Gebelikte Bilinçsiz İlaç Kullanımının Zararları

Birçok anne adayı hamilelik döneminde ilaç kullanması durumunda bebeğinin zarar göreceğini düşünür ve bundan kaçmaya çalışır.

Peki, gebelik döneminde kullanılan her ilaç bebek için ileri vadede bir sağlık riski oluşturmakta mı yoksa böyle bir risk taşımayan ilaçlar da var mı?
Elbette ki her ilaç bebeğin sağlığını tehdit edici etkiye sahip değildir. Gebe anne, kullanması gereken ilacın bir sağlık sorunu teşkil edip etmediğini öğrenmek için mutlaka doktoruna başvurmalı, doktoru uygun görürse ilaç kullanmaya başlamalıdır. Bu duruma sadece gebe anneler değil doğum kontrol hapı kullanmayıp gebelik riski taşıyan diğer kadınlar da dikkat etmelidirler. Hatta babalar günü gebelik döneminde ve riskli dönemlerde ilaç kullanmadan önce doktora başvurmalıdır. Zira yapılan araştırmalara göre baba adayının kullandığı zararlı bir ilaç sperm yolu ile embriyo için ciddi zararlara yol açabilmekte ve bebekte doğumsal anomelilere neden olabilmektedir.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Kızamık Neden Oluşur? Belirtileri ve Tedavisi

Kızamık, bir virüsün neden olduğu, ilkbahar veya kış sonlarında ortaya çıkan deride döküntü ve ateş ile kendini gösteren bulaşıcı bir hastalıktır.
Kızamık, kişinin kendini yorgun hissetmesine ve ateşlenmesine neden olduğundan okul ve iş hayatına da engel olur.

Tehlikeli bir hastalık olup karaciğer, akciğer ve orta kulakta iltihap ve ishal gibi hastalıkları da beraberinde getirebilir. Gebelikte yakalanılması durumunda çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Belirtileri:
-Ateş
-Titreme
-Ağız içinde beyaz lekeler
-Kuru be inatçı öksürük
-Gözlerde kızarma ve ışığa hassasiyet
– Ciltte döküntü
Tedavisi:
Bulaşıcı bir hastalık olmasından dolayı kızamık olan bireyin öncelikle diğer bireylerden uzak durması sağlanır. Özellikle okul kreş gibi yerlerde çok çabuk bulaşması mümkün olduğundan buralarda yayılması önlenmelidir.
Kızamık hastasının hastalığı sürecinde özel ortamlarında hijyen sağlanmalı, odası sık sık havalandırılmalı ve hastanın üşürmesi önlenmelidir. Bu hususlara dikkat edilmediği takdirde hastalığın ilerlemesi kaçınılmazdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Suçiçeği Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nedir?

Suçiçeği, virüs kökenli bulaşıcı bir hastalık olup, daha çok çocukluk çağlarında ortaya çıkmaktadır. Hastalığa neden olan virüs, varicella zoster virüsüdür. Suçiçeği hastalığını bir kere geçirmiş bir kişi ömür boyu bağışıklık kazanır.

Tanısı:
Hastalık deri döküntülü olduğundan dolayı tanı döküntülerle hemen konulabilir.
Belirtileri:
Suçiçeğinin kuluçka dönemi 2 3 gündür. Hastalığın belirtileri 3. haftadan itibaren kendini göstermeye başlar. İlk başlarda grip şeklinde başlar; daha sonra yüksek ateş ve deride sivilceler kendini gösterir. Vücuttaki döküntüler farklı boyuttadır ve kaşıntılıdır. Bu döküntüler buluştuktan 5 6 gün sonra kabuklu açmaya başlar ve bulaşıcı özelliğini yavaş yavaş yitirir. Döküntüler gözler ve ağız içinde de oluşabilmektedir.
Tedavisi:
Döküntü olan bölgelerde hastanın kaşıntısı normal ise losyon tedavisi, kaşıntı fazla ise ilaç tedavisi uygulanır. Çocukların tırnaklarının uzamasına izin verilmemeli, sık sık kesilmelidir. Bakterilere dayalı bir enfeksiyonun gelişmesini önlemek için hijyen kurallarına itinayla özen gösterilmelidir.

