaların bel simitlerini liposuction yöntemiyle tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olduğunu belirtti.

Erkeklerde, kilo almayla birlikte meme bölgesinde de büyüme veya sarkma meydana geldiğini söyleyen Kışlaoğlu, meme büyümesinin nedeninin yağlanma olması durumunda bu bozukluğun liposuction işlemiyle düzeltilebildiğini vurguladı.

OPERASYON VE SONRASI…

Bir kişiye liposuction yapılması için de en önemli kriterin derinin cinsi olduğunu vurgulayan Kışlaoğlu, “Yağ alma operasyonu, derinin kalitesine göre yapılır. İyi bir sonuç için derinin diri ve sıkı olması gerekir. O zaman kişi kendini hemen toparlar ama deri gevşemişse elastikiyeti kaybolmuşsa, problem yaratacak bir deriyse başka yöntemler uygulamak gerekir” diye konuştu.

Erol Kışlaoğlu vücudun belli bölgelerinde toplanan yağların vakum yardımıyla alınması yönteminin kolay bir operasyon olduğunu ama sonrasında kurallara uyulmazsa sonucun başarılı olamayacağını vurguladı. Oysa başarılı sonuç için hastanın kurallara uymasının önemine değinen Kışlaoğlu, Liposuction sorası iki ayın çok önemli olduğunun altını çizdi ve bu süreçte yapılması gerekenleri anlattı.

“Liposuction operasyonu ile yağları alınan kişiyi 24 saat denetim altında tutar sonra evine göndeririz. Hasta 48 saat sonra da normal hayatına döner. Liposuction’ı hastanın düşerek bir yerinin morarmasına benzetebiliriz. Nasıl morluğun iyileşip o bölgenin normale dönmesi için zaman geçmesi gerekiyorsa burada da durum aynıdır. Liposuction operasyonlarında bu süre iki aydır. Bu iki ay süresinde korse, ultrasonografik masajlar ve LPG cihazı ile vücudun forma girmesi sağlanır. Ayrıca kişiye özel bir diyet verilir. Tüm bunlara uyulduğunda sonuç başarılı olur.”

NORMAL HAYATA DÖNÜŞ

Erkeklerde bayanlara göre, yağ aldırma operasyonu sonrası iyileşme ve normal günlük aktiviteye dönüş şaşırtıcı derecede çabuk olur. Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün normal yaşamlarına döner. Hastane veya klinikte kalmayı gerektirmez. Sıkı bir çorap veya korseyi yaklaşık 3-4 hafta süre ile giyerler ki bu işlem sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için gereklidir. Ağrı yok denecek kadar azdır ve hastalar ancak liposuction yapılan yerlerine bastıklarında ezik, çürük ağrısı duyarlar. Bu bölgelerdeki fazla yağların alınmasıyla hastanın vücut hatları düzelir ve hasta daha estetik ve zayıflamış görünür.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gül Hastalığına Karşı Öneriler Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Gül Hastalığına Karşı Öneriler Video

Hayat Kürleri Sedef Hastalığı için Bitkisel Kür Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Hayat Kürleri Sedef Hastalığı için Bitkisel Kür Video

Sağlıklı Yaşam, Demir Eksikliğinin Nedenleri Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Sağlıklı Yaşam, Demir Eksikliğinin Nedenleri Video

Gençlik ve Güzelliğin İksiri Salatalık Mucizesi

Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi olan ve hemen hemen her yemekle tüketmekten zevk aldığımız salatalık, eşsiz faydaları ile akıllara durgunluk veriyor.

Gelin salatalığın inanılmaz faydalarını birlikte inceleyelim:
• Salatalık içeriğinde birçok vitamin çeşidi barındırır. Bunlar: B1, B2, B3, B5 ve C vitaminleri, kalsiyum, demir, folik asit, magnezyum, fosfor, çinko ve potasyum mineralleridir.
• İçeriğinde bulunan bol miktardaki B vitamini ve karbonhidratlar sayesinde vücuttaki yorgunluk hissini alır.
• Her gün düzenli bir şekilde selülitli bölgelere dilimler halinde konulduğunda selülitlerinizin yavaş yavaş ortadan kalkmasını sağlar.
• Karışıklıkların giderilmesine yardımcı olur. Özellikle göz çevresi kırışıklıklarınızın azalmasına büyük oranda yardımcı olur.
• Baş ağrısı hissettiğinizde birkaç dilim salatalık yemeniz bu ağrınızın kısa sürede dinmesini sağlar.
• Diyet yapanlar için son derece faydalıdır. Açlık duygusunun kalkmasını sağlar.
• Bağırsakları yumuşatarak kabızlık sorununu önlemektedir.
• Romatizma ağrılarına şifa sağlamaktadır.
• Ter bezlerinin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar.
• Böbrek hastalıklarına karşı koruyucudur.
• Bal içine rendelenerek tüketilen salatalık sarılığa iyi gelmektedir.
• Ciltteki lekeler için rendelenerek maske halinde uygulandığında olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Güneş Lekelerinden Arınmanın Yöntemleri

Yaz aylarında deniz kum ve güneş şahane bir üçlüydü. Dört gözle gelmesini beklediğimiz yaz ayları ve tatil günlerimiz bizi mutlu eden şahane günlerdir. Fakat sonbaharın gelmesiyle şahane günlerin cildimizde bıraktığı etkilerse bir o kadar kötü ve üzücüdür.

