Hamilelikten Önce ve Sonra

Bir kadının belki de en büyük değişim gördüğü farklı duygular hissettiği en farklı ve özel dönemidir hamilelik. Peki bu dönemde neler yaşanır?

İnsan tecrübe kazandıkça geriye dönüp bakıyor ve hatalarından ders çıkarıyor. Annelik, zaten tükürdüğünü yalama sanatı, o ayrı bir yazı konusu olur. Henüz hamile değilken konuştuklarımız, ideallerimiz, yapmayı planladıklarımız itinayla çöpe gidiyor çoğunlukla. Çocuklu hayat daha önceki hiçbir yaşantıya benzemiyor. Keyfi, sevgisi ayrı; yorgunluğu, zorlukları ayrı. Şimdi ikinci bebeğini bekleyen bir anne olarak şimdiki aklım olsaydı ilk bebeğimde neler yapardım diye düşünmeye başladım. Öncelikle hayatı daha basitleştirirdim, daha kolaylaştırırdım kendime. Sonra da…

Hamileyken daha çok fotoğraf çektiririm. Nedense bir gıcıklık(!) vardı üstümde ve hamile halimle fotoğraf karelerine girmek istemiyordum. Nedenini sormayın bilmiyorum. Kendimi iyi hissetmiyordum. Hayır, her şey yolundaydı ama benim aklım nerelerdeydi kim bilir.

Emzirme eğitimine giderdim. Ne eğitimi canım demeyelim. Anneliğin eğitimi de olur, emzirmenin de. Çoğumuz doğumdan sonra doğal olarak ve yakın çevremizin yardımlarıyla emzirmeye başlamışızdır. Şanslı olanlarımız konuya hemen adapte olup bu işi başarıyla sürdürmüşlerdir ama sanırım çoğu acemi anne emzirme ile ilgili sorunlar yaşıyordur. Ben acıdan ve ağrıdan ağlayarak emzirdim. 15-20 gün canım yandı, sonra geçti ama ben 9 ay boyunca sevmeden emzirdim. Belki diyorum biraz daha bilgili olsaydım, emzirmeyi doğru pozisyonlarda önceden başlasaydım benim için bu kadar travmatik olmazdı.

Yanıma yatırmazdım. Gece uykularım ağır basınca tembellik yapıp işin kolayına kaçmaz, emzirip gazını çıkarıp rahatlattığım bebeğimi kendi yatağına yatırıp, yanında uyumasını beklerdim.

Her bulduğum vakitte uyurdum. Yeni bebekle kalakalıyor ya insan. Bir daha hiç nefes alamayacakmış geliyor önceleri. O her uyuduğunda da fırsat yaratıp kendine bakmaya çalışıyorsun. Oysa şimdiki aklım olsa kahve içeyim, telefonla konuşayım, kendime vakit ayırayım diye sızlanacağıma gider yatağa yarım saat de olsa uyumaya çalışırdım.

Her gelen yardım teklifini kabul ederdim. Acemi annelik hevesiyle bebekle ilgili her işin altından kalkacağımız sandım. Ne var canım gece uyanmakta ukalalığını da yaptım, ‘yok siz ellemeyin ben hallederim’ saçmalığını da… Neyi hallediyorsun o uykusuz halinle. En azından çoğu lohusanın yanında birileri vardır. Annesi, kayınvalidesi, kardeşi, bir şeyi. Gelen yardımı asla geri çevirmemeli gurur yapıp. Beceremiyor denecek zannnedip her işe atlamamalı. Yorgunsan dinlenmelisin.

Gereksiz bebek alışverişleri yapmazdım. İlk bebekte herkes kesenin ağzını açıyor ve gördüğünü beğendiğini almak istiyor ve hatta alıyor. Sonra o alınanların neredeyse yarısı boşa gidiyor. Ya bir iki kullanımda kaldırılıyor ya da henüz ilk kullanımda mamnun kalınmayıp bir başkasına veriliyor. Ben mesela ne almazdım? 1) Dev mama sandalyesi almazdım. O kocaman ayaklarıyla bebeğin dengeli bir şekilde durmasını sağlıyor belki ama o ayaklara takılıp kaç kere düşme tehlikesi geçirdiğimi bilmiyorum bile. Mutfağın yarısını da kaplıyor. Onun yerine ev tipi ana kucaklarında katı gıdaya geçiş dönemini atlatır sonra da herhangi bir sandalyenin üstüne takılan booster – yükseltici mama koltuklarından kullanırdım. Ham daha ucuz hem de daha pratik. Üstelik o mama koltuklarını istediğiniz yere de taşıyabiliyorsunuz. 2) Sadece ilk 6-7 ay kullanılan o kocaman pusetlerden almazdım. Hafif, pratik, sağlam bir baston puseti 3 yaşına kadar rahatlıkla kullanıyorsunuz. İlk zamanlar sling ve anakucağı ile gayet güzel idare ediliyor zaten. O kocaman tekerlekli, ağır, katlandığında arabanın bagajının yarısını kaplayanlar her ne kadar göz alıcı olsa da çok seyahat eden, gezen bir aile için faciaya sebep olabiliyor. En basitinden karı-koca birbirinize girebiliyorsunuz ağırlığı ve boyutları yüzünden.

Yuvaya daha erken gönderirdim. Koray yuvaya başladığında 3 yaşına yaklaşıyordu. Ondan önce saatli oyun gruplarına götürüyordum. Sonra yuvaya iki günde adapte olduğunu görünce fark ettim ki o buna çoktan hazırmış. Kendi yaşındakilerle birarada olmak müthiş bir kendine güven veriyor çocuğa. Hem mutlu oluyor hem de sosyalleşiyor. 2 yaşında bir çocuğun yarım gün de olsa kendi yaşıtlarıyla birlikte olması harika bir şey.

Bir aksilik çıkmazsa ikinci bebekte yukarıdaki pişmanlıklarımın üstesinden gelip kendimce daha doğru olanı yapacağım.
Kaynak Siteye Teşekkürler.7gunsaglik.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...