Suçiçeğinden korunmanın en önemli yolu bu hastalığa sahip kişilerden uzak durmak ve kişisel eşyalarını kesinlikle kullanmamaktır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

İshal (Diyare) Nedir?

İshal, genel tanımı ile dışkının normalden daha sık ve kıvamının sulu olması durumudur.
Gün içerisinde fazla sıvı tüketme veya meyve sebze yeme sonucunda görülen ishaller son derece normaldir ancak hepsi bu kadar masum değildir. Meyve ve sebzelerin içerisinde bulunan selüloz adı verilen madde sindirime uğramadığından fazla tüketilmesi durumunda ishale neden olabilmektedir. Bunun yanında fazla sıvı tüketildiği zaman vücuttaki fazla su dışkılama yolu ile dışarı atılmaktadır. Bu duruma fizyolojik ishal adı verilmektedir ve son derece masumdur. Ancak bu gibi durumların dışında ishal her zaman hafife alınmamalıdır. Çünkü ishal çok ciddi hastalıkların belirtisi de olabilmektedir. İshalde sıklığının artmış olmasının yanında asıl önemli olan dışkıdaki sıvı miktarının ne kadar arttığıdır.
Eğer ishal dört hafta sürmüş ise buna akut ishal, 4 haftadan fazla ise buna da kronik ishal adı verilmektedir.
7 günün altında olan ishaller genel itibari ile viral ya da bakteriyel kaynaklıdır. İshal sürecinde kaybedilen sıvı kaybı mutlaka karşılanmalıdır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Gebelikte Ultrasona Girmek Ne Kadar Güvenli?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Senai Aksoy ultrasonun gebeliğe etkisini anlattı.

Anne adaylarının kafasını en çok kurcalayan konulardan biri hamilelik takibi sırasında yapılan ultrasonografinin ne kadar güvenli olduğu. ART Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Senai Aksoy hamilelikte ultrasonografi hakkında en önemli soruları yanıtladı!

Ultrasonografi fetusun değerlendirilmesinde güvenli ve etkili bir yöntem olarak kabul edilir. Hamilelik takiplerinde yapılan ultrasonografik incelemeye ‘obstetrik ultrasonografi’ adı verilir. 1970’lerin son çeyreğinde kullanıma girmesinden bu yana ultrasonografi, obstetrik alanında kullanılan en önemli ve vazgeçilmez araçlardan biri olmuştur.

Herşeyin normal olduğu durumlarda adet gecikmesinden 1-2 hafta sonra gebelik varlığının saptanması ve bu gebeliğin rahim içinde yerleşmiş normal bir gebelik olduğunun gösterilmesi için ultrason incelemesi yapılır. Bunun dışında her rutin kontrolde ultrasonografi yapılabileceği gibi sadece 18-20 haftalarda anomali saptanması açısından ikinci düzey inceleme (detaylı ultrason) ve 34. haftada da bebeğin büyüklüğü ve pozisyonunu saptamak için ikinci bir inceleme yapılmasını öneren ekoller de mevcuttur.

Ülkemizde genelde her rutin kontrolde ultrason yapma eğilimi mevcuttur ve bu uygulama yanlış değildir. Ultrasonografinin uygulamaya girdiği dönemden günümüze kadar yapılan pek çok kontrollü çalışmada gelişmekte olan fetus üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olduğu gösterilmemiştir.

Transvajinal ultrasonografi nedir ve ne zaman kullanılır?
Özel olarak tasarlanmış problar yardımıyla ultrasonografi vajinal yoldan yapılabilir.
Bu yöntem pelvik organların değerlendirilmesinde çok daha kaliteli görüntü sağlar ve dolayısıyla çok daha etkilidir. Özellikle hamile olmayan ya da hamileliğinin çok erken döneminde olan kadınlarda transvajinal ultrasonografi tercih edilmelidir.

Transvajinal ultrasonografi ile fetal kalp atımları 5,5-6 haftada saptanabilir. Ayrıca baş-popo mesafesinin ölçümü bu tür incelemelerde daha tatminkar olmaktadır.

Bizim uygulamalarımızda 13. haftaya kadar tüm ultrason incelemeleri transvajinal yöntemle yapılmaktadır.