Tabiki de güneş lekelerinden bahsediyorum. Eğlenirken anlamadığımız eğlenceli günlerimizden bize kalan kötü hatıralardır onlar.

Kâbus niteliğinde olan güneş lekeleri güneş kremi kullanmadan güneşin altında kaldığımız anlarda oluşmaktadır.

Acele davranmak, bir şey olmaz diyerek tüm gün yakan güneşin altında kremsiz kalındığı durumlarda kaçınılmaz olarak güneş lekelerine sahip olabilmekteyiz.

Peki, oluşan güneş lekelerinden kurtulmak için neler yapabiliriz.

Güneşten tarafından sahip olduğumuz geçmeyen güneş lekeleri için mutlaka tıbbi ilaçlar yardımıyla, leke açma özelliği bulanan kremleri tercih ederek düzenli bir şekilde kullanmalıyız. Ortalama 1 ay içerisinde eski kusursuz cildimize kavuşabiliriz. Düzenli bir cilt temizliği sayesinde, cildiniz yeniden düzenlenerek zamanla var olan lekeli cilt yapısının yerini tertemiz ve kusursuz bir cilt alabilir. Sahip olduğunuz güneş lekelerinden bir an önce kurtulmak için güneşsiz olan günlerinizde de Güneş koruyucu ürünler kullanarak, güneşe maruz kaldığınız zamanlarda var olan lekelerin tekrar güneşle buluşmamasına özen gösterin. Geçmeyen güneş lekelerinden kurtulmanın bir başka yolu ise Serum kullanmaktır. Cilt üzerinde bulunan melanin maddesini azaltamaya yarayan serumlar sayesinde inatçı ve rahatsız edici güneş lekelerinden kurtulabilirsiniz. Özellikle C vitaminine sahip serumları tercih etmeniz gereklidir. Güneş lekeleri kolay geçebilen lekeler olmadığından; onlarla olduğu gibi yaşamak yerine en azından geçene kadar çeşitli Makyaj hileleri ile görüntüsünü azaltma yoluna gidebilirsiniz. Ten renginizi açacak türden fondötenler sayesinde güneş lekelerinizi kamufle edebilirsiniz.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Anne ve Bebek Sağlığı İçin Kaçınılacak Gıdalar

Hamilelikte doğru beslenmek gebelik anne ve bebek sağlığı için önemli..

Hamilelikte beslenme en önemli noktalardan biridir. Günlük vitamin ihtiyacının karşılanabilmesi için çeşitli ve sağlıklı beslenmek gereklidir. Fakat bazı gıdalar anne ve bebek sağlığını tehdit edebilir.

Yüksek miktarda cıva içeren deniz ürünleri

Protein ve omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan deniz mahsulleri bebeğin beyin gelişimi için önemlidir. Ancak bazıları yüksek seviyede cıva içerir. Cıva, bebeğin sinir sistemini olumsuz etkileyebilen ağır metallerdendir.

Balığın boyu ve yaşı arttıkça içerdiği cıva miktarı da artar. Kılıçbalığı, köpek balığı ve uskumru Gıda ve İlaç Dairesi(FDA) tarafından uzak durulması gereken balıklar listesindedir.

Pişmemiş veya az pişmiş yiyecekler

Çiğ veya az pişmiş deniz mahsulleri, balık ve et ve et ürünleri hamilelikte uzak durulması gereken yiyecekler arasındadır. Çiğ yumurta ve bununla hazırlanan soslar da tercih edilmemelidir.

Bu yiyecekler bakteriler nedeniyle zararlıdır. Normalde bu bakterilerle savaşabilen bağışıklık sistemimiz hamilelikte yenik düşebilir.

Pastörize edilmemiş gıdalar

Pastörize edilmemiş her türlü süt ve süt ürünü hamilelikte yasaklılar listesindedir. Bu besinler gıda zehirlenmesine neden olabilir. Feta, brie, blue cheese (mavi peynir), camembert gibi  peynirler bu listededir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Uyku Apnesi ve kronik Horlama

Kronik horlama rahatsız edici ve sinir bozucu bir durumdur. Özellikle her gece horlayan kişilerde aynı zamanda uyku apnesi de görülmektedir.

Uyku apnesi, gece boyunca nefes darlığına neden olan, kalp krizi riski ve tansiyonu etkileyen bir durumdur.

Horlayan kişilere önerilen çözüm sırt üstü yerine yan yatarak uyumaktır. Bu sayede dil boğazın gerisini tıkamayacak ve nefes almayı engellemeyecektir.

Milliyet’te de yer alan habere göre, bilim adamları horlayanları 2 sınıfa ayırmaktadır: Birinci grup sadece sırt üstü uyurken horlarken, diğerleri uyku pozisyonundan bağımsız bir şekilde sürekli horlamaktadır.

İsrailli uyku araştırmacıları 2000’den fazla uyku apnesi hastasını inceledikten sonra, %54’ünün horlama nedenini “uyku pozisyonu” olarak kaydetti.

Horlama aynı zamanda kişinin kilosuyla da etkileşim gösteriyor. Bu kişiler kilo verdiklerinde ise uyku apnesi sorununun önemli ölçüde azaldığına dikkat çekiyor.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kepekten Kurtulmanın Beş Yolu

Omuzlarınıza dökülen seksi ve harika dalgalanan saçlar için kepekten korunmalı ve var olan kepekleri önlemelisiniz.

Küçük beyaz nokta görünümlü kepekler özellikle kadınlar için sinir bozucudur. Nioxin Tasarım Ekibi kafa derinizin sağlıklı olmasını öneriyor evet ilk aşama önce sağlıklı bir kafa derisi. Saç ve deri sağlığı için önce temizliğe sonra bakıma ve tedbire önem verin. Uzmanlara göre 5 yöntemle saçlardan kepekleri arındırın.

Düzenli vitamin alın. A, B ve C vitamini almak dolaşım sistemi ve hücre büyümesine iyi gelerek kafa derisini besliyor kepek oluşumunu önlüyor. Kayısı, yeşil yapraklı sebzeler ve çilek bu üç vitamini içeriyor.

Saçlarınızı düzenli fırçalayıp tarayın. Kozmetik ürünler, şampuan, kremler, kir, yağ gibi dış etkenlerden saçlarınızı temizledikten sonra fırçalama yoluyla arının.

İlaçlı bir şampuan kullanın. Çinko minerali deriden kepekleri yavaşça alır. Nemlendirir ve parlaklık sağlar.

Uzman bir salona gidip kepek bakımı yaptırın.

Nedenini öğrenin beslenme mi stres mi ürünler mi? Buna göre çare bulunur.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Eklemlerimizi Çıtlattığımızda MR'da Nasıl Gözüküyor Video

Doğal Yaşa Kendine İyi Bak
Eklemlerimizi Çıtlattığımızda MR'da Nasıl Gözüküyor Video

Anne Sütünün Kalitesi Arttırma Yolları

İlk 6 ayda beslenmesini yalnızca sizin aracılığınızla gerçeklestiren bebeklerimizi emzirirken anne sütünün kalitesi pekte aklınıza gelmez.

Halbuki anne sütünün miktarı kadar kalitesi de son derece önemli bir durumdur. Bebeğin dünyaya gelmesinden sonraki ilk 6 ay içerisinde temel olarak anne sütü dışında hiç bir şey ile beslenemediğini göz önünde bulundurursak bebeklerin hayatlarını devam ettirebilmeleri açısından yegane besin kaynağı olan anne sütünün kalitesi büyük önem arz etmektedir. Bebeğin sağlıklı gelişimi, hastalıklara karşı korunması için annenin de kaliteli beslenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istediğimiz bu yazımızda anne sütünün kalitesi nasıl anlaşılır sorununu yanıtlayacak ve daha sonra da anne sütünün kalitesini artıran besinleri, beslenme önerileri ve hatta ile ilgili siz değerli okuyucularımıza bilgiler vereceğiz.

Emzirme dönemi sürecinde annelerin beslenme şekli sin derece önemlidir. Zira bebeğin minimum 4 ay boyunca büyüme ve gelişmesine yardımcı olacak tek besin kaynağı anne sütüdür. Buna bağlı olarak anne ne kadar yeterli, dengeli ve kaliteli beslenirse, sütü de o denli verimli ve kaliteli olacaktır.

Anne sütünün artmasında etkili olan iki önemli faktör vardır. Bunların ilki bol sıvı tüketimidir. Günde 3 litreye yakın sıvı tüketilmelidir. Bu sıvı ihtiyacı su, taze sıkılmış meyve suları, süt, çorba, komposto ya da ayrandan içeceklerden karşılanabilir. Ne kadar bol sıvı tüketilirse anne sütü hacmi de o denli artar. İkinci faktör ise bebeği sık aralıklarla emzirmedir. Anne bebeğini ne kadar sık emzirirse kanallar da o kadar sık uyarılarak süt yapımının artması sağlanır. Yeni doğan bir bebeğin midesi ortalama olarak bir çay bardağı kadardır. Anne sütü sindirilmesi son derece kolay olan bir besindir. Bu nedenle yenidoğan bebeği annenin en çok 2 saatte bir emzirmesi bu noktada oldukça önemlidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Sağlıklı Ve Güzel Bir Cildin Tüyoları

Hepimiz güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmayı arzu ederiz. Bundan dolayı da kozmetik ve cilt bakım ürünlerine bol miktarda para harcarız.

Ancak bunu yapmadan da güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak olanaklı. Cildimize düzenli bir bakım uygularsak hayal ettiğimiz görünüme kavuşmasını gayet tabii sağlayabiliriz. Bu konuda dikkat etmemiz gereken pek çok önemli nokta var. Burada önemli olan husus, bu yapmamız gerekenleri aksatmadan düzenli bir şekilde uygulamak.

Sağlıklı ve bir o kadar da güzel bir cilde kavuşma konusunda son derece önemli bir role sahip olan su, vücudumuzun %70’ini oluşturup tüm organlarımızın ihtiyaç duyduğu ve cildimiz için de bir o kadar gereklidir. Bundan dolayı gün içerisinde su tüketiminin yeterli miktarda olması oldukça büyük önem arz eden bir husustur. Her sabah kalktığımızda kullandığımız suyun ılık olması da son derece önemlidir.