Obstetrik uygulamalar dışında genel jinekolojik incelemelerin hemen hepsinde transvajinal ultrasonografi tercih edilmelidir. Bu yöntemde hem görüntü kalitesi ve güvenilirliği daha yüksek olmakta hem de hastanın idrarının sıkışık olması gerekmediğinden, hatta tercihen mesanesinin boş olması gerektiğinden hasta açısından daha konforlu olmaktadır. Mesanenin dolması beklenmediğinden gereksiz zaman kaybı sorunu da ortadan kalkmaktadır.

Doppler Ultrason Nedir?

Doppler prensipi hem NST cihazlarında hem de bebeğin kalp atımlarının dinlenmesinde kullanılan cihazlarda uzun zamandır kullanılmaktadır. Bu prensibin ultrason cihazlarına adapte edilmesi obstetrik alanında yeni ufuklar açmıştır.

Bebeğe ait kan damarlarındaki kan akım şekillerinin değerlendirilmesine olanak tanıyan Doppler Ultrasonografi incelemesi bebeğin iyilik hali hakkında oldukça yararlı bilgiler verir.

"Color flow mapping" adı verilen teknoloji ise kan akımının monitör üzerinde renkler ile temsil edilen şekilde görülmesini sağlar. Bu yöntemde atardamar ve toplardamarlarda akan kan farklı renkler ile temsil edilir.

3 Boyutlu Ultrason Nedir? Geleneksel ultrasonografinin yerine kullanılabilir mi?

Bu cihazlar ilk zamanlarda değişik açılardan elde ettikleri görüntüyü bilgisayar yazılımları yardımıyla işledikten sonra ekrana yansıtmaktayken, günümüzde kullanılan gelişmiş cihazlar inceleme ile eş zamanlı olarak üç boyutlu görüntü üretebilmektedirler. Eş zamanlıdan kasıt prob hastanın karnına konulduğu andan itibaren istenilen 3 boyutlu görüntünün elde edilmesidir.

3 boyutlu ultrasonografinin önemi bebeğe ait bazı anomalilerin çok daha kolaylıkla saptanabilmesidir. Ayrıca anne baba adaylarının bebeklerini daha doğmadan görmeleri aralarındaki psikolojik bağın daha güçlü olmasında yardımcı rol oynar.

3 boyutlu ultrasonografi hala yeni bir teknoloji sayılabilir ve hakkında daha fazla çalışmaya gerek vardır. Günümüzde kabul edilen gerçek, üç boyutlu ultrasonografinin geleneksel ultrasonografiyi ortadan kaldıramayacağı ve bunun doppler incelemesi gibi yardımcı bir teknik olduğudur.

Ultrasonografinin bebeğe bir zararı var mıdır?

Ultrasonografi hamile kadınlar üzerinde 40 yıldan daha uzun bir süredir kullanılmaktadır. Ultrasonografide röntgen gibi iyonize radyasyon kullanılmadığından gelişmekte olan fetus üzerinde toksik etkiye sahip değildir.

Laboratuvar ortamında uzun süreli ultrason dalgalarına maruz kalınmasının dokularda hafif bir ısınmaya yol açabileceği gösterilmiş olsa da yapılan çok sayıda kliniik çalışmada ultrasonografinin insanlar ve hayvanlar üzerinde zararlı etkisinin olduğu gösterilememiştir. Yapılan sınırlı büyüklükteki çalışmalarda ultrasonografinin düşük doğum ağırlığı, solaklık ve işitme bozukluğu ile ilgili olduğu öne sürülmekle birlikte bu bulgular geniş hasta sayısı ile yapılan çok sayıda çalışmada doğrulanmamıştır.

Hamilelikte ultrason uygulamaları ile ilgili en büyük risk, özellikle yeterli tecrübeye sahip olmayan kişiler tarafından yapılan incelemelerde bazı fetal anomalilerin gözden kaçırılması riskidir. Bu riski en aza indirmek için tüm gebelik boyunca en az bir incelemenin başka bir hekim tarafından yapılması yaygın ve etkili bir uygulamadır. Merkezimizde de 19-21. haftalarda yapılan detaylı ultrason, perinatoloji eğitimi almış bir hekim tarafından yapılmaktadır.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...