Çok soğuk ya da çok sıcak su tüketimi cildimizin zararara uğramasına neden olabilir. Tüm bunlarla birlikte cildin yıkanması kadar nemlendirilmesi de büyük bir önem arz etmektedir. Cildinizi sık sık nemlendirin ve bunu yalamadan önce cilt tipinize uygun bir nemlendirici seçin

. Cildinize nemlendirici kremler uygulamak için kırışmasını beklemeyin, genç yaştan itibaren bunu alışkanlık haline getirin. Kadınlar makyaj yapmayı çok severler. Makyaj sayesinde ciltlerindeki kusurları kapatırlar. Ancak makyaj cildi gün boyu yorar. Bu yüzden en geç akşam yatmadan önce makyajınızı mutlaka çıkarmanız gerekmektedir. Aksi takdirde gözenekleriniz gece boyu tıkanacaktır ve cildinizde sivilce benzeri istenmeyen şeylerin çıkmasına neden olacaktır. Ayrıca kullandığınız makyaj malzemelerinin kalitesi de cildinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Bu yüzden ucuz makyaj malzemelerini tercih etmeyin.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Tavuk Karası Hastalığı Nedir?

Her ne kadar çevremizde çok fazla rastlamasak da bazı insanların gece göremediğini pek çoğumuz işitmişizdir. Bu durumun sebebi ışığın azlığıdır. Ancak bu durum özünde ciddiyet arz eden ve genetik faktörlere bağlı bir hastalıktır.

Tavuk karası veya bir diğer adı ile retinitis pigmentosa, bir göz kusurudur. Genetik kökenli göz hastalıkları arasında en cok rastlanılan tavuk karası hastalığı, gece körlüğü olarak da bilinmektedir. Tavuk karası oluşumunun bir diğer nedeni A vitamini eksikliğidir. Gözde yer alan retina tabakasındaki bir maddenin oluşması ve beslenmesi açısından A vitamini gerekli bir vitamin çeşididir. A vitaminin yetersiz olması halinde bu madde üretilemediğinden göz solmaya başlamaktadır. Küçük yaşlarda çok belirgin bir şekilde kendini göstermeyen hastalık yaş ilerledikçe kendini iyice göstermeye başlamaktadır. Sarı nokta bölgesi sağlam kalana kadar görme devam etse dahi, sarı nokta bölgesinin etkilenmesinin sonrasında zaman içerisinde körlük oluşmaktadır. Gece körlüğü hastalarında ışığın azaldığı yerlerde görme tamamen yok olabileceğinden dolayı sürücüler açısından son derece ciddi riskler oluşturmaktadır.

Hastalığın Nedenleri
A vitamini eksikliği, süt ürünlerinin yeterince tüketilmemesi, düzensiz beslenme, gözün fazla yorulması gibi durumlar hastalığın temel nedenleridir. Tüm bunların yanısıra tavuk karası hastalığı genetik bir hastalık olup ya doğuştan vardır ya da hiç yoktur.

Hastalığın tedavisi var mıdır?
Gece körlüğünde retina tabakası zarar gördüğündenndolayı bilinen bir tedavisi bulunmamaktadır. Çünkü oluşan bu hasarın giderilmesi mümkün oomamaktadır. Hastalığa sebebiyet veren vitaminlerin tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu uygulamanın temel gayesi hastalığın seyrini yavaşlatmaktır. Bu amaç doğrultusunda hastaya A ve D vitamini desteği verilebilir, kişi beslenme alışkanlıklarına bu vitaminlerin bulunduğu besinleri takviye edebilir ve düzenli bir şekilde kullanabilir. Gözlük kullanımının hastalığın belirtileri ya da tedavisi açısından bir faydası bulunmamaktadır. Hastalık dışarıdan bakıldığında anlaşılması mümkün değildir. Bundan dolayı bir göz doktoruna muayene olmak gerekmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Anne Adaylarının Diş Sağlığı Çok Önemli

Gebe kalmayı planlayanlara uyarı. Öncesinde ağız ve diş sağlığı mutlaka kontrol ettirilmeli.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Duran, diş eti rahatsızlıklarının hamilelerde çok hızlı ilerlediğini, düşük ve erken doğuma neden olduğunu söyledi.

Duran, AA muhabirine, diş eti rahatsızlıklarının dişleri çevreleyen  dokuların iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını, en büyük etkenin bakteri plağı  olduğunu anlattı.

Ağızdaki bakterilerin çoğalmasının rahatsızlıkları tetiklediğine  dikkati çeken Duran, “Diş eti rahatsızlığında klinik olarak ilk belirti,  kanamayla gözlenir, fırçalarken, herhangi bir şeyi ısırırken veya kendiliğinden  olabilir. Kanamanın şiddeti, diş eti rahatsızlığının boyutunu gösterir” diye  konuştu.

Rahatsızlığın önlenmesi için ağızdaki bakteri plağının temizlenmesi  gerektiğini kaydeden Duran, dişlerin arasında kalan yemek artıklarının bakteri  plağına neden olduğunu vurguladı.

Duran, bakteri plağını engellemenin en basit yönteminin günde 3 kez  dişleri fırçalamak olduğunu belirterek, diş eti kanamasının artması halinde  hekimden destek almak gerektiğini dile getirdi.

 “Hamilelerde diş eti rahatsızlığı”

Hamilelerde ve çocuklardaki diş eti rahatsızlıklarına gereken önemin  verilmediğine işaret eden Duran, gebelikteki vakaların ciddi sonuçlar  doğurabileceğini söyledi.

Hamilelikte hormon dengesi bozulduğu için bazı rahatsızlıkların daha  etkili olabildiğini aktaran Duran, “Bir birim bakteriye, hamile olmayan bayandaki  cevapla, hamilelerdeki cevap farklıdır. Hamileler, bir birim bakteriye çok fazla  tepki gösterir yani çok fazla kanama olabilir. Maalesef halk arasında yanlış  bilinen ‘bir hamilelik, bir diş kaybı’ anlayışının nedeni, hamilelik süresince  bakterilere maksimum cevap veren vücut dokusunun savunma yapamamasıdır” ifadesini  kullandı.

Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların, hamilelik öncesinde ağız ve diş  sağlığı kontrolü yaptırması gerektiğini anlatan Duran, sözlerini şöyle tamamladı:

 “Hamile kalmadan ağız bakımlarının yapılması, hamile kaldıktan sonra  da bakımlarına çok daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Hamile bayanlarda  gelişen diş eti rahatsızlıkları çok hızlı ilerleyeceği için ciddi sağlık  sorunlarına neden olabilir. Son dönemde yapılan çalışmalar diş eti  rahatsızlığının hamilelerde daha ciddi görüldüğünü gösterdi. Şiddetli diş eti  rahatsızlıkları, hamilelerde düşük ve erken doğuma neden oluyor. Dolayısıyla bu  tür hastaların daha dikkatli davranması gerekmektedir.”
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Omurga

Omurga anatomisi genel olarak 3 bölümde incelenir. Bu bölümlerde 7 boyun, 12 sırt, 5 bel omuru bulunur. Bel omurlarının hemen altında embriyolojik olarak omurga yapısındaki sacrum kemiği ve onun da altında yine embriyolojik olarak omurga kökenli fakat evrimsel bir artık olan kuyruk sokumu kemiği bulunur.
Bir omurga kemiğinde değişik parçalar vardır.Gövde denilen ana parça yük taşıyan en önemli parçadır. Gövdeler disk denilen esnek bir doku ile birbirleri üzerinde sıralanır. Gövdenin hemen arkasında omuriliğin geçtiği kanalı çevreleyen laminalar bulunur. Laminaların yanlarında 2 transfers çıkıntı, arkasında spinöz çıkıntı omurga çevresi kasların yapışma noktalarıdır. Her omur alt ve üstte toplam 4 faset eklem ile diğerlerine bağlanır. Bu kilit sistemi omurganın sabitliğini sağlar. Gövde ile laninaların arasındaki oluktan sinir kökleri çıkar. Alttaki 4 bel omurundan çıkan sinir köklerinin bazı dalları birleşerek siyatik siniri oluşturur. Siyatik sinir kısa bir mesafe leğen kemiğinin arka duvarı boyunca karında seyrettikten sonra kalçanın ortasından dışarı çıkar ve bacağın arkasında orta hattı boyunca aşağı doğru iner. Bu nedenle bel omurlarındaki bir takım hastalıklarda ( bel fıtığı, bazı tümörler gibi) ağrı kalça içinden bacağa doğru hissedilir.

Omurlar birbirinden disk denen etrafı halka biçimli sert annulus denen yapı ve ortasında jöle kıvamında nucleus pulposus dan oluşan dokuyla ayrılır. Bu annulus denen halka kırılırsa aradan nucleus pulposus dışarı çıkarak omuriliğe veye sinir köklerine bası yapar ki bunun en bilinen ismi fıtıktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kas gevşetme yöntemleri

Tıp doktorları ağrı ile bağlantılı kas gerilimi sorununa değinirken, bir alışkanlıktan söz etmektedir. İnsanlar bazen, strese karşı çeşitli kaslarını kullanarak adeta bir tepki yaratırlar. Bu bir gerilim alışkanlığıdır. Kas gerilmesinden kaynaklanan ağrılarla başa çıkabilmek için bazı kas gevşetme yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler özellikle gerilimden kaynaklanan başağrıları ile sırt ağrılarının tedavisinde başarıyla uygulanabilmektedir. Özellikle yorucu geçen bir günden sonra “acaba ne zaman başım ağrımaya başlayacak?” diye düşünürüz. Disiplin ve gerekli yöntemlerin uygulanmasıyla bu bir gerilimden başka gerilime geçen fasit daireyi kırabiliriz. Gevşeme kursları, yoga, yürüyüş yapmak, jogging insanların kendi kendilerine yardım etme yöntemlerinden bazılarıdır. Birçok kişi için uygulanan gevşeme yöntemleri stres atmada başarılı olmuştur. Yöntemler çeşitlidir ve size yardımcı olacak kasetler, kitaplar ve video bantları vardır. Ne kadar çok pratik yaparsanız, stresle başa çıkmakta o denli başarılı olursunuz.

Eğer kendinizi tedirgin hissediyorsanız;
– Rahat bir koltuğa oturun veya bir yere uzanın.
– Gözlerinizi kapatın.
– Derin ve yavaş yavaş nefes almaya çalışın.
– Süre boyunca derin ve ritmik olarak nefes alıp, verin.
– Nefes alırken mide ve göğsünüzün hava ile şişmesine gayret edin.
– Nefes verirken ise, bu organlarınızı boşaltın.
– Nefes alıp verme arasında bir iki saniye için nefesinizi tutun.
– Biraz çalıştıktan sonra göreceksiniz ki, stresli durumlarda kullanacağınız bu yöntem rahatlamanızı sağlayacaktır.
– Şimdi de ayak parmaklarınızın kaslarını iyice gerin ve yere sıkıca basın ayağınızdaki ve ayak parmaklarınızda gerilimi hissedin.
– Sıkışmanın nerede olduğuna dikkat edin.
– Kasları gergin tutarak 20 saniye kadar öyle kalın.
– Sonra kasları ve ayakları gevşetin.
– Gerilimin kaslarınızı terk edip gittiğini hissedin.
– Ayaklarınızın giderek gevşediğini ve ağır bastığını hissedin.
– Gerilim sizi terkettikçe ayaklarınızda bu sıcaklığın dolaştığını göreceksiniz.
– İçinizden “sakinleş” ve “rahatla” sözcüklerini tekrarlayın.
– Başka tüm düşüncelerden arının.
– Kendinizi giderek daha serbest bırakın.
– Ayak ve ayak parmaklarınız iyice gevşeyince, aşağı yukarı 30 saniye sonra, başka bir kas kümesi ile aynı yöntemi tekrarlayın:
– Ayak bilekleri, baldırlar, kalça, mide, yumruk, kollar ve omuzlar için aynısını uygulayın. Acele etmeyin.
– Başınızı bir yastığa bastırarak, boyun kaslarınızı gevşetin.
– Tüm vücudunuz gevşeyince, gözlerinizi yumup, kendinizi ne kadar ağır hissettiğinizi düşünün.
– Bu ağırlığı üzerinde bulunduğunuz yüzeye bastırın.
– Derin derin nefes alırken kendi kendinize çok dinlenmiş olduğunuzu üst üste tekrarlayın.
– Üçe kadar sayın ve gözlerinizi açın.
– Bazı kişiler gün ışığının ya da idman yapmanın krizleri harekete geçirdiğini söylemektedirler.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Esansiyel tremor titreme hastalığı

Esansiyel Tremor (Titreme) Hastalığı
Belirtiler:
– Ellerinizin, kolunuzun, başınızın, dilinizin veya gırtlağınızın ritmik, gidip gelen hareketleri.
– Kol ve baştaki belirtiler organın kullanılmasıyla artar.
Esansiyol tremor ciddi bir durumdur. Aile geçmişinde bulunduğu zaman familiel tremor adını alır. Tremorun en yaygın şekli olmasına rağmen, sebebi bilinmemektedir. Ritmik Tremor orta ile ileri frekans (saniyede 6 ila 10 titreme) arasında değişkenlik gösterir.

Hemen bütün vakalar ailede kalıtım yoluyla sürer ve buluğ çağında veya daha sonra ortaya çıkar. En büyük sıklıkla orta yaş ile ileri yaşta başlar ve ağır ağır gelişir. Zaman içinde titreme bütün kolunuzu veya her iki kolunuzu, başınızı, sesinizi ve hatta göz kapaklarınızı etkileyebilir. Bir kahve fincanını veya çatalı tutmak gibi istemli hareketleriniz genellikle titremeyi artırır. Bu hareketle azalma eğilimi gösteren Parkinson hastalığının aksine bir durumdur.

Stres de esansiyel tremorun ritmik sarsıntısını artırabilir. Genellikle aktif olduğunuz zamanlarda başladığını farkedebilirsiniz. Uyku sırasında ortadan kalkar.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hamilelere Özel Diş Bakımı Önerileri

Ağız ve diş sağlığı gebelik döneminde çok daha mühimdir. Gebelikte dişlere nasıl bakılmalı?

Bebeklerde diş gelişimi, anne karnında  başladığı  için  ve de hamilelik  sırasında bazı  ağız ve diş sağlığı sorunları  daha sık  görüldüğü için, mutlu bir hamilelik geçirmeniz  için bu dönemde karşılaşabileceğiz sorunlar ve çözümlerini sizlerle paylaşmak istedik. Ve  Diş hekimi Pınar Çağlar Kaya’ya bazı sorular yönelttik.

Hamilelikte  ağız ve diş sorunları niçin çoğalır?

Hamile kaldığımız dönemde; ister istemez iştahımız artar, aş-ermelerimiz olabilir, abur cubur ve tatlı tüketimi de artabilir. Ayrıca  ilk aylarda yaşanan bulantı ve kusma ile mide asidi, dişler üzerinde olumsuz etkiye neden olur. Bu dönemde artan östrojen ve progesteron hormon seviyeleri özellikle diş etlerinde, şişmeye, kanamaya meyil yaratabilir. Diş etlerinde kanama ve hassasiyet var diye fırçalamak dan kaçınmak yapılan en büyük hatadır, sorunların daha da artmasına neden olur. Planlı olmayan gebelik de,  var olan diş sorunları, tüm bu saydığım dezavantajlar nedeni ile hamilelik dönemi işlerin daha da zorlaşmasına neden olabilir.

Hamilelik dönemimde  diş kaybeder miyim?

“Her doğumda diş kaybedilir’’düşüncesi doğru değildir.Yani bebeğiniz kendisi için gereken kalsiyumu sizin dişlerinizden alarak ,annenin dişlerinin çabuk çürümesine neden olmaz .Bu düşünce yanlıştır. Annenin dişlerinden kalsiyum çözünmesi olmamaktadır, böyle bir bilimsel kanıt ve delil yoktur.Annenin kemiklerinin sağlıklı olması ve bebeğinin ihtiyacı olan kalsiyum miktarını sağlayabilmesi için günlük diyetinin 1200-1500 mg kalsiyum içermesi gerekir.Özellikle kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ,yeşil yapraklı sebzelerden zengin diyetle beslenmek önemlidir.Diyetinde yeterli kalsiyum olmayan annenin bebeği için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden karşılanır ,dişlerinden değil.

Bu dönemde iyi beslenerek  ağız ve diş sağlığımı koruyabilir miyim?

Sağlıklı beslenmeye özen gösterilip,düzenli ağız bakımı yapılır,şekerli, tatlı ve asitli yani ;çürük yapıcı gıdalardan uzak durulursa yada az miktarda tüketilirse hamilelik dönemleri de diğer dönemler gibi gayet sağlıklı ve normal geçirilebilir.Hamilelik dönemin de ilaç kullanımının kısıtlı olması nedeni ile ,emzirme dönemi de dahil uzun bir süre bebeğimiz ve kendimizle meşgul olacağımız için sağlığımıza daha da dikkat etmemiz gerekir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Bebeğimizin diş gelişimi hamileliğin 5. ve 6. haftalarında başlar.Bu dönemi sağlıklı atlatabilmemiz için dengeli beslenme ve ağız bakımı önemlidir.

Hamilelik dönemi boyunca

·        Asitli ve yapışkan şekerli ,karamelli yiyeceklerden özellikle de yemek aralarında abur cubur şeklinde yeme alışkanlığından kaçınılmalıdır. (Bu tür gıdaları canımız çekdiğinde az miktar da tüketmek ve sonrasında fırçalamak,fırçalama imkanı yok ise suyla çalkalamak yada en azından su içerek ağızdaki şeker ve asit konsantrasyonunu seyreltmeliyiz.

·        A,C,D vitaminleri ,fosfor ve kalsiyum dan zengin meyve, sebze , süt ve süt ürünleri,et ,balık,yumurta gibi proteinden zengin yiyecekler diyet de gereken miktarda olmalıdır.

Bebeğimizin diş gelişiminin anne karnında başladığı düşünülürse hem kendi sağlığımız hem de bebeğin sağlığı ve diş gelişimi için dengeli beslenmenin önemi daha da iyi anlaşılır.

Diş sağlığı için A vitamini ,protein (et,süt, yumurta, meyve ve sebzeler) C vitamini(çilek ,narenciye ,domates) kalsiyum ( süt ve süt ürünleri yeşil yapraklı sebzeler)ve D vitamini(et ,balık ,süt ,yumurta) diyetimizde yeterince olmalıdır.Hamilelik boyunca gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.Böyle olunca da ilaç kullanımına gerek kalmayacak önlemleri almak, bu dönem hakkında bilgili ve donanımlı olmak en mantıklı olanıdır.Hasta olup tedavi olmak yerine hastalık dan korunmaya çalışmalıyız .Bebeğimize rehber olacağımız düşünülürse bu konular da gerekli bilgilerin edinilmesinin önemi daha da anlaşılır.

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları erken doğum riskini arttırır mı?

Şimdiye kadar hormonların, çürük yapıcı gıdalardan zengin diyetin ve yetersiz ağız hijyeninin hamilelik döneminde; diş eti hastalıkları ve çürüğe neden olabileceğine değindik.

Bu durum bizim hamilelik dönemi boyunca;

·        diş ağrısı çekmemize,

·        diş eti kanaması ve ağız kokusu gibi problemler yaşamamıza,

·        diş problemleri nedeni ile  beslenmenin önemli olduğu bu dönem de, sağlıklı ve dengeli beslenmemize engel olur.

Literatür de ayrıca Agresif periodontal hastalığı (hızlı ilerleyen diş eti iltihabı) olanlar da erken doğum (37 haftadan az ) ve düşük doğum ağırlığı (2,5 kg’dan az) görülme riskinin 7 kat fazla olduğu belirtilmektedir.

Burada erken doğumun, sebep olabileceği durumları da hatırlatmak da yarar var.

Erken doğan bebekler, düşük doğum ağırlığı ve buna bağlı;  nörolojik gelişim bozukluğu, astım, solunum enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, öğrenme zorluğu gibi bir çok istenmeyen problemlere yatkın olabilirler.

Tüm anne adaylarının, sorunsuz bir hamilelik  sonrası, sağlıkla bebeğini kucaklamasını diliyorum.

Hamileikte  diş  tedavileri  diş  anestezisi,  hamileyken kullanılan   antibiotikler  bebeğin  diş  sağlığını  nasıl  etkiler gibi soruların cevabını da  “Hamilelikte Diş Sağlığı 2”adlı  yazımızda  yer  vereceğiz
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Çocuklarda Anemi Belirtileri

Anemi hafif derecede seyrediyor ise çocukta herhangi bir bir belirti göstermeyebilir. Ancak bu konun ile ilgili yapılan laboratuar çalışmaları neticesinde kolaylıkla teşhis edilebilir. Eğer çocuktaki  kansızlık düzeyi fazla ise renginde solukluk, baş ağrısı,  çarpıntı, huzursuzluk, halsizlik, çabuk yorulma ve iştahsızlık gibi bulgular belirgin bir şekilde görülebilir.

Pika adı da verilen toprak yeme arzusu, buz, kağıt gibi normalde yenmemesi gereken şeylerin yenilmesi demir eksikliği anemisinin bir sonucu olarak karşımıza cıkmaktadır. Uzun süren demir eksikliği ptoblemlerinde tırnakların tıpkı kaşığa benzer şekilde iç kısma doğru çökmesi, ağız kenarlarında çatlamaların oluşması, dil yüzeyinin düzleşmesi,  ve yutkunma güçlüğünün yasanması gibi probkemler daha ziyade  çok yetişkin hastalarda rastlanan durumlardır.

Demir eksikliği problemi bulunan çocuklarda oturma, emekleme ve yürüme gibi motor becerilerde gecikme, davranış bozuklukları, öğrenmede güçlüğü çekme ve bağışıklık sisteminin azalmasına baglınolarak enfeksiyonlara yatkınlık gibi problemler gözlenmektedir. Tüm bunlarla birlikte özellikle süt çocukluğu döneminde demir eksikliği mevcutsa, bebek ağlarken katılma nöbetleri gözlenebilir. Eğer cocukta meydana gelen kansızlık ebeveynler tarafından fark edilmeden uzun süre bu şekilde devam ederse kalp yetmezliği meydana gelebilir. Çocuk bu durumda nefes alıp vermede güçlük, yoğun derecede halsizlik gibi olumsuzluklara maruz kalabilir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hangi Yiyecekler Boy Uzatıyor?

Süt
Kalsiyum, büyüme açısından cok önemli bir mineral kaynağıdır. Bu anlamda da süt, son derece mükemmel bir kalsiyum deposunolma özelliğine sahiptir.
Bunun yanı sıra kalsiyumun vücutta tutulmasını sağlayan A vitamini ve hücrelerin büyümesini sağlayan protein de ihtiva etmektedir. Süt, kolayca sindirilebilen bir besin olup proteinlerin en üst düzeyde özümlenmesini sağlamaktadır. Kaymağı alınmlan süt yağ içermez ve % 100 protein kaynağıdır. Özellikle büyüme çağında olan çocuklara herbgün düzenli olarak en azından 2-3 bardak süt içirilmelidir.

Süt Ürünleri
Sütün yanı sıra, süt ürünleri de boyun uzaması açısından son derece önemlidir. Özellikle peynir ve yoğurt A, B, D ve E vitaminleri yönünden son derece  zengindir ve aynı zamanda protein ve kalsiyum da içermekyedirler. D vitamini ve kalsiyum büyüme açısından çok önemli olduğundan dolayı eksikliği halinde boyun uzaması olumsuz etkilenencektir. Kalsiyum tüketimi özellikle eegenlik çağında çok gereklidir.

Tavuk
Tavuk hayvansal gıdalar arasında en zengin protein içeriğine sahip ialan kaynaklarındandır. Kas ve dokuların gelişimi için oldukça yüksek düzeyde protein içermektedir.

Kırmızı Et
Kırmızı et de önemli bir protein kaynağıdır ancak kolesterol düzeyini artırıcı etki gösteren yağlar da içerisinde yer almaktadır..
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

2 Yaş Sendromu Nedir?

Yalnızca emme refleksi.ile doğan o küçücük bebeğiniz büyüdü ve görüp işittiği ve hatta kokladığı tüm nesneleri merak etti.

Çevresindeki bu nesnelere ulaşıp onların ne olduklarına yönelik fikir edinmek için engellemeye, sonra da yürümeye başladı. Onun için daha çom yeni olan hayat, çok heyecanlı bir sürece döndü ve merak ettiği her şeyi eline almak, tatmak için can atar oldu. Ancak siz de bir anne olarak en değerli varlığınızı koruma içgüdüsüyle onun erişmek için büyük çaba harcadığı şeylere olumsuz yanıt verdiğinizde büyük bir tepkiyle size karşı koyduğuna sık sık şahit olabilirsiniz. Hatta çocuklar yaşadıkları bu sinir haliyle kendilerini yere atıp başını bir yerlere vurabilirler.

2 yaş; ebeveynler ve evin geri kalan bireyleri için son derece için zorlu bir dönemdir ve bu dönemde özellikle de anne babaların bilmesi gereken durum şudur ki o artık her şeyde size muhtaç olan bebeğiniz değil, tam tersi hayatın nasıl bir yer olduğunu tek başına çözmeye çalışan bir bireydir.

Bahse konu bu dönem çocuğun kendisini önce ailesine daha sonra da çevreye büyüdüğünü kanıtladığı bir dönemdir ve anne babalar için son derece zorlu bir süreçtir. Çocukların gösterdiği bu bağımsızlık döneminde çocuk kendi koyduğu kuralların geçerli olmasını ister ve aynı zamanda var olan her şeyin kendine ait olduğunu hisseder. Bu, son derece olağan bir süreçtir.
Çocuğunuz için son derece kritik olan bu süreç için bilmeniz gereken şey sizi ne kadar sinirlendirip yıpratsa da bu durumun geçici olduğu ve sabırlı olmanızın büyük önem arz etmesidir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...